
Ama ben kendimi bir canavar gibi hissediyordum” başlıklı haberde, savaş sonrası travma, suçluluk duygusu ve “ahlaki yaralanma” olarak tanımlanan psikolojik yıkım ele alındı.
Haberde konuşan bir asker, terhis edildiğinde çevresinin kendisi için kutlama düzenlediğini, alkışlandığını ve kahraman ilan edildiğini söyledi. Ancak aynı asker, içeride bambaşka bir ruh hali yaşadığını belirterek, savaş sırasında tanık olduğu ve yapmak zorunda kaldığı bazı şeyleri zihninden atamadığını ifade etti.
“Ahlaki yaralanma” tartışması büyüyor
Haberde, klasik travma sonrası stres bozukluğundan farklı olarak “moral injury” yani ahlaki yaralanma kavramına dikkat çekiyor. Bu durum, kişinin savaşta yaptığı, tanık olduğu ya da engelleyemediği olaylar nedeniyle kendi vicdanıyla çatışmaya girmesi anlamına geliyor.
Gazze operasyonlarına katılan bazı askerlerin, resmi söylemde “kahraman” olarak sunulmasına rağmen, özel hayatlarında ağır suçluluk, utanç ve yabancılaşma yaşadığı aktarılıyor.
İsrail toplumunda sessizlik eleştirisi
Dosyada ayrıca, savaş sonrası psikolojik sorunların İsrail kamuoyunda yeterince konuşulmadığı ve askerlerin çoğu zaman sessiz kalmaya zorlandığı öne sürülüyor. Habere göre birçok asker, yaşadıklarını anlatmaları halinde toplumdan dışlanmaktan veya “ihanetle” suçlanmaktan çekiniyor.
Bu nedenle bazı eski askerlerin anonim şekilde konuşmayı tercih ettiği, bazılarının ise profesyonel destek almadan yaşamlarını sürdürmekte zorlandığı ifade edildi.
Gazze savaşının görünmeyen cephesi
Gazze’deki savaşın insani bilançosu uluslararası ölçekte tartışılırken, Haaretz’in dosyası çatışmanın İsrail tarafındaki görünmeyen psikolojik etkilerine de ışık tuttu. Özellikle uzun süreli operasyonlara katılan askerler arasında ruh sağlığı sorunlarının arttığı yönündeki değerlendirmeler dikkat çekiyor.