
Hindistan ile Pakistan arasında geçen yıl yaşanan dört günlük savaşın ardından iki ülkenin de “zafer” ilan ettiği ancak çatışmanın her iki tarafın kırılganlıklarını da ortaya çıkardığı değerlendiriliyor. Özellikle hava savunma sistemleri, füze kapasitesi, siber savaş altyapısı ve diplomatik denge arayışları yeni dönemin temel tartışma başlıkları haline geldi.
Hindistan ile Pakistan arasında geçen yıl yaşanan çatışmaların ardından bölgedeki askeri denge yeniden tartışma konusu oldu. Al Jazeera’nın analizine göre taraflar savaşın ardından farklı alanlarda “iki kazanç ve iki kayıp” yaşadı. Hindistan, askeri kapasitesini ve hızlı operasyon kabiliyetini göstermeye çalışırken; Pakistan ise özellikle savunma sistemleri ve diplomatik manevra alanında avantaj elde ettiğini savundu. Ancak savaş aynı zamanda iki ülkenin de ciddi güvenlik açıklarını gün yüzüne çıkardı.
Analizde, çatışmaların en önemli sonuçlarından birinin “kontrollü savaş” anlayışının artık daha kırılgan hale gelmesi olduğu vurgulandı. Özellikle insansız hava araçları, uzun menzilli füze sistemleri ve elektronik harp teknolojileri nedeniyle gelecekte yaşanacak yeni bir çatışmanın çok daha yıkıcı olabileceği belirtiliyor.
Analize göre Hindistan savaş sonrası savunma modernizasyonunu hızlandırırken, Pakistan ise Çin ile askeri iş birliğini derinleştirme yoluna gitti. Bunun yanında İslamabad yönetiminin son dönemde yalnızca Güney Asya’da değil, İran-ABD gerilimi gibi daha geniş bölgesel krizlerde de arabulucu rolü üstlenmeye çalıştığı görülüyor.
Öte yandan çatışmaların ardından diplomatik ilişkilerde kalıcı bir normalleşme sağlanamadı. Taraflar arasında zaman zaman temas sinyalleri verilse de Keşmir başta olmak üzere temel sorun alanlarında herhangi bir çözüm ortaya çıkmış değil. Bu nedenle bölgedeki askeri rekabetin önümüzdeki yıllarda daha da sertleşebileceği değerlendiriliyor.
Analistler ayrıca nükleer caydırıcılığın artık tek başına savaşları engellemediğine dikkat çekiyor. Özellikle düşük yoğunluklu çatışmalar, siber operasyonlar ve vekil unsurlar üzerinden yürütülen mücadelelerin yeni dönemde daha belirleyici hale geldiği ifade ediliyor.