
İsrail tarafından gerçekleştirilen bir operasyon sonucu hayatını kaybetmesinden dört ay sonra, İran’ın Devrim Lideri Seyyid Ali Hamaney’in cenaze merasimi bölgesel siyasetin en kritik sahnelerinden birine dönüşüyor. Tahran ve Kum kentlerindeki resmi törenlerin ardından, Hamaney’in naaşının 8 Temmuz’da komşu ülke Irak’a götürüleceği açıklandı. Irak hükümeti ve Haşdi Şabi (PMU) koordinasyonuyla Şiiliğin kutsal merkezleri Kerbela ve Necef’te kitlesel anma törenleri düzenlenecek. Naaş, buradaki ritüellerin tamamlanmasının ardından nihai defin için İran'ın Meşhed kentine geri getirilecek.
Peki, İran’ın en üst düzey siyasi ve dini figürünün cenaze sürecinin başka bir egemen devletin topraklarında böylesine büyük bir siyasi hamleye dönüşmesinin arkasında ne yatıyor? Bölge uzmanı Ali Mamouri’nin Amwaj.Media için kaleme aldığı analiz, bu durumu "yasın jeopolitiği" ve İran’ın bölgesel ağlarını tahkim etme çabası olarak yorumluyor.
Devlet adamlarının cenazeleri nadiren sadece "ölüm" ile ilgilidir. Bu tür kitlesel ritüeller, toplumsal dayanışmayı pekiştirmek ve liderin ardından doğan belirsizlik ortamında siyasi düzenin sarsılmadığını göstermek için kullanılır.
Hamaney’in ölümünün ardından devrim liderliğine oğlu Mücteba Hamaney'in oturmasıyla geçiş sürecini tamamlayan Tahran, bu cenaze törenini “Direniş Ekseni” olarak adlandırılan bölgesel ittifak ağını yeniden canlandırmak, sadakat tazelemek ve süreklilik mesajı vermek için bir enstrüman olarak kullanıyor. Özellikle Suriye'deki mevzi kayıpları, Lübnan'daki Hizbullah üzerindeki benzeri görülmemiş baskılar ve Irak hükümetinin Haşdi Şabi’yi tamamen devlet ordusuna entegre ederek İran'la olan ideolojik bağlarını gevşetme çabaları göz önüne alındığında, bu tören İran için hayati bir "gövde gösterisi" niteliği taşıyor.
Neden Irak?
Irak, hem Şii dini geleneğinde hem de İran’ın bölgesel stratejisinde benzersiz bir yere sahip. Tarih boyunca Kerbela ve Necef gibi şehirler, Şii hükümdarlar için meşruiyet kaynağı olmuştur. Örneğin, son üç Kaçar şahı (Muzaffereddin, Muhammed Ali ve Ahmed Şah) Şii imamlarının yakınlarına gömülmenin getirdiği prestij nedeniyle Kerbela'da toprağa verilmişti.
Seyyid Ali Hamaney her ne kadar Meşhed’de defnedilecek olsa da, cenaze alayının Irak’ın kutsal topraklarından geçmesi onun mirasını yüzyıllardır süregelen Şii siyasi otorite sembolleriyle eşitlemeyi amaçlıyor.
İran son birkaç yıl içinde rejimin kaderini ve gücünü sembolize eden üç büyük cenaze törenine sahne oldu:
Kasım Süleymani (2020): Kudüs Gücü Komutanı Süleymani’nin Bağdat'ta ABD tarafından öldürülmesinin ardından yapılan tören, İran'ın askeri gücünü ve bölgesel caydırıcılık iddiasını simgeliyordu.
İbrahim Reisi (2024): Cumhurbaşkanı Reisi'nin helikopter kazasında ölümü sonrası düzenlenen tören, lider değişse bile İran devlet mekanizmasının ve kurumlarının tıkır tıkır işlediğini kanıtlama amacı taşıyordu.
Ali Hamaney (2026): Bu son cenaze ise diğer ikisinden çok daha derin bir anlama sahip. Hamaney, 30 yılı aşkın süredir İslam Cumhuriyeti’nin doğrudan ideolojik ve dini temelini temsil ediyordu. Bu nedenle onun cenazesi, bizzat İnkılabın kurduğu sistemin kalıcılığının ve meşruiyetinin bir testi olarak görülüyor.
Hamaney’in hayatını kaybetmesiyle tetiklenen ve bölgeyi sarsan İran-İsrail-ABD geriliminin ardından gelen bu tören, aynı zamanda bölgesel stratejilerin yeniden kurulduğu bir döneme denk geliyor. Washington'da Donald Trump yönetiminin bulunması, Körfez ülkelerinin gerilimi düşürme yönündeki adımları ve Irak'ın bölgesel bir çatışmanın parçası olmamak adına dengeli bir diplomasi yürütmesi, bölgede askeri çatışmadan ziyade "yeni bir güç dengesi yönetimine" geçildiğini gösteriyor.