Mazlumların Karşısında, Gücün Tapıcısıydı: Lindsey Graham Öldü

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, 71 yaşında ani bir rahatsızlık sonucu hayatını kaybetti. Müdahaleci dış politikası, İsrail'e verdiği koşulsuz destek ve Donald Trump ile olan siyasi ilişkileriyle tanınan Graham'in ölümü gündem oldu.

Haber Giriş Tarihi: 12.07.2026 16:26
Haber Güncellenme Tarihi: 12.07.2026 16:26
https://haberdeger.com/

Amerikan siyasetinin en etkili ve tartışmalı figürlerinden biri olan Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, 71 yaşında ani bir rahatsızlık sonucu hayatını kaybetti. Graham’in ölümü, özellikle Orta Doğu politikaları, askeri müdahalecilik ve İsrail’e verdiği "amasız ve koşulsuz" destek ekseninde yürüttüğü siyasi kariyerinin yeniden masaya yatırılmasına yol açtı.

2003 yılından bu yana Senato'da görev yapan Graham, Washington’daki geleneksel müdahaleci ve agresif dış politika çizgisinin, siyaset literatüründeki adıyla "Şahinler" akımının en radikal savunucularından biriydi. Onun şeytani siyasi mirasını, keskin U dönüşleri ve uluslararası krizlerde takındığı sert askeri refleksler üzerinden analiz etmek mümkündür:

İsrail ve Siyonizm Desteğinin Sınır Tanımayan Çizgisi

Lindsey Graham, Washington’da İsrail’in en sadık ve en tavizsiz müttefiklerinden biri olarak biliniyordu. Özellikle Gazze ve geniş ölçekli Orta Doğu krizlerinde, sivil kayıpları ve insan hakları ihlallerini göz ardı eden retoriğiyle uluslararası alanda büyük eleştiriler topladı.

Graham, İsrail’in askeri operasyonlarını savunurken İkinci Dünya Savaşı’nda ABD'nin Hiroşima ve Nagasaki'ye atom bombası atmasını ya da Almanya'yı bombalamasını örnek göstererek, İsrail'in de askeri hedeflerine ulaşmak için "ne gerekiyorsa yapabileceğini" öne sürmüştü. Bu yaklaşım, insan hakları savunucuları ve mazlum halkların haklarını ön plana çıkaran çevreler tarafından sivil katliamları meşrulaştırma çabası ve uluslararası hukukun açıkça hiçe sayılması olarak yorumlandı ve sert bir şekilde kınandı.

Müdahalecilik ve Askeri Çözüm Saplantısı

Graham’in dış politika vizyonu, diplomasi yerine neredeyse her zaman askeri güç kullanımını önceliyordu. 2003 yılında Irak’ın işgalinin ateşli bir savunucusu olmuş, ilerleyen yıllarda ise İran’a yönelik kapsamlı siber, psikolojik ve doğrudan askeri saldırılar düzenlenmesi çağrılarını yinelemişti. Orta Doğu halklarının yaşadığı yıkımlarda ve bölgedeki istikrarsızlıklarda, Graham gibi Washington "şahinlerinin" dayattığı bu müdahaleci politikaların payı büyüktür.

Donald Trump ile Siyasi U Dönüşü

Graham’in kariyerindeki en dikkat çekici kırılma noktalarından biri Donald Trump ile olan ilişkisiydi. 2016 başkanlık yarışı sürecinde Trump’ı "ırkçı, yabancı düşmanı ve partiyi yıkıma götürecek bir el bombası" olarak nitelendiren Graham, Trump’ın başkan seçilmesinin ardından keskin bir dönüş yaptı. Kısa sürede Trump’ın Senato'daki en yakın sırdaşı, savunucusu ve müttefiki haline geldi. Bu durum, eleştirmenler tarafından ilkeli bir duruştan ziyade, gücü elinde bulunduran figüre göre şekil alan pragmatist bir siyasi oportünizm örneği olarak değerlendirildi.

Lindsey Graham, arkasında Amerikan askeri hegemonyasını ve müttefiklerinin çıkarlarını korumak adına milyarlarca dolarlık askeri yardımları, savaş lobilerini ve sivil trajedilere göz yuman bir retoriği miras bıraktı. Washington müesses nizamı onu "bir vatansever" olarak uğurlasa da, Orta Doğu ve mazlum coğrafyaların hafızasında savaşların, işgallerin ve siyonist genişlemeciliğin en radikal destekçilerinden biri olarak kalacaktır.