Konsolosluk Saldırısında Soruşturma Genişliyor: Dijital Deliller Ne Anlatıyor?

Dosyanın en dikkat çekici boyutu, şüphelilerin dijital materyallerinde IŞİD’le bağlantılı çok sayıda unsurun bulunması oldu.

Haber Giriş Tarihi: 13.04.2026 14:47
Haber Güncellenme Tarihi: 13.04.2026 14:47
https://haberdeger.com/

T24’ün haberine göre, İsrail Konsolosluğu önünde düzenlenen saldırının münferit bir öfke patlamasından çok daha örgütlü, ideolojik ve hazırlıklı bir yapının ürünü olabileceğine işaret ediyor. Dosyaya giren dijital materyaller, yazışmalar, silah aramaları ve keşif kayıtları; saldırının arka planında uzun süredir izlenen radikal ağların etkisini yeniden gündeme taşıdı.

İstanbul Beşiktaş’ta bir süredir boş olan konsolosluk binasının önünde 7 Nisan’da gerçekleşen saldırıda üç saldırgan etkisiz hale getirilirken, iki polis memuru yaralandı. Olayın ardından başlatılan geniş çaplı soruşturmada 17 kişi gözaltına alındı; bunlardan 9’u tutuklandı, bazı şüpheliler ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Savcılığın sevk yazısına yansıyan bilgiler, saldırının yalnızca sahadaki faillerle sınırlı olmadığını; destek, lojistik ve ideolojik bağlar açısından daha geniş bir çerçevede ele alındığını gösteriyor.

Dosyanın en dikkat çekici boyutu, şüphelilerin dijital materyallerinde IŞİD’le bağlantılı çok sayıda unsurun bulunması oldu. Soruşturma belgelerine göre, Türkiye’de “Ebu Hanzala” olarak bilinen Halis Bayancuk başta olmak üzere, örgütle ilişkilendirilen isimlere ait çok sayıda görsel, video ve propaganda içeriği ele geçirildi. Bunun yanı sıra, bazı şüphelilerin telefonlarında radikal ideolojik paylaşımlar, cihat çağrıları ve IŞİD operasyonlarına ilişkin yoğun arama geçmişleri tespit edildi. Bu bulgular, saldırının yalnızca siyasi bir tepki değil, belirli bir ideolojik hat üzerinden beslendiği değerlendirmelerini güçlendirdi.

Savcılık dosyasına göre, saldırıdan sonra tutuklanan isimlerden bazılarının, eylemde kullanılan araçla doğrudan bağlantılı olduğu belirlendi. Kırmızı renkli Hyundai marka araca ait görsellerin şüphelilerin cihazlarında bulunması, olay öncesi araç temini ve kullanımına ilişkin planlamanın önceden yapıldığına işaret etti. Bazı şüpheliler arasında para transferi ve yoğun iletişim trafiği saptanması da saldırının dağınık bireysel ilişkilerle değil, koordineli bir yapı içinde hazırlandığı şüphesini kuvvetlendirdi.

Dosyada yer alan bir diğer kritik unsur ise silah ve mühimmat araştırmaları oldu. Tutuklu şüphelilerden birinin telefonunda “ruhsatsız silah nasıl alınır” başlıklı içerikler ile saldırıda kullanıldığı değerlendirilen uzun namlulu silah ve tabanca türlerine ilişkin aramalar bulundu. Bazı şüphelilerin cihazlarında çok sayıda silah fotoğrafı, atış görüntüleri ve silah ticaretine ilişkin mesajlaşmaların yer alması, saldırının spontane gelişmediğini; operasyonel hazırlığın haftalar öncesine uzanmış olabileceğini ortaya koydu.

Soruşturma kapsamında ortaya çıkan keşif iddiaları da dikkat çekici. Emniyet kaynaklarına göre saldırıdan önce 1 ve 2 Nisan tarihlerinde konsolosluk çevresinde keşif yapıldı. Şüphelilerin güvenlik yoğunluğunu gözlemlediği, eylem için öğle saatlerini seçmeyi planladığı ve keşif sırasında kullanılan aracın daha sonra silah ve mühimmat temini için elden çıkarıldığı değerlendiriliyor. Bu detaylar, saldırının hedef, zamanlama ve lojistik bakımından önceden kurgulandığını düşündürüyor.

İfadelerde geçen “Konsolosluğun boş olduğunu duyduk” cümlesi ise soruşturmanın en hassas başlıklarından biri haline geldi. Bu ifade, saldırganların hedefe ilişkin içeriden ya da dolaylı bir bilgi alıp almadığı sorusunu gündeme taşıdı. Emniyet birimleri bu iddiayı doğrudan doğrulamasa da, dosyada “istihbarat izi” şüphesinin ayrıca değerlendirildiği belirtiliyor. Bu nedenle soruşturma, yalnızca saldırıyı gerçekleştiren çekirdek grupla sınırlı kalmayıp, olası bilgi sızmaları ve bağlantı hatları açısından da derinleştiriliyor.

Ortaya çıkan tablo, Türkiye’de geçmişte farklı biçimlerde varlık gösteren radikal hücre yapılanmalarının hâlâ güvenlik açısından ciddi risk oluşturduğunu bir kez daha gösterdi. Dosyadaki dijital izler, propaganda etkisi, silah hazırlıkları ve keşif kayıtları birlikte değerlendirildiğinde, olayın yalnızca bir güvenlik vakası değil; uzun süreli radikalleşme, ağ ilişkileri ve zafiyetler açısından çok katmanlı bir dosya olduğu görülüyor. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni gözaltılar ya da daha geniş bağlantıların ortaya çıkması ihtimali gündemdeki yerini koruyor.