
İşgal altındaki Batı Şeria’da yer alan Taybeh köyü, bugün Ortadoğu’daki en eski Hristiyan topluluklarından birinin son sığınağı olarak görülüyor. Ancak son aylarda bölgeden gelen haberler, bu tarihi yerleşimin doğrudan demografik ve kültürel bir tasfiye tehdidiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Batı medyasında ve uluslararası insan hakları çevrelerinde giderek daha fazla gündeme gelen Taybeh, İsrail yerleşimlerinin genişlemesi, radikal yerleşimci saldırıları ve ekonomik kuşatma nedeniyle tarihinin en kritik dönemlerinden birini yaşıyor. Köy sakinleri binlerce yıllık varlıklarını koruma mücadelesi verdiklerini söylüyor.
Taybeh, İncil’de “Efrayim” olarak geçen ve Hristiyan geleneğinde özel bir yere sahip olan bir yerleşim. Yüzyıllar boyunca Bizans, Haçlılar, Eyyubiler, Osmanlılar ve modern savaşlar döneminden geçen köy, bugün Batı Şeria’daki son tamamen Hristiyan Filistin yerleşimi olarak varlığını sürdürüyor. Yaklaşık bin iki yüz kişilik nüfusu Roman Katolik, Rum Katolik ve Rum Ortodoks cemaatlerinden oluşuyor. Ancak köyün etrafındaki jeopolitik kuşatma her geçen gün daha da daralıyor.
Köyün çevresinde son yıllarda kurulan yeni Yahudi yerleşimci karakolları, Taybeh’i fiilen çevrelemiş durumda. Köylüler, özellikle 7 Ekim sonrası dönemde yerleşimci baskılarının sistematik bir hale geldiğini ifade ediyor. Zeytinliklere girişlerin engellenmesi, tarım arazilerine el konulması, hayvan sürülerinin kasıtlı olarak ekili alanlara sokulması, taş ocaklarının ve fabrikaların hedef alınması gibi uygulamalar artık günlük hayatın bir parçası haline gelmiş durumda.
Taybeh’deki din adamları ve yerel yöneticiler, yaşananların münferit saldırılar olmadığını düşünüyor. Onlara göre bölgenin demografik yapısını değiştirmeye yönelik uzun vadeli bir stratejinin parçası. Özellikle İsrail siyasetinde etkili olan aşırı sağcı isimlerin Batı Şeria’daki yerleşim politikalarını hızlandırması, Filistinli topluluklar üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Yerel kilise yetkilileri, önce çevredeki Bedevi topluluklarının bölgeden uzaklaştırıldığını, şimdi ise hedefin doğrudan Taybeh’in kendisi olduğunu savunuyor.
Bir zamanlar Filistin nüfusunun yaklaşık yüzde 12’sini oluşturan Hristiyanlar, bugün yüzde 1’in biraz üzerinde bir seviyeye gerilemiş durumda. Savaşlar, ekonomik krizler, işgal politikaları ve göç dalgaları nedeniyle Hristiyan nüfus her yıl biraz daha küçülüyor. Taybeh ise bu tarihsel gerilemenin son halkalarından biri olarak görülüyor.
Uluslararası Hristiyan kuruluşları da son dönemde alarm vermeye başladı. Kilise çevreleri, Batı Şeria’daki Hristiyanların bölgenin tarihsel hafızasının taşıyıcıları olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Yapılan açıklamalarda, Taybeh’in kaybedilmesinin dünya Hristiyan mirası açısından da geri dönüşü olmayan bir kırılma yaratacağı ifade ediliyor.
Öte yandan köyden ayrılan ailelerin sayısı da artıyor. Güvenlik kaygıları, ekonomik çöküş ve gelecek belirsizliği nedeniyle birçok genç aile Avrupa’ya, Amerika’ya veya Latin Amerika ülkelerine göç etmeyi tercih ediyor. Yerel kilise kaynakları son birkaç yıl içerisinde onlarca ailenin Taybeh’den ayrıldığını belirtiyor. Bu durum, yerleşimci baskılarının doğrudan sonuçlarından biri olarak görülüyor. Çünkü nüfus azaldıkça köyün sosyal ve ekonomik direnci de zayıflıyor.
Taybeh’de yaşananlar, Batı Şeria’daki daha geniş dönüşümün de bir özeti niteliğinde. Son yıllarda bölgede yeni yerleşimlerin hızla yayılması, Filistinli yerleşim alanlarının birbirinden koparılması ve hareket özgürlüğünün daha da kısıtlanması, birçok uluslararası gözlemci tarafından fiili ilhak sürecinin parçaları olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle Taybeh; Filistin topraklarında yaşanan demografik ve siyasal dönüşümün sembollerinden biri haline gelmiş durumda.
Bugün Taybeh’deki insanlar, dünyanın dikkatini Filistin’de giderek daralan yaşam alanlarına çekmeye çalışıyor. Çünkü onların gözünde mesele binlerce yıllık bir hafızanın, bir kültürün ve bir inancın kendi topraklarında varlığını sürdürebilip sürdüremeyeceği sorusudur.
Görsel: The New Arab