
Avrupa’nın güvenlik gündemi son yıllarda hızla değişiyor. Bir zamanlar kıtanın temel korkuları arasında enerji krizleri, göç dalgaları, siber saldırılar ve terör tehdidi öne çıkarken, bugün Avrupa başkentlerinde başka bir mesele çok daha ciddi biçimde tartışılıyor: İnsansız hava araçları.
Özellikle Ukrayna savaşıyla birlikte Avrupa güvenlik bürokrasisi yeni bir gerçekle yüzleşti. Modern savaş artık tanklar, savaş uçakları ve füze sistemleriyle yürütülmüyor. Küçük, ucuz, taşınabilir ve bazen ticari amaçlarla satılan dronlar artık devletlerin askeri dengelerini değiştirebilecek kapasiteye ulaşmış durumda. Avrupa istihbarat raporlarında son dönemde limanlar, enerji tesisleri, askeri üsler, nükleer santraller ve kritik altyapılar çevresinde görülen “tanımlanamayan dron hareketlilikleri” giderek daha sık yer almaya başladı. Yani bir dönem hobi teknolojisi gibi görülen insansız hava araçları, artık Avrupa’nın güvenlik mimarisini sorgulatan yeni bir kırılma alanına dönüşüyor.
Ukrayna savaşı Avrupa’nın bütün güvenlik anlayışını değiştirdi
Avrupa’daki korkunun merkezinde büyük ölçüde Ukrayna savaşı bulunuyor. Çünkü savaş boyunca ortaya çıkan görüntüler, modern askeri doktrinlerin ciddi biçimde sarsılmasına yol açtı. Rus tanklarının birkaç bin dolarlık FPV dronlarla imha edilmesi, savaş gemilerinin insansız sistemlerle hedef alınması ve enerji altyapılarının düşük maliyetli hava araçlarıyla vurulması, Avrupa ordularında derin bir alarm yarattı. NATO çevrelerinde yapılan birçok değerlendirmede artık şu soru soruluyor: Eğer ucuz dronlar milyarlarca dolarlık askeri sistemleri etkisiz hale getirebiliyorsa, Avrupa’nın mevcut savunma mimarisi ne kadar dayanıklı?
Bu soru özellikle Baltık ülkeleri, Polonya, Almanya ve Fransa’da güvenlik politikalarının merkezine yerleşmiş durumda.
Çünkü Avrupa’nın askeri yapılanması büyük ölçüde klasik tehditlere göre tasarlanmıştı. Radar sistemleri savaş uçaklarını tespit etmeye odaklıydı. Hava savunma sistemleri balistik füzelere göre organize edilmişti. Ancak bugün Avrupa’nın karşı karşıya olduğu tehdit çok daha farklı: Düşük irtifada hareket eden, küçük boyutlu, bazen plastik malzemeden üretilmiş, radar izi son derece düşük araçlar. Savunma uzmanlarına göre Avrupa’nın yaşadığı asıl kriz, “yüksek teknolojiye karşı düşük maliyetli tehditler” çağının başlaması.
Almanya’daki bazı askeri tesislerin çevresinde tanımlanamayan dron hareketleri rapor edildi. İngiltere’de kritik altyapılar çevresinde benzer olaylar yaşandı. Fransa’da nükleer santrallerin yakınlarında görülen dronlar güvenlik tartışmalarını büyüttü. Baltık Denizi çevresindeki enerji hatları ve denizaltı kablolarına ilişkin sabotaj endişeleriyle birlikte, Avrupa güvenlik kurumları artık hava sahasını çok daha agresif biçimde izlemeye başladı.
Birçok olayın faili resmi olarak açıklanmadı. Ancak Avrupa güvenlik çevrelerinde temel kaygı şu: Bu dronlar yalnızca keşif amacıyla mı kullanılıyor, yoksa gelecekteki olası operasyonlar için altyapı mı hazırlanıyor?
