İsrail’de İstihbarat Savaşı: Netanyahu’nun Mossad Planı

Netanyahu'nun Tümgeneral Roman Gofman'ı Mossad'ın başına getirme hazırlığı, İsrail'de güvenlik kurumlarının siyasallaştığı tartışmalarını başlattı. Etik iddialar ve ideolojik çizgisiyle tartışılan Gofman'ın ataması, devlet içinde güç savaşı olarak görülüyor.

Haber Giriş Tarihi: 26.05.2026 14:35
Haber Güncellenme Tarihi: 26.05.2026 14:35
https://haberdeger.com/

İsrail’de son yılların en tartışmalı güvenlik atamalarından biri yaşanıyor. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, uzun yıllardır kendi çevresinde tuttuğu ve askeri sekreterliğini yapan Tümgeneral Roman Gofman’ı Mossad’ın başına getirmeye hazırlanırken, Tel Aviv’de istihbarat bürokrasisinin önemli bölümü de alarm veriyor.

Şarku’l Avsat’ta yayımlanan ve Kemal Allam imzasını taşıyan analizde, Roman Gofman’ın Netanyahu’nun İsrail güvenlik mimarisini kendi siyasi ideolojisine göre yeniden şekillendirme hamlesinin merkezindeki isim olduğu belirtiliyor. Analize göre Tel Aviv’de artık tartışma devletin güvenlik kurumlarının “siyasallaşması.”

İsrail’de özellikle 7 Ekim sonrası oluşan atmosferde Netanyahu’ya yönelik güven krizi giderek derinleşmiş durumda. İsrail kamuoyunun önemli bir bölümü, Hamas saldırısı öncesindeki istihbarat başarısızlığının doğrudan siyasi iktidarın müdahaleleriyle bağlantılı olduğunu düşünüyor. Bu nedenle Roman Gofman’ın Mossad’ın başına getirilmesi, İsrail devletinin gelecekte hangi ideolojik çizgide şekilleneceğine dair bir güç savaşı olarak görülüyor.

Roman Gofman’ın kariyeri klasik Mossad yöneticilerinden oldukça farklı. Belarus doğumlu olan ve 1990’larda İsrail’e göç eden Gofman, kariyerini istihbarat alanında değil doğrudan askeri operasyonlar içinde kurdu. Zırhlı birliklerde yetişti, Lübnan savaşlarında görev aldı, Gazze operasyonlarında bulundu ve son dönemde Netanyahu’nun en yakın askeri danışmanlarından biri haline geldi.

Ancak onu tartışmalı hale getiren sadece Netanyahu’ya yakınlığı değil. İsrail medyası ve hukuk çevrelerinde Gofman hakkında uzun süredir ciddi etik tartışmalar yürütülüyor. Özellikle işgal altındaki bölgelerde yetkisiz operasyonlar yürüttüğü, prosedür dışı muhbir ağları kurduğu ve bazı operasyonlarda sivilleri kullandığı yönündeki iddialar İsrail’de büyük kriz yaratmış durumda.

En büyük tartışmalardan biri ise 17 yaşındaki İsrailli Uri Elmakias’ın bir gizli operasyonda kullanıldığı iddiası oldu. İsrail basınında yer alan haberlere göre Gofman, İran ve Hizbullah bağlantılı psikolojik operasyonlar kapsamında bu gence gizli materyaller vererek sosyal medya operasyonlarında kullandı. Olayın ortaya çıkması üzerine İsrail hukuk çevreleri ve bazı sivil toplum kuruluşları atamanın iptali için mahkemeye başvurdu.

İsrail güvenlik bürokrasisini asıl endişelendiren mesele ise Gofman’ın ideolojik çizgisi. Şarku’l Avsat’ın analizine göre Gofman, Batı Şeria’daki yerleşimci hareketine yakın duran ve “Büyük İsrail” anlayışına sempati duyan isimlerden biri olarak görülüyor. Özellikle Gazze’nin tamamen askeri yönetim altına alınmasını savunduğu ve Lübnan ile Suriye’de daha sert yayılmacı politikaları desteklediği belirtiliyor.

Bu durum İsrail içindeki geleneksel güvenlik elitleriyle Netanyahu hükümeti arasındaki çatışmayı daha da büyütüyor. Çünkü Mossad ve Şin Bet gibi kurumlar tarihsel olarak “devlet aklı”nı temsil eden daha pragmatik çizgilerle özdeşleştirilirken, Netanyahu’nun son dönemde güvenlik aygıtını doğrudan ideolojik sadakat temelinde yeniden düzenlediği yorumları yapılıyor.

İsrail’de bazı yorumcular, bunun 1995’te Başbakan Yitzhak Rabin suikastından sonra güçlenen aşırı sağ çizginin devletin merkezine yerleşmesi anlamına geldiğini savunuyor. Analizde, bugün hükümette etkili olan Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich gibi isimlerin temsil ettiği ideolojik hattın artık istihbarat kurumlarında da belirleyici hale geldiği vurgulanıyor.

Gofman’ın atanması aynı zamanda Netanyahu ile İsrail ordusu arasındaki gerilimin yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile Netanyahu arasında özellikle İran politikası konusunda ciddi görüş ayrılıkları bulunduğu belirtiliyor. Bazı İsrail kaynakları, mevcut Mossad Başkanı David Barnea’nın bile Gofman’ın atanmasına karşı çıktığını aktarıyor.

Tüm bu tablo, İsrail’de artık iki farklı güvenlik anlayışının çatıştığını gösteriyor. Bir tarafta kurumsal dengeyi ve kontrollü bölgesel stratejiyi savunan eski güvenlik elitleri, diğer tarafta ise Netanyahu etrafında şekillenen ve daha ideolojik, daha saldırgan, daha yayılmacı bir çizgiyi benimseyen yeni kadrolar bulunuyor.

Bu nedenle Roman Gofman’ın Mossad’ın başına geçmesi İsrail devletinin gelecekte nasıl bir güvenlik devleti olacağının işareti olarak okunuyor. Özellikle İran, Gazze, Lübnan ve Suriye ekseninde yaşanan krizlerin derinleştiği bir dönemde, Mossad’ın başına Netanyahu’ya tam sadakatle bağlı bir ismin getirilmesi, Tel Aviv’deki iç güç savaşını daha da görünür hale getirmiş durumda.