ABD-İsrail’in İran Savaşı Irak’ı Nasıl Parçalıyor?

2026'da başlayan ABD-İsrail ve İran savaşı, Irak'ı ana cepheye dönüştürdü. Şii milislerin yükselişi, ABD üslerine saldırılar ve Bağdat-Erbil gerilimi, ülkeyi jeopolitik bir parçalanma ve fiili bölünme riskiyle karşı karşıya bırakıyor.

Haber Giriş Tarihi: 23.05.2026 15:01
Haber Güncellenme Tarihi: 23.05.2026 15:01
https://haberdeger.com/

Ortadoğu’daki savaş sadece İran ile İsrail arasında yürüyen bir askeri hesaplaşma olmaktan çoktan çıktı. Washington ile Tel Aviv’in İran’a karşı yürüttüğü geniş ölçekli savaşın en ağır jeopolitik kırılmalarından biri bugün Irak’ta yaşanıyor. Özellikle Bağdat-Erbil hattında büyüyen gerilim, Şii milislerin güç kazanması, ABD üslerine yönelik saldırılar ve Kürt Bölgesi’nin yeniden çatışma alanına dönüşmesi, Irak’ın fiilen yeni bir bölünme sürecine sürüklendiği yorumlarını beraberinde getiriyor. Newsweek’e konuşan eski bir Irak başbakanı danışmanının “Irak savaşın dışında değil, doğrudan coğrafyasının içinde” sözleri, bugün ülkede oluşan atmosferi özetliyor.

2026’da başlayan ABD-İsrail merkezli İran savaşı sadece Tahran’ın nükleer altyapısını hedef almadı. İran’ın bölgesel nüfuz ağını parçalamayı amaçlayan yeni bir stratejik doktrin devreye sokuldu. Ancak bu doktrinin en kırılgan cephesi Irak oldu. Çünkü Irak, hem İran destekli Şii milislerin en güçlü olduğu ülke hem de ABD’nin bölgedeki askeri ve istihbari varlığının merkezi konumunda. Bu nedenle Irak, savaşın doğrudan ana cephelerinden biri haline geldi.

Özellikle Haşdi Şabi’ye bağlı gruplar ile İran’a yakın silahlı yapılar, ABD üslerine ve Kürt Bölgesi’ndeki askeri alanlara yönelik saldırıları artırdı. Buna karşılık ABD ve İsrail’in Irak içindeki milis hedeflerine düzenlediği hava operasyonları, Bağdat yönetimini son derece zor bir pozisyona sürükledi. Bir yandan Washington ile ilişkileri korumaya çalışan Sudani hükümeti, diğer yandan İran’a yakın siyasi blokların baskısı altında kaldı. Bu tablo, Irak devletini yeniden “çok başlı güvenlik düzenine” sürüklemeye başladı.

Bağdat ile Erbil Arasında Yeni Fay Hattı

Savaşın Irak içindeki en kritik etkilerinden biri ise Kürt Bölgesi üzerinde görülüyor. Çünkü İran’a yakın milis gruplar, Erbil’i giderek daha fazla “Amerikan üssü” olarak tanımlıyor. ABD’nin Erbil çevresindeki askeri varlığı ve istihbarat altyapısı, Kürt Bölgesi’ni İran eksenindeki grupların hedefi haline getiriyor.

Son aylarda özellikle Erbil çevresindeki üsler, radar sistemleri ve lojistik noktalar sık sık saldırı tehdidi altında kaldı. İran yanlısı grupların Kürt Bölgesi’ni savaşın aktif parçası olarak görmeye başlaması, Bağdat-Erbil ilişkilerini de derinden etkiliyor. Çünkü merkezi hükümet, Kürt Bölgesi’ni tam anlamıyla koruyabilecek kapasiteye sahip görünmüyor. Bu durum ise Kürt yönetimini daha fazla Batı desteğine yöneltiyor.

