
Çin’in son yıllarda yürüttüğü siber operasyonlar sadece “hackleme” faaliyetleri olarak değerlendirilmiyor. Batılı güvenlik çevrelerinde giderek güçlenen yeni değerlendirmeye göre Pekin, klasik casusluk anlayışını aşarak “veri merkezli istihbarat devleti” modeline geçiyor. Özellikle Çin bağlantılı “Salt Typhoon” operasyonlarının ortaya çıkardığı tablo, ABD’nin telekom altyapısından kritik devlet sistemlerine kadar uzanan geniş bir dijital haritalama stratejisinin yürürlükte olduğunu gösteriyor.
ABD merkezli strateji platformu War on the Rocks’ta yayımlanan analizde, Çin’in hedefinin toplumları, kurumları ve devlet yapılarını büyük veri akışları üzerinden modellemek olduğu vurgulandı. Analize göre Pekin yönetimi, milyonlarca dijital veri noktasını bir araya getirerek ülkelerin iletişim ağlarını, bürokratik ilişkilerini, kriz anındaki reflekslerini ve zayıf halkalarını önceden haritalıyor.
Çin’in Yeni Stratejisi: “Makine Üstünlüğü”
Batılı güvenlik uzmanlarının “Makine Üstünlüğü” olarak tanımladığı bu yaklaşım, geleneksel istihbarattan farklı işliyor. Klasik casuslukta hedef; belirli bir devlet sırrına, belgeye ya da kritik kişiye ulaşmaktı. Çin’in yeni yaklaşımında ise amaç, devasa veri yığınlarını yapay zekâ destekli sistemlerle analiz ederek bütün bir toplumun dijital simülasyonunu oluşturmak.
Salt Typhoon operasyonları bu modelin en görünür örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Microsoft’un Çin bağlantılı olduğu iddiasıyla takip ettiği grup; telekom şirketleri, internet altyapıları ve kritik ağ sistemlerine sızarak trafik akışı, bağlantı ilişkileri, kullanıcı davranışları ve iletişim örüntülerini topluyor.
Batılı istihbarat çevrelerine göre bu yöntem sayesinde Çin, gelecekteki bir kriz ya da savaş senaryosu ortaya çıkmadan önce rakip devletlerin “dijital haritasını” çıkarabiliyor. Böylece kriz anında karar alma, baskı kurma veya sabotaj süreçleri çok daha hızlı yürütülebiliyor.
ABD Telekom Sistemlerine Sızma İddiası
Salt Typhoon’un adının küresel ölçekte duyulması, ABD telekom altyapılarına yönelik saldırılar sonrası oldu. Amerikan güvenlik kaynaklarına göre Çin bağlantılı grup; bazı telekom şirketlerinin sistemlerine sızarak çağrı verileri, mesaj trafiği ve kritik iletişim ağlarına ilişkin metadata topladı.
Batı medyasında yer alan değerlendirmelerde, operasyonun yalnızca teknik bir saldırı olmadığı; ABD’nin iç güvenlik ve istihbarat kapasitesini ölçmeye dönük stratejik bir keşif hamlesi olduğu belirtiliyor. Özellikle güvenlik kurumlarının yasal dinleme süreçlerinde kullandığı özel portalların hedef alınması, Washington’da ciddi alarma yol açtı.
Foreign Affairs dergisinde yayımlanan değerlendirmede ise Salt Typhoon operasyonlarının, ABD’nin dijital altyapısındaki kırılganlığı açığa çıkardığı ifade edildi. Analizde, Çin’in siber kapasitesinin kriz zamanlarında ekonomik ve siyasi baskı aracı olarak da kullanılabileceği vurgulandı.
Yapay Zeka ve “Dijital Kopya” Dönemi
Batılı güvenlik uzmanlarını asıl endişelendiren unsur ise Çin’in bu veri akışını yapay zekâ ile birleştirmesi. War on the Rocks analizine göre modern makine öğrenmesi sistemleri; sosyal ağları, kurumsal hiyerarşileri ve insan ilişkilerini insan analistlerden çok daha hızlı analiz edebiliyor.
Bu süreç, “dijital dossier” adı verilen yeni bir kavramı gündeme taşıyor. Yani bireylerin davranışlarını, bağlantılarını, alışkanlıklarını ve zayıf noktalarını içeren büyük dijital profiller oluşturuluyor. Uzmanlara göre bu profiller; gelecekte insan devşirme operasyonlarından psikolojik savaş faaliyetlerine kadar birçok alanda kullanılabilir.
Analizde dikkat çeken değerlendirmelerden biri de şu oldu: Artık mesele bilgiyi en hızlı şekilde işleyerek rakibin önüne geçmek. Başka bir ifadeyle geleceğin istihbarat savaşı “ajanlar” arasında değil, veri işleme kapasitesi arasında yaşanacak.
Avrupa da Hedefte
Salt Typhoon’un faaliyetlerinin yalnızca ABD ile sınırlı olmadığı belirtiliyor. Hollanda istihbaratı dahil birçok Avrupa güvenlik kurumu, Çin bağlantılı grupların Avrupa’daki telekom ve kritik altyapıları hedef aldığını açıkladı.
Özellikle küçük internet servis sağlayıcıları ve ağ yönlendirme sistemlerinin hedef alınması, Çin’in geniş çaplı “altyapı haritalama” stratejisi yürüttüğü yorumlarına neden oldu. Batılı uzmanlara göre Pekin, doğrudan saldırıdan önce küresel dijital damarları tanımaya çalışıyor.
Salt Typhoon dosyası, ABD’de yalnızca bir siber güvenlik tartışması yaratmadı. Aynı zamanda “ulusal veri egemenliği” tartışmasını da yeniden başlattı. Analistlere göre Washington uzun yıllardır teknoloji şirketleri ile devlet güvenliği arasındaki ilişkiyi parçalı biçimde yürütüyor. Çin ise devlet, özel sektör ve akademiyi tek bir güvenlik mimarisi içinde birleştiriyor.