
The Guardian'ın Associated Press kaynaklı haberine göre Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskyy, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e doğrudan hitap eden açık bir mektup yayımlayarak yüz yüze görüşme çağrısında bulundu. İsviçre, Türkiye veya bir Arap ülkesinde liderler düzeyinde görüşme öneren Zelenski, tam ateşkes ve kapsamlı esir değişimini müzakerelerin başlangıç noktası olarak sundu. ABD Başkanı Donald Trump ise iki tarafın da taviz vermesi gerektiğini belirterek görüşme ihtimalini destekledi.
Bu mektup ilk bakışta barış çağrısı gibi görünse de aslında savaşın beşinci yılına girerken değişen uluslararası dengelerin bir ürünü. 2022’de başlayan savaşın ilk dönemlerinde Kiev’in stratejisi Batı desteğini maksimum seviyede tutmak ve Rusya’yı askeri olarak yıpratmaktı. Moskova ise zamanın kendi lehine işlediğine inanıyordu. Ancak 2026 yılına gelindiğinde her iki taraf da savaşın beklenenden çok daha ağır maliyetler ürettiğini görüyor.
Rusya sahada ilerleme kaydetse de savaşın ekonomik ve toplumsal faturası giderek büyüyor. Ukrayna ise Batı desteğine rağmen insan gücü ve mühimmat sorunlarıyla karşı karşıya. Bu nedenle Zelenski'nin mektubu, savaşın sona erdiğine dair bir işaret olmaktan çok, savaşın yeni bir aşamaya girdiğinin göstergesi olarak okunmalı.
Dikkat çekici noktalardan biri zamanlama. Mektup, Washington'ın dikkatinin giderek İran ve Ortadoğu krizine yöneldiği bir dönemde yayımlandı. Son aylarda ABD'nin askeri ve diplomatik enerjisinin önemli bölümü İran dosyasına kaymış durumda. Kiev yönetimi bunun farkında. Zelenski de mektubunda doğrudan buna işaret ederek Ukrayna meselesinin uluslararası gündemin alt sıralarına itilmemesi gerektiğini vurguladı.
Burada görünmeyen aktör Trump. Trump yönetimi aylardır Rusya ile Ukrayna arasında bir uzlaşma zemini oluşturmaya çalışıyor. Ancak şimdiye kadar yürütülen temaslar somut sonuç vermedi. Zelenski'nin doğrudan Putin'e hitap etmesi, Washington aracılığının yeterli olmadığını düşünen Kiev'in yeni bir diplomatik hamlesi olarak değerlendirilebilir. Trump'ın "görüşmeleri destekliyorum" açıklaması da bu girişimin Beyaz Saray tarafından tamamen dışlanmadığını gösteriyor.
Fakat mektubun arkasında başka bir psikolojik savaş boyutu da bulunuyor. Zelenski, Putin'i doğrudan muhatap alarak savaşı Rus devletiyle değil Putin'in kişisel tercihiyle özdeşleştirmeye çalışıyor. Açık mektubun tamamında öne çıkan tema şu: "Bu savaş Rusya'nın savaşı değil, Putin'in savaşı."
Bu söylem tesadüf değil. Kiev uzun süredir Rus kamuoyunda savaş yorgunluğunu artırmaya çalışıyor. Son aylarda Rusya'nın iç bölgelerine düzenlenen insansız hava aracı saldırıları da aynı stratejinin parçası. Amaç sadece askeri hedefleri vurmak değil; savaşın Rus toplumuna da maliyet ürettiğini görünür hale getirmek.
Moskova açısından bakıldığında ise tablo farklı. Putin son açıklamalarında Donbas üzerindeki kontrol hedefinden vazgeçmediğini ve Ukrayna'nın da taviz vermesi gerektiğini söyledi. Kremlin hâlâ sahadaki askeri üstünlüğün müzakere masasındaki konumunu güçlendirdiğine inanıyor. Bu nedenle Zelenski'nin çağrısına olumlu cevap verilse bile bunun kısa sürede kapsamlı bir barış anlaşmasına dönüşmesi zor görünüyor.
Asıl çelişki burada ortaya çıkıyor.
Hem Moskova hem Kiev müzakere çağrısı yapıyor.
Ancak tarafların savaşın neden başladığına ve nasıl biteceğine dair temel kabulleri birbirinden tamamen farklı.
Rusya savaşın jeopolitik güvenlik meselesi olduğunu savunuyor. Kremlin'e göre NATO'nun doğuya genişlemesi Rusya'yı bu noktaya sürükledi. Ukrayna ise savaşın emperyal bir işgal girişimi olduğunu ve egemenlik hakkından vazgeçmeyeceğini söylüyor.
Bu iki yaklaşım arasında köprü kurmak son derece zor. Ekonomik boyut da giderek daha belirleyici hale geliyor. Avrupa Birliği savaşın başlangıcından bu yana yüz milyarlarca euroluk destek sağladı. Rusya ise yaptırımlara rağmen savaş ekonomisine geçti. Fakat her iki taraf da artık uzun savaşın maliyetini daha yoğun hissediyor.
Avrupa'da savunma harcamaları rekor seviyelere çıkarken enerji piyasaları hâlâ kırılganlığını koruyor. Rusya ise savunma harcamalarını büyütmek için sivil ekonomide bazı alanları ikinci plana itmek zorunda kalıyor.
Bu nedenle bugün Ukrayna'da yaşananlar Avrupa'nın ekonomik geleceğini belirleyen bir güç mücadelesi.
Toplumsal sonuçlar da dikkat çekici. AB ülkelerinde milyonlarca Ukraynalı mülteci bulunuyor. Son günlerde bazı Avrupa hükümetlerinin Ukraynalı erkeklerin ülkeye geri dönmesi gerektiğini tartışmaya başlaması savaşın sosyal maliyetlerinin yeni bir aşamaya ulaştığını gösteriyor. Birkaç yıl önce koşulsuz destek veren Avrupa kamuoyu artık savaşın ne kadar daha süreceğini sorgulamaya başlıyor.
Bu nedenle Zelenski'nin mektubu sadece Putin'e yazılmış bir metin değil. Washington'a, Brüksel'e, Moskova'ya ve Avrupa kamuoyuna gönderilmiş çok katmanlı bir siyasi mesaj. Kiev yönetimi bir yandan barış isteyen taraf görüntüsü veriyor, diğer yandan savaşın sorumluluğunu tamamen Kremlin'in üzerine yıkmaya çalışıyor.
Putin ise bu çağrıyı kabul etse bile sahadaki kazanımlarını korumak isteyecek. Sonuç olarak mektup savaşın bittiğini göstermiyor. Fakat savaşın yeni dönemine işaret ediyor.
2022'nin "kim kazanacak?" sorusunun yerini artık "bu savaş hangi şartlarda bitecek?" sorusu almış durumda.
Zelenski'nin Putin'e yazdığı mektup da tam olarak bu dönüşümün sembolü olarak tarihe geçebilir. Eğer taraflar gerçekten aynı masaya oturursa bu, savaşın sona ereceği anlamına gelmeyecek. Ancak dört yılı aşkın süredir devam eden çatışmada ilk kez siyasi çözüm ihtimalinin yeniden ciddi biçimde tartışılmaya başlandığını gösterecek.