
İngiltere merkezli Middle East Eye, Sudan’daki iç savaşın küresel gündemden nasıl sessizce çıkarıldığını sorgulayan dikkat çekici bir analiz yayımladı. Yazıda, özellikle İran savaşıyla birlikte uluslararası medyanın ve büyük güçlerin odağının tamamen değiştiği, Sudan’daki insani felaketin ise görünmez hale geldiği vurgulanıyor.
2023’te başlayan Sudan iç savaşı, bugün dünyanın en büyük insani krizlerinden biri olarak görülüyor. Ancak Gazze, İran-İsrail gerilimi, Körfez’deki enerji savaşları ve küresel güvenlik krizleri büyüdükçe Sudan dosyası uluslararası manşetlerden çekildi. ABD-İsrail eksenli İran savaşı sonrası Ortadoğu’daki jeopolitik dengeler tamamen yeniden şekillenirken, Sudan’daki savaş ikinci plana itildi.
Dış İlişkiler Konseyi’nin (CFR) yayımladığı son raporlara göre Sudan’da milyonlarca insan açlık, göç ve yıkımla karşı karşıya. Ülkenin batısındaki Darfur bölgesinde “soykırım belirtileri” taşıyan saldırılar yaşandığı belirtilirken, savaşın ölüm bilançosunun on binlerden yüz binlere uzandığı ifade ediliyor. Buna rağmen uluslararası diplomasi cephesinde ciddi bir ilerleme sağlanamıyor.
Sudan’da İran Etkisi
Middle East Eye’ın analizine göre Sudan’daki kriz artık Sudanlı tarafların savaşı olmaktan çıktı. Ülke; İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Mısır ve Batılı aktörlerin nüfuz mücadelesine dönüşmüş durumda. Özellikle İran’ın Sudan ordusuyla geliştirdiği askeri ilişkiler dikkat çekiyor.
Son dönemde İran’ın Sudan ordusuna drone ve askeri teknoloji desteği verdiğine dair çok sayıda uluslararası rapor yayımlandı. Bu destek sayesinde Sudan ordusunun bazı cephelerde ilerleme kaydettiği belirtiliyor. İran’ın Kızıldeniz hattında yeni bir stratejik alan oluşturmak istediği ve Sudan’ı bu planın merkezlerinden biri olarak gördüğü öne sürülüyor.
Bu durum Körfez ülkelerinde de ciddi bir rahatsızlık yaratıyor. Özellikle İran savaşı sonrası Körfez’in güvenlik mimarisi yeniden tartışılırken, Sudan’daki İran etkisi doğrudan Ortadoğu güvenliği bağlamında ele alınıyor.
Financial Times’ın bugün yayımladığı başka bir analizde ise Sudan ordusunun içinde İran’a yakın İslamcı yapıların yeniden güç kazandığı ve bunun Batı’da yeni güvenlik endişeleri doğurduğu belirtiliyor.
Küresel medya neden Sudan’ı unuttu?
Middle East Eye’ın temel sorusu tam da burada başlıyor: Dünyanın en büyük açlık ve göç krizlerinden biri neden artık manşet olmuyor?
Analize göre bunun birkaç nedeni var. Birincisi, İran savaşı küresel enerji piyasalarını, deniz yollarını ve büyük güç rekabetini doğrudan etkiliyor. Hürmüz Boğazı krizi, petrol fiyatları ve Körfez güvenliği dünya ekonomisini etkilediği için medya ilgisi de doğal olarak bu bölgeye kayıyor.
İkinci neden ise Sudan savaşının “uzayan kriz” haline dönüşmesi. Batı medyasında artık ani şok etkisi yaratan görüntüler yerine kronikleşmiş bir savaş algısı oluşmuş durumda. Bu da kamuoyu ilgisinin düşmesine yol açıyor. Aynı süreç daha önce Yemen ve Suriye savaşlarında da yaşanmıştı.
Üçüncü ve belki de en önemli neden ise büyük güçlerin Sudan’daki savaşı artık insani bir mesele olarak görmüyor aksine stratejik bir denklem olarak görmeye başlaması. Kızıldeniz ticaret yolları, Afrika’daki askeri üs rekabeti, İran’ın nüfuz alanı ve Körfez’in güvenlik mimarisi Sudan dosyasnı tamamen jeopolitik bir zemine çekmiş durumda.
Analize göre Sudan’daki savaşın görünmez hale gelmesi, savaşın bittiği anlamına gelmiyor. Tam tersine, dış müdahalelerin artması ülkeyi daha büyük bir vekalet savaşına dönüştürüyor. İran’ın Sudan’daki etkisi, BAE’nin bazı paramiliter yapılara verdiği destek iddiaları ve Mısır-Suudi ekseninin güvenlik kaygıları, Sudan’ı Afrika ile Ortadoğu arasında yeni bir jeopolitik kırılma hattına dönüştürüyor.
Bugün dünya manşetleri İran savaşına odaklanmış olabilir. Ancak Sudan’daki savaş sessizce büyümeye devam ediyor. Ve görünen o ki, küresel sistem yeni krizlere yöneldikçe Sudan gibi ülkeler yalnızca “unutulan savaşlar” kategorisine itiliyor.