Amerikan Yahudilerinde tarihi kırılma: Trump’a öfke, Netanyahu’ya derin güvensizlik

Amerikan Yahudileri arasında İsrail'e bağlılık sürse de Netanyahu hükümetine duyulan güven hızla azalıyor. Anketler, seçmenlerin Netanyahu'nun savaş politikalarına ve Trump ile yakın ilişkilerine karşı derin bir siyasi ve ahlaki kopuş yaşadığını gösteriyor.

Haber Giriş Tarihi: 19.05.2026 13:21
Haber Güncellenme Tarihi: 19.05.2026 13:21
https://haberdeger.com/

Haaretz’in 28 Nisan 2026 tarihli podcastinde dile getirilen temel tespit, Amerikan Yahudi toplumunda artık sadece Donald Trump’a dönük geleneksel Demokrat tepkinin değil, Benjamin Netanyahu’ya karşı daha derin bir siyasal ve ahlaki kopuşun da oluştuğunu gösteriyor. Podcastte Haaretz yazarı Joshua Leifer, Amerikalı seçmenin Gazze savaşını “uzaktan izlenen, dramatik ve ağır bir insani kriz” olarak gördüğünü; fakat ABD-İsrail ekseninde İran’a karşı yürütülen savaşın Amerikan iç siyasetinde çok daha doğrudan sonuçlar ürettiğini söylüyor. Leifer’e göre Washington’da güçlenen algı, “Amerika’nın kimsenin istemediği bir savaşa sürüklendiği” ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiği yönünde.

Bu tablo, Amerikan Yahudilerinin İsrail’den koptuğu anlamına gelmiyor. Daha karmaşık bir gerçek var: Amerikan Yahudi toplumu içinde İsrail’in varlığına, Yahudi güvenliğine ve antisemitizm tehdidine ilişkin hassasiyet sürüyor; fakat Netanyahu hükümetinin savaş siyaseti, aşırı sağla kurduğu ittifaklar ve Trump yönetimiyle kurduğu yakın ilişki, bu bağlılığı giderek daha sancılı hale getiriyor.

Pew Research Center’ın Mart 2026’da yaptığı ankete göre ABD kamuoyunda İsrail’e yönelik olumsuz bakış keskin biçimde yükseldi. Amerikalıların yüzde 60’ı İsrail hakkında olumsuz görüş bildirirken, yüzde 59’u Netanyahu’nun dünya meselelerinde doğru olanı yapacağına çok az güvendiğini ya da hiç güvenmediğini söyledi. Pew’e göre bu olumsuzlaşma özellikle genç seçmenlerde ve Demokratlarda daha belirgin.

Amerikan Yahudileri açısından mesele daha da hassas. Jewish Electorate Institute’un 2025 anketinde Amerikan Yahudi seçmenlerinin yüzde 72’si Trump’ın başkanlık performansını onaylamadığını söyledi. Aynı ankette çoğunluk, ülkenin yanlış yöne gittiği görüşündeydi. Trump’ın antisemitizmle mücadele performansında bile onay oranı düşük kaldı; Amerikan Yahudi seçmenlerinin yüzde 56’sı bu alandaki tutumunu onaylamadığını belirtti.

Fakat Haaretz’in işaret ettiği yeni kırılma noktası burada başlıyor: Amerikan Yahudilerinin Trump’a mesafesi şaşırtıcı değil; asıl dikkat çekici olan, Netanyahu’ya dönük güvensizliğin daha sert bir siyasal anlam kazanması. Netanyahu artık Amerikan Yahudilerini ABD iç siyasetinin en zehirli fay hatlarına sürükleyen bir figür olarak da görülüyor.

J Street’in Mart 2026’da yayımladığı ankete göre Amerikan Yahudilerinin yüzde 60’ı ABD’nin İran’a yönelik askeri eylemine karşı çıkıyor. Yüzde 77’si Trump’ın İran savaşına dair açık bir planı ve misyonu olmadığını düşünüyor. Yüzde 63’lük kesim İran’ın nükleer programına karşı diplomasi ve yaptırımları askeri seçenekten daha etkili görüyor.

