Sandık Kurulmadan Oyun Değişti: Erdoğan'ın Yeni Hamlesi Siyaseti Sarsıyor

Abdulkadir Selvi'ye göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeniden adaylık için Meclis'te 360 milletvekili barajını aşmaya ve psikolojik üstünlük kurmaya yönelik stratejik bir hazırlık yürütüyor. Muhalefet cephesinde ise yeni parti ve liderlik tartışmaları yaşanıyor.

Haber Giriş Tarihi: 03.07.2026 11:15
Haber Güncellenme Tarihi: 03.07.2026 11:15
https://haberdeger.com/

Türkiye henüz resmen seçim atmosferine girmiş değil. Ancak Ankara kulislerinde yaşanan gelişmeler, iktidarın bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik hazırlıklarını çok önceden başlattığını gösteriyor.

Gazeteci Abdulkadir Selvi'nin ortaya koyduğu kulis bilgileri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın klasik seçim kampanyalarının ötesinde çok katmanlı bir strateji inşa ettiğine işaret ediyor. Bu strateji Meclis aritmetiğini değiştirmeyi, muhalefetin iç bütünlüğünü zayıflatmayı ve seçim gerçekleşmeden psikolojik üstünlüğü ele geçirmeyi hedefliyor.

Bu tablo doğruysa, Türkiye önümüzdeki aylarda siyasi sistemin yeniden şekillendiği kritik bir döneme girebilir.

En Kritik Hedef: 360 Milletvekili Barajı

Cumhurbaşkanı Erdoğan açısından önümüzdeki seçimin diğer seçimlerden farklı bir hukuki boyutu bulunuyor. Mevcut anayasal çerçevede yeniden aday olabilmesi için TBMM'nin en az 360 milletvekilinin oyuyla erken seçim kararı alması gerekiyor.

Cumhur İttifakı'nın mevcut sandalye sayısı bunun altında bulunuyor. Bu nedenle iktidarın önündeki temel mesele yalnızca kamuoyu desteğini artırmak değil; Meclis'te gerekli çoğunluğu oluşturabilecek siyasi zemini hazırlamak.

Son aylarda farklı partilerden milletvekillerinin AK Parti'ye katılması, belediye başkanlarının parti değiştirmesi ve yeni transferlerin gündeme gelmesi bu açıdan yalnızca bireysel tercihler olarak okunmuyor. Bunlar aynı zamanda Meclis matematiğini değiştirmeye dönük uzun vadeli bir hazırlığın parçaları olarak değerlendiriliyor.

Siyasi kulislerde dikkat çeken nokta ise Erdoğan'ın seçim tarihini bekleyen pasif bir lider görüntüsü vermemesi. Aksine, seçimin gerçekleşeceği şartları bugünden inşa etmeye çalışan aktif bir siyaset yürüttüğü yorumları yapılıyor.

Psikolojik Üstünlük Aranıyor

AK Parti'nin son yıllardaki siyasetinde algı yönetimi de belirleyici bir unsur haline geldi.

Geçmiş seçimlerde kimi zaman hizmet siyaseti, kimi zaman güvenlik politikaları, kimi zaman ise özgürlük ve vesayet tartışmaları öne çıkarıldı. 2023 seçimlerinde ise muhalefetin PKK ile ilişkilendirildiği sert negatif kampanya dikkat çekmişti.

Şimdi ise yeni dönemde farklı bir yöntem uygulanıyor. İktidarın hedefi kamuoyuna "AK Parti hâlâ siyasetin merkezidir" mesajını vermek.

CHP'den ayrılan belediye başkanlarının kamuoyu önünde AK Parti'ye katılması bu nedenle sembolik anlam taşıyor. Verilmek istenen mesaj muhalefetin çözülmeye başladığı algısını güçlendirmek.

Erdoğan'ın "Merkez Çekim" Stratejisi

Abdulkadir Selvi'nin "Mevlânâ siyaseti" olarak tanımladığı yaklaşım, aslında daha geniş bir siyasi perspektifin parçası olarak okunabilir. İktidar cephesi, farklı partilerden gelen belediye başkanlarına ve siyasetçilere kapıları açık tutarak ideolojik sınırları ikinci plana itiyor.

