
The Guardian tarafından yayımlanan son analiz, bu sorunun artık teorik bir tartışma olmaktan çıktığını ortaya koyuyor. Donald Trump’ın NATO’ya yönelik sert çıkışları, Avrupa müttefiklerine dönük baskısı ve Washington’un güvenlik şemsiyesini siyasi pazarlık aracına dönüştürmesi, Avrupa başkentlerinde alarm zillerini çaldırdı.
Habere göre Avrupa Birliği liderleri, kamuoyunda fazla bilinmeyen ancak stratejik açıdan kritik bir mekanizmayı yeniden canlandırmaya çalışıyor: AB Antlaşması’nın 42.7 maddesi.
Bu madde, herhangi bir AB üyesi ülke saldırıya uğrarsa diğer üyelerin yardım etmesini öngörüyor. Bir anlamda Avrupa’nın kendi “kolektif savunma maddesi” olarak görülüyor. Şimdiye dek bu hüküm sadece Fransa tarafından 2015 Paris saldırılarından sonra işletilmişti. Şimdi ise ilk kez sistematik bir güvenlik alternatifi olarak ele alınıyor.
Trump faktörü: Güven bunalımı derinleşiyor
Donald Trump’ın ikinci döneminde NATO üyelerine yönelik dili Avrupa’da ciddi rahatsızlık yaratmış durumda. Özellikle savunma harcamaları, İran savaşına destek vermeyen müttefiklerin cezalandırılması ve ittifak bağlılığının sorgulanması gibi başlıklar, transatlantik ilişkilerde yeni bir kriz yarattı.
İspanya hakkında NATO üyeliğinin askıya alınmasının Pentagon iç yazışmalarında gündeme geldiği iddiası Avrupa’da şok etkisi yarattı. NATO sözleşmesinde böyle bir mekanizma bulunmasa da, bu tür tartışmalar bile Washington’un yaklaşımını göstermesi bakımından önemli görülüyor.
En dikkat çekici gelişmelerden biri de doğu kanadından geldi. Donald Tusk, ABD’nin olası bir Rus saldırısında gerçekten sadık kalıp kalmayacağını sorguladı. Bu açıklama sembolik açıdan büyük önem taşıyor. Çünkü Polonya, Avrupa’da ABD güvenlik garantisine en çok yaslanan ülkelerden biri olarak biliniyor. Eğer Varşova bile emin değilse, Berlin, Paris ve Brüksel’deki hesapların daha da değiştiği düşünülüyor.
Avrupa neden şimdi harekete geçti?
Bu dönüşümün üç temel nedeni var: Washington’da yönetimler değiştikçe Avrupa güvenlik politikası da dalgalanıyor. Ukrayna savaşı sonrası kıta savunması yeniden merkezi gündem haline geldi. Avrupa orduları uzun süredir Amerikan silah sistemleri, istihbarat ağları ve lojistik kapasiteye bağımlı. Bu nedenle mesele aslında radar, füze savunması, uydu sistemleri, mühimmat üretimi ve komuta zinciri kapasitesi.
Kısa vadede tam anlamıyla birleşik bir Avrupa ordusu zor görünüyor. Çünkü:
Fransa stratejik özerklik istiyor
Almanya daha temkinli ilerliyor
Doğu Avrupa ülkeleri ABD bağının sürmesini istiyor
Küçük ülkeler maliyet kaygısı taşıyor
Ancak ortak mühimmat üretimi, ortak hava savunması, hızlı müdahale gücü ve ortak komuta merkezleri gibi ara modeller hız kazanabilir.
Avrupa bugün resmi olarak NATO’dan kopmuyor. Fakat zihinsel kopuş başlamış durumda. Trump’ın söylemleri, Avrupa elitlerine şu gerçeği yeniden hatırlattı: Bir kıta, güvenliğini başka bir kıtanın seçim sonuçlarına teslim edemez.