
Irak'ta aylardır tam yetkili bir ABD büyükelçisinin bulunmaması, Washington'un Bağdat politikasında alışılmadık bir dönemin yaşandığını gösteriyor. Ancak dikkat çekici olan nokta, bu boşluğun diplomatik bir kriz yaratmaktan çok, ABD'nin Ortadoğu'daki yeni stratejisinin bir parçası gibi görünmesi. Trump yönetimi, Irak dosyasını doğrudan Türkiye Büyükelçisi ve aynı zamanda Suriye özel temsilcisi olan Tom Barrack üzerinden yürütmeyi tercih ediyor.
İngiltere merkezli The New Arab tarafından gündeme taşınan konu, ilk bakışta sıradan bir diplomatik atama eksikliği gibi görünse de perde arkasında çok daha büyük bir jeopolitik dönüşüme işaret ediyor.
Washington'un Yeni Ortadoğu Mimarı
Donald Trump yönetimi geçtiğimiz günlerde Tom Barrack'ın görev alanını Suriye’den sonra Irak için de özel başkanlık temsilcisi ilan etti. Barrack aynı zamanda Ankara Büyükelçiliği görevini sürdürmeye devam edecek. Böylece Türkiye, Suriye ve Irak dosyaları fiilen tek bir diplomatın elinde birleşmiş oldu.
Bu durum tesadüf değil. Trump yönetiminin son dönemdeki Ortadoğu yaklaşımı, ülkeleri ayrı ayrı ele almak yerine bölgesel güvenlik hatları üzerinden yönetmeye dayanıyor. Washington açısından Türkiye, Irak ve Suriye artık birbirinden bağımsız dosyalar olmaktan çıkmış durumda. PKK, IŞİD'in kalıntıları, İran nüfuzu, enerji koridorları ve İsrail'in güvenlik hesapları aynı jeopolitik denklem içerisinde değerlendiriliyor.
Barrack'ın Ankara'da bulunması da bu nedenle önem taşıyor. ABD yönetimi, özellikle Suriye'nin geleceği ve Irak'ın kuzeyindeki gelişmeler konusunda Türkiye'nin belirleyici rol oynadığını düşünüyor.
Büyükelçi Eksikliği Bir Sorun Mu, Yoksa Bilinçli Tercih Mi?
Wall Street Journal'ın kısa süre önce yayımladığı bir analizde, Trump yönetiminin dünya genelinde yüzü aşkın büyükelçilik makamını boş bıraktığı belirtiliyor. Irak da bu ülkeler arasında yer alıyor. Yönetim, geleneksel diplomatik kadrolar yerine özel temsilciler ve doğrudan başkana bağlı isimlerle çalışmayı tercih ediyor.
Bu yaklaşımın arkasında iki neden bulunuyor. Birincisi, Trump'ın kariyer diplomatlarına duyduğu güvensizlik. İkincisi ise karar alma süreçlerini hızlandırma isteği.
Barrack, Trump'ın onlarca yıllık yakın dostlarından biri olarak biliniyor. Başkanın çevresindeki en güvenilir isimlerden biri kabul ediliyor. Bu nedenle Washington, Irak gibi kritik bir dosyayı klasik diplomatik bürokrasiye bırakmak yerine doğrudan Barrack üzerinden yönetmeyi tercih ediyor.
Irak dosyasının yeniden yapılandırılmasının arkasındaki en önemli unsur ise İran. Şubat ayında Irak özel temsilcisi Mark Savaya'nın görevden alınmasının ardından ortaya çıkan bilgiler, Washington'un Bağdat'ta İran etkisinin artmasından ciddi biçimde rahatsız olduğunu gösterdi. Reuters'a göre Savaya'nın görevden uzaklaştırılmasında, İran'a yakın çevrelerle bağlantılı görülen siyasi gelişmeleri engelleyememesi etkili oldu. Aynı süreçte Barrack'ın Irak dosyasını devralacağı konuşulmaya başlandı.
Bu gelişme, ABD'nin Irak'ta yeni bir siyasi denge arayışına girdiğini ortaya koyuyor.
Washington açısından Irak, İran'ın bölgesel nüfuzunun merkezlerinden biri olarak görülüyor. Bu nedenle Barrack'ın görevi bu anlamda sadece diplomatik ilişkileri yürütmek olmayacak. Irak'taki siyasi dengeleri izlemek, İran bağlantılı grupların etkisini sınırlamak ve ABD'nin bölgesel çıkarlarını korumak da görev tanımının önemli parçaları arasında bulunuyor.
Kürtler Açısından Ne Anlama Geliyor?
Barrack'ın görevlendirilmesi Kürtler açısından da dikkatle takip edilmesi gereken bir gelişme.
Son bir yıl içerisinde Suriye'deki Kürt dosyasında aktif rol üstlenen Barrack, Washington'un SDG ile Şam arasındaki müzakerelerinde önemli isimlerden biri oldu. Türkiye ile yakın çalışması ve bölgesel güvenlik yaklaşımını öncelemesi nedeniyle Kürt siyasi çevrelerinde farklı değerlendirmelere konu oluyor.
Irak dosyasının da aynı isme verilmesi, Erbil-Bağdat ilişkilerinin ve Kürdistan Bölgesi'nin geleceğinin artık daha geniş bir bölgesel denklem içerisinde ele alınacağını gösteriyor.
Bu yeni dönemde ABD'nin Irak Kürdistanı'na yaklaşımı, Türkiye, Suriye ve İran eksenindeki gelişmelerle birlikte şekillenecek gibi görünüyor.
Irak'ta aylardır ABD büyükelçisinin bulunmaması ilk bakışta diplomatik bir eksiklik gibi görünse de ortaya çıkan tablo farklı bir gerçeğe işaret ediyor. Washington, Ortadoğu'daki dosyalarını merkezileştiriyor.
Türkiye, Suriye ve Irak artık ayrı başkentlerden yönetilen üç farklı alan değil; aynı güvenlik kuşağının parçaları olarak görülüyor. Tom Barrack'ın elinde toplanan yetkiler de bu yeni yaklaşımın en somut göstergesi.
Önümüzdeki dönemde Barrack'ın Ankara, Bağdat, Erbil ve Şam arasında kuracağı diplomatik ağ Ortadoğu'nun yeni güç dengesini de şekillendirebilir.