
Foreign Affairs dergisinde yayımlanan "Tayvan'ın Sürekli Kaçırdığı Ukrayna Dersi" başlıklı analiz, modern harp stratejileri üzerine çarpıcı tespitler barındırıyor. Yazıda, Tayvanlı liderlerin ve askeri stratejistlerin Ukrayna Savaşı'ndan çıkardığı dersleri eksik veya yanlış yorumladığı savunuluyor.
Ukrayna'da beşinci yılına giren savaş, modern çatışmaların geleceğine dair dünyaya devrim niteliğinde dersler veriyor. Havada, karada ve denizde ucuz, uzaktan kumandalı insansız sistemlerin oynadığı devasa rol yadsınamaz bir gerçek. Ancak askeri stratejistler ve karar alıcılar için büyük bir tehlike kapıda: Savaş alanına bakıp Ukrayna'nın başarısını sadece "satın alınacak silahların bir listesi" olarak görmek. Bu hatayı en derinden yaşayan aktörlerin başında ise Çin tehdidi altındaki Tayvan geliyor.
Hayranlık Var, Kurumsal Reform Yok
Tayvanlı liderler ve uluslararası ortakları, adanın modern savaşın doğasını anlamaya derinden odaklandığını ve Çin saldırganlığını caydırmak için Ukrayna'yı pürüzsüz bir şekilde incelediğini sıkça dile getiriyor. Tayvan'da Ukrayna’nın başarılarına büyük bir hayranlık duyulsa da, bu hayranlık henüz Ukrayna’nın bu başarıları elde etmesini sağlayan köklü ve kurumsal değişimlere dönüşmüş değil.
Analistlere göre Tayvan yönetimi, Ukrayna dersinin özünü henüz tam olarak kavrayabilmiş değil. Ukrayna'yı başarılı kılan şey sadece elindeki insansız araç sayısı değil; bu araçları sivil teknolojilerle entegre edebilen, sahada esnek kararlar alabilen, bürokrasiyi yıkan ve yazılımları anlık olarak güncelleyebilen esnek askeri ekosistemidir. Tayvan ise halen hantal, hiyerarşik ve platform odaklı geleneksel askeri düşünce yapısından sıyrılamıyor.
Tayvan hükümetinin nihai hedefi on binlerce hava drone'u ve binin üzerinde insansız deniz aracı üretip konuşlandırmak. Ancak bu iddialı vizyon, iç siyasete ve bütçe engellerine takılıyor.
Tayvan yasama organı yerli drone üretimini hükümetin özel savunma bütçesinden tamamen çıkardı. Meclisi kontrol eden muhalefet partileri bu karara gerekçe olarak "mali disiplini" ve "yerli tedarik süreçlerindeki olası yolsuzluk endişelerini" gösterdi. Gerekçe ne olursa olsun, bu hamlenin yarattığı genel etki net: İnsansız sistemlerin yerli üretimi ve bu teknolojilerin müttefiklerle ortak geliştirilmesi için ayrılan fonlar dramatik bir şekilde kesintiye uğradı.
Her Şey Drone Tedarik Etmekle Bitmiyor
Analiz, Tayvanlı siyasiler bir gün gerekli fonu bulup devasa miktarda drone tedarik etseler bile sorunun çözülmeyeceğine dikkat çekiyor. Çünkü ada, bu sistemlerin savaş alanında etkili bir şekilde kullanılmasını sağlayacak kurumsal ve doktrinsel değişiklikleri yapmaktan hala çok uzak.
Ukrayna’da drone'lar, Starlink gibi sivil uydu ağları, yapay zekalı hedefleme yazılımları ve cephedeki askerlerin anlık geri bildirimleriyle yaşayan bir organizma gibi çalışıyor. Tayvan askeri komuta yapısı ise hala yukarıdan aşağıya emir-komuta zincirine sıkı sıkıya bağlı. Eğer Tayvan, Ukrayna'nın başarısını kopyalamak istiyorsa, sadece fabrikalardan çıkacak donanımlara değil; askeri doktrinine, veri entegrasyonuna, elektronik harp kapasitesine ve siber altyapısına yatırım yapmak zorunda.
Ukrayna’nın başarısına uzaktan bakıp hayran kalmak ile o başarıyı kendi topraklarında gerçeğe dönüştürmek arasında devasa bir uçurum var. Tayvan için asıl tehlike, Çin’in olası bir işgal senaryosunda düşmanın silah sayısına odaklanıp, kendi savunma sisteminin işleyişindeki bu kurumsal körlüğü gözden kaçırmasıdır. Tayvan'ın acilen "kaç adet drone almalıyız" sorusundan ziyade, "bu drone'ları çalıştıracak askeri zihniyeti nasıl inşa ederiz" sorusuna yanıt araması gerekiyor.