
Şarku’l Avsat’ta yayımlanan Anton Mardasov imzalı analizde, İran’da patlak verecek geniş çaplı bir savaşın Rusya’ya kısa vadede ekonomik ve askeri bazı avantajlar sağlayabileceği, ancak uzun vadede Kremlin için ciddi stratejik maliyetler doğurabileceği belirtildi. Yazıda, Moskova’nın Ortadoğu’daki krizden enerji gelirleri, diplomatik manevra alanı ve Ukrayna cephesinde dolaylı rahatlama gibi alanlarda geçici kazanımlar elde edebileceği ifade edildi. Analize göre, Ortadoğu’daki savaş ihtimali petrol ve doğal gaz fiyatlarını yükselterek Rusya bütçesine önemli katkı sağlayabilir. Rus ekonomistlerin tahminlerine göre, nisan ayında petrol ve doğal gaz gelirlerinin mart ayına göre iki katına çıkarak 1 trilyon rubleye ulaşabileceği kaydedildi. Mart ayında bu rakam 617 milyar ruble olarak gerçekleşmişti. Yazıda, Rusya’nın yaptırımlara rağmen “gölge filo” üzerinden Hürmüz Boğazı’ndan petrol sevkiyatını sürdürdüğü, nisan başında bir günde 12 Rus gemisinin boğazdan geçtiği bilgisine yer verildi. Ancak analizde, bu ekonomik kazanımların kalıcı olmayabileceği vurgulandı. Ukrayna’nın Rus enerji altyapısına yönelik saldırılarının ihracat kapasitesini düşürdüğü, bu nedenle Moskova’nın enerji gelirlerindeki artıştan tam anlamıyla faydalanamayabileceği belirtildi. Ayrıca küresel enerji ve gıda krizinin derinleşmesinin uzun vadede talebi düşürerek Rusya ekonomisine zarar verebileceği ifade edildi.
Yazıda, savaşın askeri boyutuna ilişkin dikkat çekici değerlendirmeler de yer aldı. Buna göre, İran ile yaşanacak uzun süreli bir gerilim, ABD’nin askeri önceliklerini Ukrayna’dan Ortadoğu’ya kaydırabilir. Bu durumun, Ukrayna’nın hava savunma sistemleri ve mühimmat tedarikinde zorluk yaşamasına yol açabileceği kaydedildi. Analizde, ABD’nin savaşın ilk günlerinde binlerce hassas güdümlü mühimmat kullandığı ve bunun Washington’ın küresel askeri esnekliğini zorlayabileceği belirtildi. Öte yandan yazıda, Moskova’nın İran’a verebileceği desteğin sınırlı olduğu vurgulandı. Rusya’nın Tahran’a keşif, hedef belirleme ve bazı insansız hava aracı bileşenleri konusunda destek sağlamış olabileceği değerlendirilse de, bunun kapsamının dar olduğu ve Ukrayna’daki savaş nedeniyle Rus askeri sanayisinin zaten yoğun baskı altında bulunduğu ifade edildi.
Analizde, İran’daki savaşın yeni nesil savaş teknolojilerinin önemini de artırdığına dikkat çekildi. Yapay zekâ destekli güdümlü sistemlerin savaş alanında daha fazla rol oynadığı belirtilirken, Rusya’nın bu alandaki en büyük zafiyetlerinden birinin Batılı yapay zekâ altyapılarına bağımlılık olduğu kaydedildi. Bu durumun, Moskova’nın askeri modernizasyon kapasitesini sınırlayan önemli bir teknik sorun olduğu ifade edildi. Jeopolitik açıdan ise yazıda, Kremlin’in Ortadoğu krizini uluslararası sahnede etkisini artırmak için kullanmaya çalıştığı belirtildi. Ancak İran’a yönelik saldırıların, Rusya’nın önem verdiği BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi çok taraflı yapıların inandırıcılığını da test ettiği vurgulandı. Analize göre, İran gibi bir üyeye yönelik saldırı karşısında bu yapıların etkisiz kalması, Moskova’nın bölgesel nüfuz iddiasını zayıflatabilir.
Yazının dikkat çeken bölümlerinden biri de Türkiye’ye ilişkin değerlendirmeler oldu. Analizde, İran krizinin derinleşmesi halinde Türkiye’nin, Rusya, Azerbaycan ve İran ile birlikte kuzey güvenlik hattını güçlendirme arayışına girebileceği öne sürüldü. Ancak bunun, Ankara’nın ABD, NATO ve Körfez ülkeleriyle ilişkilerinde yeni gerilimler yaratabileceği ifade edildi.