Avrupa'da Faşizm Hortladı: Almanya'da Aşırı Sağcı AfD Başa Geçti

Almanya’nın Doğu bölgesinde yer alan Saksonya-Anhalt eyaletinde gerçekleştirilen parlamento seçimleri, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Alman siyasi hayatında benzeri görülmemiş büyük bir kırılmaya sahne oldu.

Haber Giriş Tarihi: 07.09.2026 14:25
Haber Güncellenme Tarihi: 07.09.2026 14:56
https://haberdeger.com/

Göçmen karşıtı ve aşırı sağcı politikalarıyla bilinen Almanya için Alternatif (AfD) partisi, sandıktan yüzde 43,8 gibi rekor bir oy oranıyla birinci parti olarak çıktı. 2021 yılında yapılan seçimlerde oyların yüzde 20,8'ini alan parti, aradan geçen sürede oy oranını iki kattan fazla artırarak Alman siyasetinin merkezine yerleşti. Bu sonuç, kıta genelinde faşizmin ve aşırı sağcı ideolojilerin yeniden hortladığı yönündeki kaygıları en üst seviyeye taşıdı

Sandıkta Rekor Katılım ve AfD'nin Yükselişi

Eyalet genelinde seçime katılım yüzde 77 gibi yüksek bir oranla gerçekleşirken, 83 sandalyeli eyalet meclisinde AfD 39 milletvekilliği elde etti. Tek başına iktidar için gerekli olan 42 salt çoğunluk sınırını kıl payı kaçıran parti, Magdeburg’deki seçim kutlamalarında büyük bir coşkuyla karşılandı. Partinin 35 yaşındaki liste başı adayı ve sosyal medyada öne çıkan ismi Ulrich Siegmund, sonuçların kesinleşmesinin ardından yaptığı konuşmada, "Bu ülkede tarih yazdık. Halk nihayet siyasi değişim istediğini ve bunu bizimle yapmayı arzuladığını açıkça gösterdi" diyerek bu zaferi 2029 yılındaki federal seçimlerde ulusal iktidara uzanacak yürüyüşün ilk adımı olarak tanımladı. AfD Eş Başkanı Alice Weidel da sonucu "sansasyonel" ve "tarihi bir dönüm noktası" olarak nitelendirdi.

CDU'da Ağır Hezimet ve Berlin'e "Güven Oyu" Darbesi

Seçim tablosu, başkent Berlin'de ve özellikle Başbakan Friedrich Merz liderliğindeki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) cephesinde şok etkisi yarattı. Uzun yıllardır koalisyon ortaklıklarıyla eyaleti yöneten CDU, büyük bir çöküş yaşayarak oyların yalnızca yüzde 17,2’sini alabildi. 2021 seçimlerine kıyasla oyunun neredeyse yarısını kaybeden CDU’da, yaklaşık 83 bin seçmenin tercihini AfD’den yana kullandığı tespit edildi. Siyasi analistler ve Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (DIW) yetkilileri, bu tarihi hezimeti yalnızca yerel bir başarısızlık olarak değil, federal hükümetin ekonomik durgunluk ve reform politikalarına yönelik ağır bir güven oylaması ve sert bir uyarı olarak değerlendiriyor.

Hükümet Kurma Belirsizliği

AfD her ne kadar sandıktan birinci çıksa da, tek başına mutlak çoğunluğa sahip olmaması ve diğer tüm ana akım siyasi partilerin AfD ile koalisyon yapmayı reddetmesi eyalette derin bir yönetim krizini beraberinde getiriyor. Geleneksel partilerin uyguladığı ve aşırı sağcı yapılarla iş birliğini yasaklayan "güvenlik duvarı" (Brandmauer) politikası, sol popülist Sahra Wagenknecht İttifakı'nın (BSW) yüzde 5,3 oy alarak meclise girmesiyle yeni bir tartışma alanına açıldı. BSW kanadından gelen "AfD'yi tamamen dışlamak antidemokratiktir" yönündeki mesajlar koalisyon senaryolarını bulandırırken, tarafların uzlaşamaması durumunda eyaletin yeniden seçime gitme ihtimali masada duruyor.

Göç Karşıtlığı Endişe Verici Boyutta

AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki bu devasa sıçramasının arkasında, eyaletteki mevcut hükümetin ekonomi, yaşam pahalılığı ve kamu hizmetlerindeki yetersizliklerinden duyulan derin memnuniyetsizlik yatıyor. Ulrich Siegmund’un "Güzel, eski, güvenli Almanyamı geri istiyorum" sloganıyla yürüttüğü kampanya, halkın yabancı nüfusa, kontrolsüz göçe ve ekonomik durgunluğa olan tepkisini doğrudan sandığa yansıttı. Partinin seçim programında; Alman ulusal kimliğinin korunması, Alman tarihi derslerinin millî değerler ışığında yeniden şekillendirilmesi, çalışmayan veya entegre olmayan göçmenleri hedef alan bir "sınır dışı görev gücü" kurma vaadi, Ukrayna'ya askerî ve malî desteğin kesilmesi ile Euro Bölgesi'nden ayrılma gibi radikal hedefler yer alıyor.

Avrupa Genelinde Alarm Zilleri Çalıyor

Almanya'nın Doğu eyaletlerinden birinde aşırı sağcı bir siyasi hareketin iktidarın eşiğine gelmesi, komşu ülkelerde de büyük bir rahatsızlık yarattı. Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure ile Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, sandıktan çıkan neticeyi kıta genelinde tırmanan popülist dalgaya karşı son derece kaygı verici bir işaret olarak değerlendirdi. Uzmanlar, Almanya'daki bu kırılmanın izole bir olay olmadığını, Fransa'dan İtalya'ya kadar tüm Avrupa'da benzer faşizan eğilimleri cesaretlendireceğini ve kıta demokrasisini tarihin en çetin sınavlarından biriyle baş başa bıraktığını vurguluyor.

haberdeger.com

Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist