
12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından cunta rejiminin hayata geçirdiği idam politikalarının sembol isimlerinden biri olan Mustafa Pehlivanoğlu, Necdet Adalı ile birlikte darbe yönetiminin asarak infaz ettiği ilk isimlerden biridir. 12 Eylül darbesinden sonra idam edilen ilk ülkücü olan 22 yaşındaki Pehlivanoğlu'nun davası ve yargılama süreci, Türkiye'nin yakın siyasi tarihinin en karanlık ve tartışmalı süreçlerinden biri olarak kayıtlara geçmiştir.
Mustafa Pehlivanoğlu Kimdir?
3 Mart 1958 tarihinde Ankara'nın Ayaş ilçesinde dünyaya gelen Mustafa Pehlivanoğlu, ülkücü görüşe sahip bir gençti. Hayatı, 1970'li yılların sonlarında Türkiye'yi sarsan ideolojik çatışmaların ve sokak şiddetinin içinde şekillendi.
Ankara Balgat Katliamı ve Cezaevi Firarı
Pehlivanoğlu'nun adını hukuki ve siyasi tarihe taşıyan ana olay, 10 Ağustos 1978 gecesi Ankara’nın Balgat semtinde gerçekleşti. Mahalledeki 5 kahvehanenin kimliği belirsiz kişilerce taranması sonucunda sol görüşlülere ait üç kahvehanede 3, ülkücülere ait iki kahvehanede 2 olmak üzere toplam 5 kişi yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi yaralandı. Tarihe "Balgat katliamı" olarak geçen bu olayın ardından operasyon başlatan polis, 3 kilometre uzakta, ülkücülerin yoğun olarak oturduğu Karapınar Mahallesi'ne baskın düzenleyerek bir grup genci gözaltına aldı; gözaltına alınanlar arasında Mustafa Pehlivanoğlu da vardı.
12 Eylül 1980 askeri darbesinden önce yapılan yargılama sonucunda ölüm cezasına (idama) çarptırılan Pehlivanoğlu, yaklaşık 2 yıl hapis yattı. Bu süreçte, aynı davadan yargılanan İsa Armağan ile birlikte tutulduğu sıkı korunan Mamak Askerî Cezaevi’nden yurt dışına kaçma planıyla firar etti. Ancak aynı dönemde darbe ilan edilmesi ve sıkıyönetim şartları nedeniyle, 18 Ağustos 1980'de Kütahya'da saklandıkları bağ evinde yakalanarak tekrar cezaevine konuldu.
Yargılama Tartışmaları ve Ulucanlar’daki İnfaz
Mahkeme süresi boyunca polis ifadesinin işkence zoruyla alındığını ve masum olduğunu iddia eden Mustafa Pehlivanoğlu'nun davasında, baskında kullanılan silahların başka bir örgütün evinde bulunmasına rağmen kararın değişmediği belirtildi. İdam kararını veren Sıkıyönetim Mahkemesi Hâkimi Ali Fahir Kayacan daha sonra anılarında, Mustafa Pehlivanoğlu'nun asılan solcu Necdet Adalı'ya "denge olsun" diye idam edildiğini belirtti.
12 Eylül darbesinin ardından Millî Güvenlik Konseyi (MGK) tarafından 7 Ekim 1980 tarihinde idamı onaylanan Pehlivanoğlu, 7 Ekim’i 8 Ekim’e bağlayan gece yarısından sonra, Necdet Adalı’dan birkaç saat sonra Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi'nde (Ulucanlar) asılarak idam edildi. Ailesi idamı ancak infazdan 3 gün sonra çocuklarını ziyarete geldiklerinde öğrenebildi. Pehlivanoğlu'nun naaşı Ankara Karşıyaka Mezarlığı'na defnedildi. Ailesi ve yakınları (ağabeyi Oktay Fırtına'nın aktarımlarına göre) süreç boyunca evlerinin kurşunlanması, soyadlarının Fırtına olarak değiştirilmesi gibi büyük baskılar ve mağduriyetler yaşadı; yıllar sonra mezarı açıldığında bedeninin bozulmadığı yönünde iddialar dile getirildi.
İlerleyen yıllarda ortaya çıkan askeri savcılık ifadelerinde ise Pehlivanoğlu, eylemlerin talimatlarını ve silahların teminini Abdullah Çatlı, Muhsin Yazıcıoğlu, Şevket Çetin ve Esat Bütün gibi isimlerden aldığını, Balgat olayının Abdullah Çatlı'nın emriyle gerçekleştirildiğini iddia etmiştir.
Son Mektubu
Mustafa Pehlivanoğlu, idam edilmeden önce anasına ve babasına yazdığı son mektubunda şu satırlara yer verdi: ''Sevgili anneciğim ve babacığım, sizler beni bu yasa kadar büyüttünüz ve yetiştirdiniz. Benim sizlere karşı islemiş olduğum hataları ve suçlarımı affedin. Hakkınızı helal edin. Ben sizlerin bir evladınız olarak, bugüne kadar Cenab-ı Hakk'ın ve Onun Resulünün, Yüce Peygamberimizin yolundan ayrılmadım. Alın yazımız böyle yazılmış. Kader ne ise onu çekeceğiz. Ben de kardeşim Haydar gibi bir an önce Allah'ın huzuruna çıkacağım. Eğer benim günahım varsa Cenab-ı Allah'ın huzurunda çekmeye hazırım. Yok, bir yanlışlık sonucu ölümüme karar verenler, idam edenler Allah'tan bulsunlar. Şunu hiç bir zaman unutmasınlar ki, Mustafa'lar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar. Kellemi verdiğim bu yolun zaferi yakındır. Zafer her zaman Allah'a inananlarındır. Bunun için hiç üzülmeyin. Cenazemin arkasından ağlamayın, günahtır. Sizden ricam ağlamayın. Anne, sizlerle helalleşmek isterdim, fakat olmadı. Hakkım varsa, hepinize helal olsun, siz de helal edin. Son olarak, abime, yengeme, yiğenime, bacıma selam eder, haklarını helal etmelerini dilerim. Nişanlıma da selam eder, Cenab-ı Allah'ın mutlu bir yuva kurması için ona yardımcı olmasını dilerim. Oğlunuz Mustafa''
haberdeger.com
Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist