Eski Bakan Denizolgun soruşturmasında kayıp telefon çelişkisi: Kardeş ve yeğene dava açıldı

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 2016 yılında evinde şüpheli şekilde hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturmada Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı iddianamesini tamamladı. Denizolgun'un ölümünün ardından kaybolan cep telefonuna ilişkin kız kardeşi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ve yeğeni Hilmi Tuna Kuriş hakkında "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçlamasıyla dava açıldı.

Haber Giriş Tarihi: 02.10.2026 14:56
Haber Güncellenme Tarihi: 02.10.2026 15:24
https://haberdeger.com/

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016 tarihinde Beykoz'daki evinde ölü bulunmasıyla kapanan dosya, yeni deliller ve iddialar ışığında yeniden yargı gündemine taşındı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan kapsamlı soruşturma sonucunda; eski bakanın özel doktoru Nurettin Demirkol, kız kardeşi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş, yeğeni Hilmi Tuna Kuriş ve üç Adli Tıp Kurumu (ATK) görevlisinin de aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında 3 ayrı kamu davası açıldı.

Delil niteliğindeki cep telefonu kayıp

Hazırlanan iddianamenin en çarpıcı başlıklarından birini, eski bakanın ölümünün ardından olay yerinden alınan ancak daha sonra izine ulaşılamayan cep telefonu oluşturdu. Olay yerinde parmak izi incelemesi yapıldıktan sonra muhafaza altına alınan cihazın, mahkeme kararıyla Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'e teslim edildiği belirlendi. Tanık sıfatıyla ifadesine başvurulan avukat Abdurrahim Çelik, tereke eşyalarını bir çuval içerisinde teslim aldığını, içerisindeki eşyalara tek tek bakmadığını ancak eşya listesinin bulunduğunu belirtti. Çelik, çuvalı Hilmi Tuna Kuriş’in yönlendirmesiyle Kısıklı'daki eve götürerek orada çalışan bir kişiye teslim ettiğini ifade etti.

2026 soruşturmasında cihaza ulaşılamadı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen başka bir soruşturma kapsamında cihaz yeniden gündeme geldi. Arama tutanaklarında telefonun yer almaması üzerine IMEI bilgileri ve fotoğrafları emniyete gönderildi; ancak 30 Eylül tarihli tutanakla eski bakana ait telefonun hiçbir yerde bulunamadığı resmen kayda geçirildi.

Başsavcılık tarafından hazırlanan iddianamede, ortadan kaybolan bu telefonda yer alan mesajların, fotoğrafların ve notların "kasten öldürme" suçundan yürütülen soruşturma bakımından kritik deliller içerebileceği vurgulandı. Cihazın yok edilmesinin TCK 281/1 maddesinde düzenlenen "Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme" suçunu oluşturduğu belirtilerek, sanıkların 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

Feth-i Kabir ve diğer suçlamalar

Soruşturma kapsamında daha önce Denizolgun'un mezarında feth-i kabir işlemi yapılarak örnekler alınmış, ilk rapordaki çelişkiler ve otopsi sürecindeki usulsüzlükler mercek altına alınmıştı. Bu doğrultuda; özel doktor Nurettin Demirkol hakkında "yalan tanıklık" suçundan dava açılırken, Adli Tıp Kurumu görevlileri hakkında "resmi belgede sahtecilik" suçlamasıyla yasal işlem başlatıldı.

haberdeger.com

Bağımsız • Yerli • Antiemperyalist