
The New Arab tarafından yayımlanan “Sudan, Etiyopya ve Eritre: Afrika Boynuzu savaşa doğru mu sürükleniyor” başlıklı analiz, Afrika Boynuzu’nda giderek büyüyen jeopolitik kırılmayı yerel bir kriz olarak okumak ciddi eksiklikler doğuracaktır. Sudan’daki iç savaş, Etiyopya’daki Tigray gerilimi, Eritre’nin militarist pozisyonu, Mısır’ın Nil politikası ve Kızıldeniz üzerindeki küresel rekabet birleştiğinde çok katmanlı bir bölgesel savaş ihtimali çıkıyor.
Bugün Hartum’dan Tigray’a, Assab Limanı’ndan El-Faşaka sınır hattına kadar uzanan geniş coğrafyada yaşanan gerilimler birbirinden bağımsız değil. Tam tersine, her kriz diğerini besleyen bir güvenlik zinciri oluşturuyor. Sudan’daki savaşın uzaması Etiyopya’yı doğrudan etkilerken, Etiyopya-Eritre gerilimi de Sudan iç savaşının bölgesel karakter kazanmasına yol açıyor. Özellikle Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed yönetiminin yeniden sertleşen güvenlik politikaları, Addis Ababa’nın komşularıyla ilişkilerini daha kırılgan hale getirdi.
Bölgedeki en kritik fay hatlarından biri Tigray meselesi. 2022 Pretoria Anlaşması ile sona erdiği düşünülen savaşın aslında yalnızca “dondurulduğu” artık daha net görülüyor. Reuters’ın aktardığına göre TPLF’nin savaş öncesi siyasi yapıyı yeniden devreye sokması ve federal yönetimi anlaşmayı ihlal etmekle suçlaması, Etiyopya içinde yeniden büyük çaplı çatışma riskini artırdı.
Eritre, Tigray dosyasını doğrudan kendi ulusal güvenliğiyle bağlantılı görüyor. Bir dönem Tigray savaşında Addis Ababa ile aynı cephede yer alan Eritre yönetimi, bugün yeniden Etiyopya’yı stratejik tehdit olarak algılıyor. Özellikle Etiyopya’nın “denize erişim” söylemi, Eritre’de ciddi alarm yaratmış durumda. Addis Ababa yönetimi Kızıldeniz’e erişimi “varoluşsal mesele” olarak tanımlarken, Eritre bunu dolaylı bir yayılmacılık sinyali olarak okuyor.
Son aylarda iki ülke sınırında yaşanan askeri hareketlilik de bu korkuları büyüttü. Diplomatik kaynaklara dayandırılan raporlar, Etiyopya ordusunun kuzey sınırlarına yığınak yaptığını ve Eritre’nin de geniş çaplı seferberlik hazırlıklarına giriştiğini gösteriyor.
Sudan ise bu denklemde savaşın merkezlerinden biri. Sudan ordusunun, Etiyopya’yı ve BAE’yi Hartum’daki drone saldırılarıyla ilişkilendirmesi bölgesel gerilimi yeni aşamaya taşıdı. Reuters’ın haberine göre Sudan yönetimi, bazı saldırıların Etiyopya topraklarından gerçekleştirildiğini öne sürdü. Addis Ababa ise suçlamaları reddetti.
El-Faşaka sınır hattı üzerindeki eski toprak anlaşmazlıkları da yeniden gündeme geliyor. Etiyopya’nın iç savaşlarla zayıfladığı dönemlerde Sudan ordusunun tartışmalı bölgelerde kontrol sağlamaya çalışması, Addis Ababa’da ciddi rahatsızlık yaratmıştı. Şimdi ise iki taraf birbirini yalnızca sınır ihlaliyle değil, vekil savaş yürütmekle suçluyor.
Krizin diğer önemli aktörü ise Mısır. Kahire yönetimi yıllardır Etiyopya’nın “Büyük Etiyopya Rönesans Barajı” projesini ulusal güvenlik tehdidi olarak görüyor. Nil üzerindeki kontrol mücadelesi, Mısır ile Etiyopya’yı zaten stratejik rakip haline getirmişti. Ancak son dönemde Mısır’ın Eritre ile geliştirdiği askeri ve diplomatik yakınlaşma, Addis Ababa’da “çevrelenme” korkusunu büyütüyor.
Afrika Boynuzu’ndaki kriz küresel güçlerin rekabet alanına dönüşmüş durumda. ABD, Çin, BAE, Türkiye, Rusya, İran ve Körfez ülkeleri Kızıldeniz hattında farklı ittifaklar kuruyor. Çünkü bu bölge Avrupa-Asya ticaret yollarının da kilit noktası. Yemen’deki Husilerin saldırıları, Süveyş hattındaki güvenlik krizleri ve Sudan’daki çöküş, Kızıldeniz’i küresel ekonominin en hassas alanlarından biri haline getirdi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un son dönemde Etiyopya ile geliştirdiği yakın ilişkiler de bu nedenle dikkat çekiyor. Paris yönetimi bir yandan Addis Ababa’yı desteklerken diğer yandan bölgedeki nüfuzunu yeniden kurmaya çalışıyor. Ancak insan hakları ihlalleri ve Tigray travması nedeniyle Batı içinde de ciddi tartışmalar yaşanıyor.
Bugün Afrika Boynuzu’nda ortaya çıkan tablo, klasik sınır çatışmalarından daha karmaşık. Çünkü bölgedeki her aktör aynı anda hem iç savaş hem vekâlet savaşı hem de jeopolitik rekabet yürütüyor. Sudan’daki savaş Etiyopya’yı etkiliyor; Etiyopya’daki kriz Eritre’yi tetikliyor; Eritre-Mısır yakınlaşması ise Addis Ababa’yı daha agresif hale getiriyor. Bu nedenle uzmanlar artık zincirleme bölgesel çöküş ihtimalinden söz ediyor.
Afrika Boynuzu uzun yıllardır dünyanın en kırılgan coğrafyalarından biri olarak görülüyordu. Bölge artık küresel güç rekabetinin, enerji yollarının, su krizlerinin ve etnik çatışmaların aynı anda kesiştiği büyük bir jeopolitik düğüme dönüşmüş durumda. Sudan, Etiyopya ve Eritre arasında olası bir savaş Kızıldeniz’den Avrupa’ya kadar uzanan geniş güvenlik hattını sarsabilecek sonuçlar doğurabilir.