
İsa Karakaş’ın dikkat çektiği gibi, bugün yaşanan tablo “ara zam olur mu?” sorusundan çok, “ara zam yapılmazsa ne olur?” sorusunu gündeme getiriyor. Çünkü mevcut ücret, temel ihtiyaçları karşılamaktan uzaklaşmış durumda.
Asgari ücret daha dört ayda eridi
Yılbaşında yapılan zamla net 28 bin 75 liraya yükselen asgari ücret, yüksek enflasyon ve savaşın tetiklediği enerji-gıda zamları nedeniyle hızla değer kaybetti.
Türk-İş’in mart ayı verilerine göre açlık sınırı 32 bin 793 liraya çıktı. Nisan verilerinde bu rakamın 34 bin lirayı aşması bekleniyor. Bu da asgari ücretlinin daha yılın ilk üçte birinde yaklaşık 6 bin liralık bir kayıp yaşadığı anlamına geliyor.
Bu tablo, hükümetin yıl başında yaptığı zammın kısa sürede eridiğini ve ücretin en temel ihtiyacı olan gıda harcamalarını dahi karşılayamaz hale geldiğini gösteriyor.
Sorun sadece düşük ücret değil, ücretin işlevini kaybetmesi
Asgari ücret uzun yıllar boyunca işe yeni başlayanların veya düşük gelirli işlerin maaşı olarak görülüyordu. Ancak bugün Türkiye’de milyonlarca yurttaş için fiilen “ortalama ücret” haline geldi.
Bu nedenle asgari ücrette yaşanan erime, yalnızca belirli bir kesimi değil, toplumun büyük bölümünü etkiliyor. Ücretin reel olarak gerilemesi, kiradan market fiyatlarına kadar her alanda yoksullaşmayı derinleştiriyor.
İsa Karakaş, “Asgari ücret artık başlangıç ücreti değil, ortalama ücret haline geldi” diyerek bu değişime dikkat çekiyor.
Hükümet “yılda bir kez zam” diyor, geçmiş başka bir şey söylüyor
İktidar uzun süredir asgari ücrette yılda tek zam politikasını savunuyor. Ancak hem yasal düzenleme hem de geçmiş uygulamalar, yıl içinde ikinci bir artış yapılmasının önünde herhangi bir engel olmadığını gösteriyor.
Türkiye’de yüksek enflasyon dönemlerinde asgari ücret geçmişte yılda iki, üç hatta dört kez artırıldı. Özellikle 2000-2002 döneminde ücretler neredeyse her mevsim yeniden belirlendi. Bugünkü hayat pahalılığı düşünüldüğünde, temmuz ayında yeni bir artış yapılması olağanüstü değil, geçmiş uygulamaların devamı niteliğinde görülüyor.
Dolayısıyla mesele, “yapılabilir mi?” değil; hükümetin bunu yapmak isteyip istemediği.
Asıl tartışma: Asgari Ücret Komisyonu kimi temsil ediyor?
Temmuz öncesi en büyük tartışmalardan biri de Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısı.
Komisyonda hükümet, işveren ve işçi temsilcileri yer alsa da, kararlar oy çokluğuyla alınıyor. Bu da hükümet ile işveren aynı yönde hareket ettiğinde işçi tarafının etkisini fiilen ortadan kaldırıyor.
İsa Karakaş, komisyonda asgari ücretliyi doğrudan temsil eden kimsenin bulunmadığını savunuyor. Karakaş’a göre masada oturanların hiçbiri asgari ücretle çalışmıyor; bu nedenle milyonlarca emekçinin gerçek yaşam koşulları karar süreçlerine yansımıyor.
Bu nedenle her yıl yapılan görüşmeler, işçiler açısından çoğu zaman sonucu baştan belli bir pazarlık görüntüsü veriyor.
Temmuz kararı yalnızca ekonomik değil, siyasi de olacak
Temmuz ayında yapılacak olası bir ara zam, yalnızca maaşları değil, hükümetin toplumdaki ekonomik hoşnutsuzluğa nasıl yanıt vereceğini de gösterecek.
Çünkü milyonlarca yurttaş için mesele artık “daha iyi yaşamak” değil; ay sonunu getirebilmek, marketten temel gıdayı alabilmek ve kirayı ödeyebilmek.
Ara zam yapılmaması halinde, asgari ücretin yıl sonuna kadar açlık sınırının çok daha altında kalacağı ve yoksulluğun daha da derinleşeceği değerlendiriliyor. Bu nedenle temmuz ayı, yalnızca takvimde bir dönemeç değil; milyonlarca emekçi için hayatta kalma sınavı anlamına geliyor.
haberdeger.com Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist