İran’dan Kritik Hamle: Nükleer Dosya Moskova’ya Taşındı

Ortadoğu merkezli Şarku’l Avsat tarafından aktarılan ve Said Tanios imzasını taşıyan analiz, İran’ın nükleer dosya etrafında yürüttüğü yeni diplomatik hamleleri ve bu süreçte Rusya’yı merkez alan stratejik yönelimini kapsamlı biçimde ele alıyor.

Haber Giriş Tarihi: 01.05.2026 08:35
Haber Güncellenme Tarihi: 01.05.2026 08:35
https://haberdeger.com/

Analize göre Tahran, Washington ile tıkanan müzakere sürecini çok taraflı bir zemine yayarak hem askeri gerilimi düşürmeyi hem de nükleer dosyayı yeniden tanımlamayı hedefliyor.

Haberde öne çıkan en dikkat çekici unsur, İran’ın nükleer meselesi ile bölgesel savaşı doğrudan ilişkilendiren yeni yaklaşımı. Tahran’ın sunduğu üç aşamalı plan; ABD ve İsrail saldırılarının durdurulması, deniz ablukasının kaldırılması ve buna karşılık nükleer programın geçici olarak sınırlandırılması gibi karşılıklı adımları içeriyor. Bu çerçevede Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması da müzakerenin kritik unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.

Bu yaklaşım, klasik nükleer müzakere çerçevesinin dışına çıkarak dosyayı askeri ve jeopolitik bir pazarlık alanına dönüştürüyor. İran böylece nükleer programını tek başına bir kriz başlığı olmaktan çıkarıp daha geniş bir güvenlik denklemine yerleştiriyor.

Moskova’nın “garantörlük” rolü yeniden masada

Analize göre Vladimir Putin ile Abbas Arakçi arasındaki görüşmelerin merkezinde, Rusya’nın yeniden “garantör güç” olarak devreye girmesi yer alıyor. Özellikle yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumun Rusya’da depolanması seçeneği, 2015 nükleer anlaşmasını hatırlatan bir model olarak yeniden gündeme taşınıyor.

Bu öneri, hem Batı’nın güvenlik kaygılarını yatıştırmayı hem de İran’ın nükleer faaliyetlerini tamamen durdurmadan denetim altına almayı amaçlıyor. Moskova’nın bu süreçte arabulucu olarak konumlanması ise Rusya’nın Ortadoğu’daki diplomatik ağırlığını yeniden artırma arayışının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Haberde dikkat çeken bir diğer kavram, İran’ın “dosyaları dağıtma” stratejisi. Bu yaklaşım, nükleer mesele, askeri gerilim, deniz güvenliği ve bölgesel dengeleri tek bir pazarlık başlığı altında değil, farklı müzakere kanallarına yayarak ilerletmeyi öngörüyor. Bu strateji sayesinde Tahran, hem baskıyı azaltmayı hem de müzakere alanını genişleterek elini güçlendirmeyi hedefliyor. Aynı zamanda farklı aktörleri sürece dahil ederek ABD ile yürütülen ikili müzakerelerin yarattığı sıkışmayı aşmaya çalışıyor.

Rusya için fırsat

Analiz, Moskova’nın bu süreçteki rolüne de özel bir yer ayırıyor. Sergey Lavrov ve Kremlin yetkililerinin açıklamaları, Rusya’nın Ortadoğu’daki diplomatik rolünü yeniden canlandırma isteğini ortaya koyuyor.

Özellikle ABD’nin doğrudan müzakerelerde zorlandığı bir ortamda Rusya’nın “güvenli arabulucu” olarak öne çıkması, küresel güç dengeleri açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. İran’ın da Moskova’yı, hassas tavizlerin kamuoyuna sızmadan tartışılabileceği güvenli bir platform olarak gördüğü belirtiliyor.

Haberde yer verilen Rus uzman görüşleri, Donald Trump yönetiminin İran politikasının istikrarsızlığına dikkat çekiyor. Analize göre Washington, bir yandan müzakere arayışını sürdürürken diğer yandan iç siyasi dengeler ve güç mücadeleleri nedeniyle net bir strateji ortaya koyamıyor.

Bu durum, İran’ın çok taraflı diplomasiye yönelmesini hızlandırırken, Rusya’nın arabulucu rolünü daha cazip hale getiriyor.

Şarku’l Avsat’ın aktardığı analiz, Ortadoğu’da yeni bir diplomatik mimarinin şekillenmekte olduğunu ortaya koyuyor. İran, nükleer dosyayı askeri ve ekonomik başlıklarla birleştirerek pazarlık gücünü artırmaya çalışırken; Rusya bu süreci kendi küresel rolünü yeniden inşa etmek için kullanıyor.

Ortaya çıkan tablo, klasik ABD-İran müzakere hattının ötesine geçen, çok aktörlü ve çok katmanlı yeni bir jeopolitik denkleme işaret ediyor. Bu denklemde nükleer mesele artık bölgesel savaşın ve küresel güç rekabetinin merkezinde yer alan stratejik bir araç haline geliyor.