Bu yöntem birkaç hedefi aynı anda gerçekleştirebilir:

AK Parti'nin hâlâ en güçlü siyasi merkez olduğu algısını güçlendirmek.

Muhalefetin moral üstünlüğünü kırmak.

Yerel yönetimlerde yeni güç dengeleri oluşturmak.

Meclis aritmetiğini değiştirecek yeni transferlerin önünü açmak.

Bu süreç, seçmen psikolojisini etkileyen sembolik hamlelerden oluşuyor.

Muhalefette Yeni Bir Fay Hattı mı Oluşuyor?

Selvi'nin yazısındaki en dikkat çekici iddialardan biri ise CHP içerisindeki yeni parti hazırlıkları.

İddiaya göre Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu çevresi olası hukuki gelişmelere karşı yeni bir siyasi oluşum üzerinde çalışıyor. Aynı zamanda seçime girme yeterliliğine sahip alternatif partilerle temasların sürdüğü ileri sürülüyor.

Bu iddialar doğrulanmış bilgiler olmaktan ziyade Ankara kulislerine dayanıyor. Ancak doğru olması halinde muhalefet açısından önemli sonuçlar doğurabilir.

Daha da dikkat çekici olan ise yeni oluşumun ideolojik yönü üzerindeki tartışmalar.

İddialara göre iki farklı yaklaşım öne çıkıyor:

Bir tarafta daha liberal, merkez sağ seçmene de hitap edecek geniş tabanlı bir parti modeli...

Diğer tarafta ise klasik merkez sol kimliğini koruyan bir yapı...

Asıl Rekabet Muhalefetin İçinde mi Yaşanacak?

Cumhurbaşkanlığı seçimine yaklaşıldıkça siyasi rekabetin sadece iktidar ile muhalefet arasında yaşanmayacağı görülüyor.

Muhalefetin kendi içerisindeki liderlik tartışmaları giderek daha görünür hale geliyor.

Ekrem İmamoğlu'nun olası rolü...

Özgür Özel'in parti liderliği...

Mansur Yavaş'ın pozisyonu...

Yeni parti senaryoları...

Tüm bu başlıklar, muhalefetin seçim öncesinde ciddi bir yeniden yapılanma sürecine girebileceğini gösteriyor.

Eğer muhalefet ortak strateji oluşturamazsa, iktidarın en büyük avantajı seçim kampanyasından önce ortaya çıkabilir.

Çünkü parçalı muhalefet, güçlü iktidar algısını daha da pekiştirebilir.

Son dönemde yaşanan belediye başkanı transferleri yalnızca yerel yönetimleri ilgilendirmiyor. Türkiye siyasetinde belediyeler uzun süredir siyasi kadro yetiştiren en önemli alanlardan biri haline geldi.

Bu nedenle büyükşehir ve il belediyelerinde yaşanacak her parti değişikliği, gelecek seçimlerin örgütsel kapasitesini de etkiliyor.

AK Parti'nin özellikle başarılı görülen belediye başkanlarını kendi çatısı altında toplamaya çalışması, uzun vadeli siyasi yapılanmanın da parçası olarak değerlendiriliyor.

Seçim Kampanyası Aslında Çoktan Başladı

Resmî seçim takvimi açıklanmamış olsa bile Ankara'da yaşanan gelişmeler farklı bir tablo ortaya koyuyor.

İktidar cephesi Meclis çoğunluğunu güçlendirmeye çalışıyor.

Muhalefet ise olası yeni parti senaryoları ve liderlik tartışmalarıyla karşı karşıya bulunuyor.

Önümüzdeki aylarda yaşanacak her transfer, her istifa ve her yeni siyasi oluşum yalnızca günlük haber olarak değil; seçim öncesi büyük satranç oyununun hamleleri olarak okunacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uyguladığı stratejinin başarılı olup olmayacağını önümüzdeki bir yıl içinde Meclis'te oluşacak yeni siyasi denge belirleyecek.