İsrail'i Ben-Gvir mi Yönetiyor? 

İsrail'de aşırı sağın yükselişinin sembolü olan Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Kahanizm geleneğiyle devlet politikalarında etkili hale geldi. Netanyahu hükümetinde kritik rol oynayan Ben-Gvir, etno-milliyetçi bir güvenlik anlayışını savunuyor.

Haber Giriş Tarihi: 23.06.2026 19:51
Haber Güncellenme Tarihi: 23.06.2026 19:51
https://haberdeger.com/

İsrail siyasetinde uzun yıllar boyunca marjinal kabul edilen aşırı sağ hareketler, bugün devletin güvenlik politikalarını belirleyen başlıca aktörler hâline geldi. Bu dönüşümün en dikkat çekici ismi ise hiç kuşkusuz Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir. Middle East Eye'ın kapsamlı profil dosyası, Ben-Gvir'in sadece radikal bir siyasetçi olmadığını; İsrail devletinin ideolojik eksenindeki değişimin sembolü hâline geldiğini ortaya koyuyor. Bir zamanlar mahkeme salonlarında Yahudi aşırılık yanlılarını savunan bir avukat olan Ben-Gvir, bugün polis teşkilatı, iç güvenlik politikaları ve işgal altındaki Filistin topraklarına ilişkin stratejiler üzerinde doğrudan söz sahibi bir bakan konumunda bulunuyor.

Ben-Gvir'in yükselişi kişisel bir siyasi başarı hikâyesinden çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu yükseliş, İsrail toplumunun son yirmi yılda geçirdiği ideolojik dönüşümün, güvenlik kaygılarının siyasal sistemi yeniden şekillendirmesinin ve Filistin meselesinin artık iç siyaset meselesi hâline gelmesinin sonucudur. Bugün İsrail'de tartışılan temel soru sadece Netanyahu'nun iktidarda kalıp kalmayacağı değildir. Asıl soru, Netanyahu sonrasında dahi Ben-Gvir çizgisinin İsrail siyasetinin yeni normu olup olmayacağıdır.

Marjinal Bir Hareketten Devletin Merkezine

Itamar Ben-Gvir'in siyasi geçmişi İsrail'in en tartışmalı ideolojik akımlarından biri olan Kahanizm geleneğine dayanıyor. Rabbi Meir Kahane'nin kurduğu hareket, Filistinlilerin zorla göç ettirilmesini savunması nedeniyle İsrail'de yasaklanmış, birçok Batılı ülke tarafından da aşırılık yanlısı olarak değerlendirilmişti. Buna rağmen Kahane'nin fikirleri hiçbir zaman tamamen ortadan kaybolmadı. Uzun yıllar yeraltında kalan bu ideolojik damar, özellikle İkinci İntifada sonrasında güvenlik kaygılarının artmasıyla yeniden görünür hâle geldi.

Ben-Gvir gençlik yıllarında defalarca nefret söylemi ve aşırı sağ faaliyetleri nedeniyle yargılandı. Uzun süre İsrail ana akım siyaseti tarafından dışlanan bir figürdü. Ancak 7 Ekim saldırılarının ardından yaşanan güvenlik travması, onun yıllardır dile getirdiği sert güvenlik söylemini geniş kitleler açısından daha kabul edilebilir hâle getirdi. İsrail kamuoyunda oluşan "güvenlik her şeyden önce gelir" anlayışı, Ben-Gvir gibi isimlerin siyasal meşruiyetini önemli ölçüde artırdı.

Bu nedenle Ben-Gvir'in yükselişini yalnızca kişisel popülariteyle açıklamak yetersizdir. Asıl belirleyici unsur, İsrail toplumunun giderek daha güvenlik merkezli ve milliyetçi bir siyasal zemine kaymasıdır.

Netanyahu'nun Mecbur Kaldığı Ortak

Benjamin Netanyahu, uzun siyasi kariyeri boyunca radikal sağ partileri zaman zaman kullandı ancak onları hiçbir zaman devletin merkezine yerleştirmedi. Son yıllarda ise siyasal matematik değişti.

İsrail'de parçalı koalisyon sistemi nedeniyle hiçbir büyük parti tek başına iktidar olamıyor. Netanyahu'nun hükümet kurabilmesi için aşırı sağ partilerin desteği zorunlu hâle geldi. İşte bu noktada Ben-Gvir yalnızca küçük bir koalisyon ortağı olmaktan çıktı; hükümetin kaderini belirleyen isimlerden biri hâline geldi.

Bu durum İsrail siyasetinde önemli bir güç değişimi yarattı. Eskiden Likud küçük partileri yönlendirirken bugün birçok gözlemciye göre küçük ortaklar Netanyahu'nun hareket alanını belirliyor.

Gazze operasyonları, Batı Şeria yerleşimleri, polis yetkileri ve Mescid-i Aksa çevresindeki uygulamalarda Ben-Gvir'in talepleri hükümet politikalarına giderek daha fazla yansıyor. Netanyahu ise uluslararası baskılar ile koalisyonun dağılma riski arasında sürekli denge kurmaya çalışıyor.