Bu veriler, Amerikan Yahudi toplumunda “İsrail’i desteklemek” ile “Netanyahu’nun savaş çizgisini desteklemek” arasındaki ayrımın artık daha açık kurulduğunu gösteriyor. Başka bir ifadeyle, İsrail’e bağlılık duygusu Netanyahu hükümetine otomatik destek üretmiyor.

Associated Press’in Gallup verilerine dayandırdığı analiz de aynı eğilimi destekliyor. ABD’de İsrail’in Gazze’deki askeri harekâtına destek yaklaşık üçte bire kadar gerilerken, Amerikalıların yaklaşık yüzde 60’ı bu harekâtı onaylamadığını belirtti. Netanyahu’ya yönelik olumsuz görüş de Gallup ölçümlerinde tarihsel olarak en yüksek seviyelerden birine çıktı.

Bu nedenle mesele artık Gazze savaşı değil. Gazze, Amerikan kamuoyunda İsrail’e yönelik ahlaki meşruiyet tartışmasını büyüttü. İran savaşı ise bu tartışmayı Amerikan seçmeninin cebine, güvenlik kaygısına ve dış politika yorgunluğuna taşıdı. Bir savaş uzaktan izlenen trajedi olarak kalabilir; fakat başka bir savaş benzin fiyatlarına, askerî risklere, seçim kampanyalarına ve Kongre’deki yardım paketlerine dokunduğunda iç siyasetin merkezine yerleşir.

Netanyahu’nun Amerikan sağındaki Evangelist ve Trumpçı çevrelerle kurduğu yakınlık, İsrail hükümetine kısa vadede siyasi koruma sağlıyor olabilir. Ancak uzun vadede bu ilişki, Amerikan Yahudileri açısından ciddi bir temsil krizine dönüşüyor. Çünkü Amerikan Yahudilerinin büyük bölümü tarihsel olarak Demokrat Parti’ye yakın, liberal değerlere bağlı ve Trumpçılığın otoriter, göçmen karşıtı, kültürel savaşçı diline mesafeli. Netanyahu’nun bu blokla özdeşleşmesi, İsrail’i Amerikan Yahudi toplumunun doğal siyasi evinden uzaklaştırıyor.

Bu yüzden Haaretz’in başlığındaki sert ifade daha derin bir kopuşun özeti. Amerikan Yahudileri Trump’tan hoşlanmıyor; fakat Netanyahu’ya duyulan tepki, İsrail adına konuştuğunu iddia eden bir liderin Amerikan Yahudilerini ahlaki, siyasi ve toplumsal olarak savunulması zor bir pozisyona itmesinden kaynaklanıyor.

Amerikan Yahudi toplumunda yeni denklem şu şekilde beliriyor: İsrail’e bağlılık devam ediyor, antisemitizm korkusu büyüyor, fakat Netanyahu hükümetine duyulan güven hızla eriyor. Trump ise bu krizi daha da derinleştiriyor; çünkü İsrail desteğini liberal Yahudi hassasiyetleriyle değil, Amerikan sağının kültür savaşı diliyle yeniden tanımlıyor.

Bu tablo İsrail açısından stratejik bir uyarıdır. İsrail, Amerikan desteğini Cumhuriyetçi Parti’ye, Evangelist tabana ve Trumpçı dış politika çizgisine yaslarsa, ABD’deki en önemli tarihsel toplumsal dayanaklarından biri olan Amerikan Yahudi merkezini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır. Bugün yaşanan şey, İsrail karşıtlığından çok Netanyahu çizgisine karşı büyüyen bir güven krizidir. Ancak bu kriz derinleşirse İsrail’in Washington’daki geleneksel meşruiyet mimarisinin de sarsılması mümkündür.