Putin Pekin’de Ne Arıyor? Moskova’nın Çin’e Artan Bağımlılığı Yeni Dönemin İşareti mi?

Putin ve Xi Jinping'in görüşmeleri, Rusya'nın Batı yaptırımları sonrası Çin'e ekonomik ve diplomatik bağımlılığının arttığını gösteriyor. Gündemde enerji projeleri, dolar dışı ticaret ve küresel denge siyaseti yer alıyor.

Haber Giriş Tarihi: 22.05.2026 16:57
Haber Güncellenme Tarihi: 22.05.2026 16:57
https://haberdeger.com/

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile yaptığı görüşmeler, Ukrayna savaşı sonrası giderek derinleşen Rusya-Çin yakınlaşmasının yeni aşaması olarak değerlendiriliyor. Batı yaptırımları altında ekonomik baskı yaşayan Moskova’nın, enerji ihracatı, finans sistemi ve diplomatik destek konusunda Pekin’e daha fazla ihtiyaç duyduğu yorumları yapılıyor.

Şarku’l Avsat’ın analizine göre Kremlin, bu ziyaret sırasında özellikle çözülmemiş ticari meseleleri sonuçlandırmayı ve Çin ile ekonomik entegrasyonu derinleştirmeyi hedefliyor. Ancak dikkat çeken nokta, ilişkideki güç dengesinin giderek Çin lehine kayması. Rusya her ne kadar bu ortaklığı “eşit stratejik iş birliği” olarak sunsa da, enerji satışları ve dış ticaret açısından Pekin’e bağımlılığın arttığı belirtiliyor.

Enerji ve Ticaret Masanın Merkezinde

Görüşmelerin en kritik başlıklarından biri “Sibirya’nın Gücü-2” doğal gaz hattı oldu. Rus gazını Moğolistan üzerinden Çin’e taşımayı hedefleyen proje, Kremlin açısından Avrupa pazarının kaybını telafi edecek stratejik bir çıkış yolu olarak görülüyor. Ancak nihai anlaşmanın hâlâ imzalanmamış olması, Pekin’in pazarlık gücünü koruduğunu gösteriyor.

Ukrayna savaşından sonra Çin, Rus enerji ürünlerinin en büyük alıcısına dönüştü. Analizlere göre Pekin yönetimi, 2022’den bu yana Rusya’dan yüz milyarlarca dolarlık fosil yakıt satın aldı. Bu tablo, Moskova’nın Batı’dan koparken ekonomik olarak doğuya yönelmesini hızlandırdı. Zirvede ayrıca ulusal para birimleriyle ticaretin artırılması, dolar dışı ödeme sistemlerinin genişletilmesi ve ortak finans altyapılarının güçlendirilmesi gibi başlıkların da gündeme geldiği bildirildi.

Trump Sonrası Pekin Dengesi

Putin’in ziyareti, ABD Başkanı Donald Trump’ın Pekin temaslarından hemen sonra gerçekleşti. Bu zamanlama, uluslararası medyada dikkat çekici bulundu. Çin’in aynı hafta içinde hem Washington hem Moskova ile üst düzey temas yürütmesi, Pekin’in küresel denge siyasetini sürdürdüğü şeklinde yorumlandı.

Uzmanlara göre Çin, bir yandan Rusya ile “sınırsız ortaklık” söylemini korurken diğer yandan Batı ile ekonomik bağlarını koparmamaya çalışıyor. Bu nedenle Pekin’in Ukrayna savaşında tamamen Moskova çizgisine oturmaktan kaçındığı belirtiliyor. Çin yönetimi kendisini hâlâ “potansiyel arabulucu” olarak sunmaya devam ediyor.

Son yıllarda Batı yaptırımları, teknoloji kısıtlamaları ve finansal izolasyon nedeniyle Rusya’nın manevra alanı daraldı. Bu nedenle Kremlin’in Çin ile ilişkileri artık ideolojik tercihten çok stratejik zorunluluk olarak gördüğü ifade ediliyor. Moskova için Pekin; enerji pazarı, teknoloji tedarikçisi, finans ortağı ve diplomatik koruma kalkanı anlamına geliyor.

Ancak bu yakınlaşma beraberinde yeni bir tartışmayı da büyütüyor: Rusya, Batı’ya karşı direnirken giderek Çin’in ekonomik hinterlandına mı dönüşüyor? Özellikle enerji projelerinde fiyat ve şartların büyük ölçüde Çin tarafından belirlenmesi, Moskova’nın pazarlık gücünün zayıfladığı yönündeki yorumları artırıyor.