Ortaya çıkan tablo aslında Irak’ın 2003 sonrası en tehlikeli dönemlerinden birine işaret ediyor. Bir tarafta İran’a yakın milis yapılar devlet içinde paralel güç haline gelirken, diğer tarafta Kürt Bölgesi kendi güvenliğini bağımsız şekilde sağlamaya çalışıyor. Bu durum, Irak’ta fiili bölünmenin daha görünür hale gelmesine neden oluyor.

İran’ın Irak Stratejisi Değişiyor

Tahran açısından Irak savaşın hayati tampon bölgesi. İran, İsrail ve ABD ile doğrudan çatışmanın baskısını azaltabilmek için Irak’taki milis ağlarını daha aktif hale getiriyor. Özellikle Kataib Hizbullah, Ehl el-Hak ve Nuceba Hareketi gibi gruplar, İran’ın bölgesel caydırıcılığının parçasına dönüştü.

Bu süreçte İran’ın temel hedeflerinden biri, ABD’nin Irak’taki askeri varlığını sürdürülemez hale getirmek. Ancak bu strateji Irak devletini içeriden çökerten yeni bir baskı oluşturuyor. Çünkü Bağdat yönetimi, hem İran’ın baskısını hem de Washington’un güvenlik taleplerini aynı anda yönetemiyor.

Bazı Iraklı uzmanlara göre bugün ülkede yaşanan kriz, 2006’daki mezhep savaşından bile daha tehlikeli. Çünkü bu kez sorun jeopolitik parçalanma riski içeriyor. Şii milislerin güç kazanması, Sünni bölgelerde yeni huzursuzluklar yaratırken, Kürt Bölgesi’nin farklı bir güvenlik mimarisine yönelmesi Irak’ın ortak devlet yapısını zayıflatıyor.

ABD’nin Stratejik Açmazı

Washington açısından da Irak giderek kontrolden çıkan bir alana dönüşüyor. Reuters’ın aktardığı analizlerde, Trump yönetiminin İran savaşında taktik başarılar elde etmesine rağmen stratejik hedeflere ulaşamadığı vurgulanıyor. İran’ın hala bölgesel nüfuzunu koruması ve savaşın Irak gibi ülkelerde yeni kriz alanları üretmesi, ABD’nin uzun vadeli planlarını zora sokuyor.

Özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki kriz, enerji piyasalarını sarsarken Irak’ın petrol gelirlerini ve ekonomik dengesini de tehdit ediyor. İsrail ekonomisinin bile savaş nedeniyle daralma yaşadığı bir dönemde, kırılgan Irak ekonomisinin uzun süre bu baskıya dayanamayacağı değerlendiriliyor.

ABD’nin İran destekli milislere yönelik operasyonları artırması ise Irak’ta milliyetçi ve anti-Amerikan söylemleri yeniden yükseltti. Bağdat’taki Yeşil Bölge çevresinde yaşanan protestolar ve ABD Büyükelçiliği çevresindeki gerilim, ülkedeki toplumsal kırılganlığın ne kadar arttığını gösterdi.

Bugün Ortadoğu’daki büyük güç mücadelesinin merkezlerinden biri Irak olarak görülüyor. Çünkü Irak; İran’ın nüfuz alanı, ABD’nin askeri ağı, İsrail’in güvenlik stratejisi ve Kürtlerin bölgesel geleceğinin kesiştiği en kritik coğrafya haline geldi.

Bu nedenle savaş uzadıkça Irak’ın toplumsal ve coğrafi olarak da parçalanma riski büyüyor. Şii milislerin yükselişi, Kürt Bölgesi’nin daha bağımsız güvenlik politikalarına yönelmesi ve merkezi devlet otoritesinin zayıflaması, ülkeyi yeniden “çok merkezli bir çatışma alanına” dönüştürüyor.

Ortadoğu uzmanlarına göre önümüzdeki süreçte Irak’taki kriz, İran savaşının en belirleyici sonucu olabilir. Çünkü İran ile İsrail arasındaki savaş bir gün sona erse bile, Irak içinde oluşan yeni fay hatlarının kolay kolay kapanmayacağı değerlendiriliyor.