Özellikle Rusya ile NATO arasındaki gerilimin yükseldiği bir dönemde, Avrupa’daki istihbarat servisleri “hibrit savaş” kavramına daha fazla odaklanıyor. Bu strateji siber operasyonları, sabotaj girişimlerini, enerji krizlerini, dezenformasyonu ve insansız sistemleri de kapsıyor.
Birkaç bin dolarlık teknoloji nasıl milyarlarca dolarlık savunmayı tehdit ediyor?
Güvenlik uzmanlarına göre dronların yarattığı en büyük dönüşüm, “maliyet dengesi”ni değiştirmesi. Modern hava savunma sistemleri milyonlarca dolarlık füzelere dayanıyor. Ancak bazı durumlarda birkaç yüz dolarlık bir dronu düşürmek için çok daha pahalı sistemler kullanılması gerekiyor. Bu durum uzun vadede savunma ekonomisini zorlayan yeni bir denklem yaratıyor.
Örneğin Ukrayna savaşında kullanılan bazı kamikaze dronların maliyetinin birkaç bin dolar seviyesinde olduğu belirtiliyor. Buna karşılık bu araçları durdurmak için kullanılan hava savunma füzeleri yüz binlerce dolara mal olabiliyor.
Avrupa orduları işte bu nedenle yeni savunma konseptleri geliştiriyor. Lazer sistemleri, elektronik karıştırıcılar, sinyal bozucular ve yapay zekâ destekli hava savunma ağları artık Avrupa savunma sanayisinin öncelikli alanları arasında yer alıyor. Kısacası Avrupa’nın savaş psikolojiside değişiyor.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa toplumları büyük ölçüde savaşın kıta dışına itildiği bir düzen içinde yaşadı. Balkan savaşları bile Batı Avrupa açısından sınırlı bir tehdit olarak görüldü. Ancak Ukrayna savaşıyla birlikte Avrupa halkları ilk kez modern savaşın şehirlerin çok yakınına geldiğini hissetmeye başladı.
Bu nedenle Avrupa’da son dönemde “kritik altyapı güvenliği” kavramı çok daha merkezi hale geldi. Limanlar, enerji boru hatları, veri merkezleri, denizaltı iletişim kabloları ve lojistik ağlar artık askeri üsler kadar stratejik görülüyor.
Çin faktörü neden Avrupa’yı ayrıca endişelendiriyor?
Avrupa’daki tartışmaların önemli bir bölümü de Çin merkezli dron teknolojileri etrafında dönüyor. Küresel ticari dron pazarının büyük kısmı Çin şirketlerinin kontrolünde bulunuyor. Avrupa güvenlik kurumları ise bu durumun uzun vadede veri güvenliği ve stratejik bağımlılık sorunları yaratabileceğini düşünüyor.
Bazı Avrupa ülkeleri kamu kurumlarında kullanılan dron sistemlerini yeniden değerlendirmeye başladı. Özellikle haritalama, altyapı analizi ve güvenlik gözlemleri gibi alanlarda kullanılan ticari dronların veri akışı giderek daha fazla tartışılıyor.
Çünkü modern dronlar sadece uçuçmuyor üstelik büyük miktarda veri toplayan mobil istihbarat platformları olarak görülüyor. Bu durum Avrupa’daki güvenlik tartışmasını daha karmaşık hale getiriyor.
Savunma uzmanları gelecekteki en büyük riskin “sürü dron teknolojisi” olduğunu düşünüyor. Bu sistemlerde yüzlerce küçük dron aynı anda hareket ederek koordineli operasyonlar gerçekleştirebiliyor. Yapay zekâ destekli bu ağların klasik savunma sistemlerini zorlayabileceği değerlendiriliyor.
Avrupa orduları henüz bu yeni savaş biçimine tam anlamıyla hazır değil. Birçok askeri raporda, gelecekteki çatışmaların otonom sistemler, yapay zekâ ağları ve insansız platformlarla şekilleneceği belirtiliyor.
Ve Avrupa, bu yeni çağın kurallarını henüz tam olarak çözebilmiş değil.