Gezegende ki en tehlikeli iki kişi

Middle East Eye’ın genel yayın yönetmeni David Hearst tarafından kaleme alınan analiz yazısı, Donald Trump ile Benjamin Netanyahu’nun güncel politikalarının küresel ölçekte ciddi bir istikrarsızlık riski yarattığını ve Trump-Netanyahu’nun gezegendeki en tehlikeli iki kişi olduğunu savunuyor

Haber Giriş Tarihi: 30.04.2026 10:37
Haber Güncellenme Tarihi: 30.04.2026 10:37
https://haberdeger.com/

Yazı, özellikle İran merkezli gerilim üzerinden şekillenen yeni savaş dinamiklerinin kontrol edilemez bir sürece sürüklendiğini öne çıkarıyor.

Analize göre Washington ile Tel Aviv arasındaki stratejik uyum, klasik ittifak ilişkisinin ötesine geçmiş durumda.Yazıda, Trump’ın İran rejiminin hızla çökeceğine dair varsayımının gerçeklikle örtüşmediği vurgulanıyor. Aksine, İran toplumunda yaşanan gelişmeler bu tür dış müdahalelerin rejimi zayıflatmak yerine konsolide edebileceğini gösteriyor. İran’da geniş kitlelerin mobilize olması ve intikam söyleminin güçlenmesi, çatışmanın beklenenin tersine büyüme eğilimi taşıdığını ortaya koyuyor.

Hesaplanamayan sonuçlar ve en tehlikeli kumar

Metinde dikkat çeken en önemli iddialardan biri, İran’a yönelik saldırıların savaşın kapsamını genişletmesi. İran’ın doğrudan ve dolaylı yollarla karşılık verme kapasitesi, Körfez’den Doğu Akdeniz’e kadar uzanan bir etki alanı yaratıyor.

Enerji altyapılarına yönelik saldırılar, deniz ticaret yollarının riske girmesi ve bölge ülkelerinin çatışmaya çekilmesi ihtimali, krizin ekonomik boyutunu da büyütüyor. Bu durum, küresel piyasaları ve enerji güvenliğini de doğrudan etkileyebilecek bir tablo ortaya çıkarıyor.

Yazının merkezinde yer alan temel eleştiri, Trump ve Netanyahu’nun İran’da rejim değişikliği hedefleyen yaklaşımına yöneliyor. Bu stratejinin üç olası sonucu olduğu belirtiliyor:

Rejimin ayakta kalması ve daha sert bir yapıya dönüşmesi

Rejimin çökmesi ancak daha radikal bir yapının ortaya çıkması

Ülkenin uzun süreli kaosa sürüklenmesi

Bu senaryoların her biri, bölgesel istikrar açısından “kazan-kazan” değil, aksine “kaybet-kaybet” sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyor.

Kişisel siyaset ve güç vizyonu eleştirisi

Hearst’e göre krizin büyümesinde liderlerin kişisel siyaset tarzı belirleyici. Trump’ın dış politikada güç gösterisine dayalı yaklaşımı ile Netanyahu’nun bölgesel üstünlük hedefi birleştiğinde, ortaya daha agresif ve riskli bir strateji çıkıyor.

Bu bağlamda yazı, savaşın rasyonel devlet politikalarından ziyade liderlerin kişisel hesapları ve ideolojik hedefleri tarafından şekillendiği tezini öne sürüyor. Bu durum, çatışmanın öngörülebilirliğini azaltıyor ve diplomatik çözüm ihtimalini zayıflatıyor.

Analizde dikkat çekilen bir diğer unsur ise Avrupa’nın etkisizliği. ABD-İsrail ekseninde gelişen bu sürece Avrupa’nın güçlü bir denge unsuru oluşturamaması, krizin daha da derinleşmesine yol açıyor.

Bu durum uluslararası sistemin genelinde de bir güç boşluğu ve liderlik krizine işaret ediyor. Yazı, mevcut küresel düzenin bu tür krizleri yönetme kapasitesinin giderek zayıfladığına dikkat çekiyor.