Project Syndicate Yazdı: Batı, Rusya’yı Hâlâ Yanlış Okuyor

Uluslararası düşünce platformu Project Syndicate’te yayımlanan dikkat çekici analizde, Inna Bondarenko ve Daniel Sleat, Batı dünyasının Rusya’nın dış politika mantığını uzun süredir yanlış değerlendirdiğini savundu.

Haber Giriş Tarihi: 22.04.2026 00:27
Haber Güncellenme Tarihi: 22.04.2026 00:27
https://haberdeger.com/

Yazarlara göre Moskova ne tamamen irrasyonel hareket eden öngörülemez bir aktör, ne de dünyayı baştan tasarlayacak kusursuz bir büyük stratejiye sahip. Gerçek tablo ise bu iki yaklaşımın ortasında yer alıyor.

Analize göre Vladimir Putin yönetimindeki Rusya kendisini hâlâ büyük güç ve Batı liberalizmine karşı “medeniyet alternatifi” olarak görüyor. Ancak Kremlin’in ne Sovyetler benzeri küresel bir model sunabilecek ekonomik kapasitesi var ne de uluslararası sistemi yeniden kurabilecek gücü bulunuyor. Bu nedenle Moskova’nın önceliği doğrudan hâkimiyet kurmak değil, rakiplerini yıpratmak ve mevcut düzeni sarsmak.

“Rusya’nın Stratejisi Fetih Değil, Bozma Gücü”

Yazarlar, Batı başkentlerinde sıkça yapılan hatanın Rusya’yı ya aşırı güçlü ya da tamamen çökmüş bir devlet gibi görmek olduğunu belirtiyor. Oysa Rusya, sınırlı kaynaklarını maksimum siyasi etki üretmek için kullanıyor. Siber operasyonlar, dezenformasyon kampanyaları, enerji baskısı, bölgesel krizlerde fırsatçılık ve Batı içindeki kutuplaşmaları derinleştirme çabaları bu yaklaşımın temel araçları arasında gösteriliyor.

Ukrayna Savaşı Sonrası Yeni Okuma

Makale, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrasında da Batı’nın Rusya’yı anlamakta zorlandığını savunuyor. Bazı çevrelerin Moskova’yı Avrupa’nın tamamını hedefleyen durdurulamaz yayılmacı güç olarak sunduğu, bazılarının ise rejimi irrasyonel ve çökmeye yakın gördüğü ifade ediliyor. Yazarlara göre her iki bakış da eksik; çünkü Rusya’nın gücü sınırlı olsa da zarar verme kapasitesi devam ediyor.

Batı’ya Uyarı: Abartmayın, Küçümsemeyin

Bondarenko ve Sleat’e göre Batı için en doğru strateji, Rusya’yı ne olduğundan büyük görmek ne de küçümsemek. Bunun yerine Kremlin’in asıl hedefinin kuralları yıkmak, ittifakları bölmek ve rakip toplumların direncini aşındırmak olduğunu kabul eden daha gerçekçi bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.