Bu nedenle İsrail hükümeti artık klasik anlamda "Netanyahu hükümeti" olarak değil, birçok uzman tarafından "aşırı sağ koalisyonu" olarak tanımlanıyor.

Güvenlik Devleti Anlayışının Yeni Mimarlarından Biri

Ben-Gvir'in asıl etkisi söylemlerinden çok devlet kurumları üzerindeki nüfuzunda görülüyor.

Ulusal Güvenlik Bakanlığı sadece polis teşkilatını yönetmiyor. Aynı zamanda iç güvenlik, silah ruhsatları, sınır polisleri ve birçok güvenlik uygulamasını doğrudan etkiliyor.

Göreve geldikten sonra Ben-Gvir bireysel silahlanmayı kolaylaştıran düzenlemeleri savundu. İsrail vatandaşlarının daha kolay silah ruhsatı alabilmesini sağlayan uygulamalar özellikle yerleşim bölgelerinde ciddi bir silahlanma dalgası oluşturdu. Destekçileri bunu güvenlik ihtiyacı olarak savunurken eleştirmenleri toplumun daha da militarize edildiğini ileri sürüyor.

Ben-Gvir'in yaklaşımı klasik güvenlik anlayışından farklıdır. Ona göre güvenlik sadece ordunun işi değildir. Silahlı vatandaş da güvenlik sisteminin aktif bir unsurudur. Bu yaklaşım İsrail'in kuruluş dönemindeki milis geleneğini yeniden canlandırdığı gerekçesiyle hem destekleniyor hem de sert biçimde eleştiriliyor.

Filistin Meselesinde Tavizsiz Çizgi

Ben-Gvir'in siyasetini anlamanın en önemli anahtarı Filistin meselesidir. İki devletli çözümü reddeden Ben-Gvir, Batı Şeria'daki Yahudi yerleşimlerinin genişletilmesini açık biçimde savunuyor.

Filistin Yönetimi'ni meşru bir siyasi aktör olarak görmek yerine onu güvenlik tehdidinin parçası olarak değerlendiriyor. Gazze konusunda da İsrail'in askeri operasyonlarının sınırlanmaması gerektiğini savunuyor. Bu yaklaşım özellikle uluslararası toplumla İsrail arasındaki gerilimi artırıyor.

Avrupa ülkelerinin önemli bölümü Ben-Gvir'in açıklamalarını bölgedeki şiddeti körükleyen bir unsur olarak değerlendiriyor.

Nitekim son aylarda Fransa'nın Ben-Gvir'i ülkeye girişten men etmesi, İtalya'da hakkında soruşturma açılması ve Avrupa Birliği içinde yaptırım tartışmalarının başlaması bu diplomatik yalnızlaşmanın göstergesi olarak değerlendiriliyor. Buna rağmen AB içinde oy birliği sağlanamadığı için ortak yaptırım kararı henüz alınabilmiş değil.

Ben-Gvir Sonrası İsrail Mümkün mü?

Bugün İsrail'de asıl tartışma Ben-Gvir'in seçimlerde ne kadar oy alacağı değildir.

Daha önemli soru şudur: Ben-Gvir'in temsil ettiği ideoloji artık İsrail siyasetinin kalıcı merkezi hâline mi geliyor?

Son yıllarda yapılan kamuoyu araştırmaları özellikle genç seçmenler arasında milliyetçi ve güvenlik merkezli politikaların önceki kuşaklara göre daha fazla destek gördüğünü ortaya koyuyor. Yerleşimci hareketlerin siyasetteki ağırlığı artıyor. Dini Siyonist partiler, devlet bürokrasisinde de daha görünür hâle geliyor.

Bu tablo Ben-Gvir'in kişisel geleceğinden bağımsız olarak ideolojik çizgisinin yaşamaya devam edeceğini gösteriyor. Başka bir ifadeyle, Ben-Gvir yarın siyasetten çekilse bile onu ortaya çıkaran toplumsal dinamikler ortadan kalkmış olmayacak.

Bir Kişiden Çok Bir Dönemin Adı

Itamar Ben-Gvir'in yükselişi, İsrail siyasetinde sıradan bir aşırı sağ başarısı değildir. Bu yükseliş, güvenlik kaygılarının liberal demokratik sınırların önüne geçtiği, yerleşimci hareketlerin devlet politikalarını doğrudan etkilediği ve Filistin meselesinin artık sadece dış politika değil devlet kimliğini belirleyen temel unsur hâline geldiği yeni bir dönemi temsil ediyor.

Asıl belirleyici mesele, Ben-Gvir'in temsil ettiği ideolojik hattın geçici bir savaş dönemi refleksi mi olduğu, yoksa İsrail devletinin yeni kurucu paradigmasına mı dönüştüğüdür.

Eğer mevcut eğilimler devam ederse, tarihçiler gelecekte Itamar Ben-Gvir'i İsrail'in liberal-muhafazakâr çizgiden etno-milliyetçi güvenlik devletine evrilişinin en önemli siyasal sembollerinden biri olarak değerlendirebilir. Bu ihtimal ise Ortadoğu'nun önümüzdeki on yıllardaki jeopolitik dengelerini de doğrudan etkileyecek sonuçlar doğurabilir.