
Artan fiyatlar nedeniyle dışarıda yemek yemek, keyifli bir sosyal aktiviteden çok hane bütçesini zorlayan ciddi bir gider kalemi haline geldi. Uzmanlara göre restoran fiyatlarındaki yükseliş yalnızca maliyet artışlarıyla açıklanamıyor; içecek, tatlı ve yan ürünlere dayalı yüksek kâr marjlı fiyatlama politikaları da bu tablonun önemli bir parçası. Bir öğünlük restoran harcaması, evde yapılan yemeğin maliyetini katlayarak aşarken yurttaşlar harcamalarını yeniden gözden geçirmek zorunda kalıyor.
Bir öğün, bir aylık ihtiyaçla yarışıyor
İki kişinin orta segment bir restoranda yediği akşam yemeği için ödediği 1.500 ila 2.500 TL’lik hesap, artık yalnızca bir öğün olarak değil, önemli bir tüketim tercihi olarak görülüyor. Dört kişilik bir ailenin ayda birkaç kez dışarıda yemek yemesi, aylık bütçeyi 15-20 bin TL seviyesine taşıyabiliyor. Bu tutarla bir evin temel beyaz eşyası alınabiliyor, bir tatil planının büyük bölümü karşılanabiliyor ya da bir ailenin bir aylık gıda ve temizlik alışverişi yapılabiliyor.
Restoranın kazancı tabağın dışında büyüyor
Sektör temsilcilerine göre restoranlarda asıl yüksek kazanç ana yemekten değil, içecek, kahve, tatlı ve yan ürünlerden sağlanıyor. Maliyeti 10-15 TL olan bir ayran ya da kolanın menülerde 100 TL’yi aşması, filtre kahvenin 15-20 TL maliyetle 150 TL’ye yaklaşması dikkat çekiyor. Patates kızartması, makarna ve tatlılar gibi ürünlerde yüzde 300 ile 800 arasında değişen kâr marjları, fiyat artışlarının temel nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Maliyetle fiyat arasındaki makas açıldı
Kırmızı et ve balık gibi ana yemeklerde hammadde maliyetleri, gramaj baskısı ve fire oranları kârı sınırlarken; düşük maliyetli ürünler menülerde fiyatı hızla yükselen kalemler haline geldi. Uzmanlar, kira, personel ve enerji giderlerindeki artışın yanı sıra bu fiyatlama anlayışının da dışarıda yemeği pahalılaştırdığını vurguluyor.
Evde 400, restoranda 4 bin TL
Yapılan hesaplamalar, dört kişilik bir ailenin evde hazırladığı ortalama bir akşam yemeğinin 300-500 TL arasında olduğunu, aynı menünün restoranda 3.500-5.000 TL’ye kadar çıktığını gösteriyor. Bu fark, birçok haneyi dışarıda yemek alışkanlığını azaltmaya ve evde sofraya dönmeye yöneltiyor.
İşletmeler de ayakta kalma mücadelesi veriyor
İstanbul’da restoran işleten Mehmet Karacan, fiyat artışlarının yalnızca kâr hırsıyla açıklanamayacağını söylüyor. Karacan’a göre son iki yılda kira, personel giderleri, sigorta primleri ve enerji faturaları işletmelerin en büyük yükü haline geldi. “Fiyat artırmak istemesek bile maliyetler bizi buna zorluyor” diyen Karacan, dışarıda yemeğin pahalı görünmesinin arkasında ciddi bir ayakta kalma mücadelesi olduğunu ifade ediyor.
Avrupa ile gelir-fiyat dengesi açılıyor
Avrupa ülkelerinde iki kişilik bir akşam yemeği 40-70 avro bandında seyrederken bu harcama asgari ücretin yüzde 3-6’sına denk geliyor. Türkiye’de ise benzer bir yemek, asgari ücretin yüzde 7-12’sini bulabiliyor. Özellikle turistik bölgelerdeki fiyatlar, yabancı ziyaretçiler tarafından da sıkça eleştiriliyor.
Kuver ve servis ücretleri tartışmayı büyüttü
Ticaret Bakanlığı’nın kuver ve servis ücreti gibi ek bedelleri yasaklayan düzenlemesi, tüketici örgütleri tarafından olumlu karşılandı. Sektör temsilcileri ise bu ücretlerin menülere yansıtılmaması gerektiğini vurguluyor. Tüketici dernekleri, yurttaşlara bu tür ücretlerle karşılaşmaları halinde ödememeleri çağrısında bulunuyor.
Sofradaki fiyat krizi, yalnızca restoranları değil, Türkiye toplumunda günlük yaşam alışkanlıklarını da yeniden şekillendiriyor. Dışarıda yemek artık bir keyif değil, ciddi bir ekonomik karar haline geliyor.