İlhami Işık Yazdı: Çözüm Süreci Arafta Asılı

İlhami Işık tarafından Serbestiyet’te yayımlanan dikkat çekici analiz, Türkiye’de uzun süredir tartışılan çözüm sürecinin bugün ne ilerlediğini ne de tamamen sona erdiğini savunuyor. Yazıya göre süreç, kelimenin tam anlamıyla “Araf’ta asılı duruyor.” Bu ifade, hem Ankara’daki siyasi bekleyişi hem de Kürt siyasetindeki yönsüzlük hissini anlatan güçlü bir metafor olarak öne çıkıyor.

Haber Giriş Tarihi: 25.04.2026 12:38
Haber Güncellenme Tarihi: 25.04.2026 12:38
https://haberdeger.com/

Yazının merkezindeki soru şu: Şiddetin azalması ve güvenlik alanında sağlanan görece sakinlik neden siyasal çözüme dönüşmüyor? İlhami Işık’a göre bunun nedeni, sürecin ikinci aşamasına geçilememesi. Silahların susması tek başına yeterli görülmüyor; hukuki reformlar, demokratikleşme adımları ve meşru siyasal muhataplık kurulmadan kalıcı bir barış zemini oluşmuyor.

“Yasal Adım Şimdi” çağrısı neden önemli?

Yazıda dikkat çeken bölümlerden biri, DEM Parti ve muhalefetin daha aktif davranması gerektiğine dair tespitler. İlhami Işık, iktidarın kendiliğinden adım atmasını beklemenin sonuç vermeyeceğini savunuyor. Bunun yerine sürecin toplumsallaştırılması, kamuoyu baskısına dönüştürülmesi ve demokratik talepler etrafında güçlü bir siyasal zemin kurulması gerektiğini belirtiyor.

Bu değerlendirme, Türkiye siyasetinde sık görülen “bekle-gör” yaklaşımına da eleştiri niteliği taşıyor. Çünkü süreçler, siyasi irade oluşmadan kendiliğinden ilerlemiyor. Özellikle seçim hesaplarının belirleyici olduğu dönemlerde, toplum baskısı olmadan reform dosyalarının rafa kalkması sık rastlanan bir tablo.

Yazının en çarpıcı cümlelerinden biri şu düşüncede özetleniyor: Sadece terörü tasfiye mantığıyla kurulan siyaset, çözüm değil çözümsüzlük üretir. Bu yaklaşım, son yıllarda Türkiye’nin Kürt meselesine dair en büyük açmazına işaret ediyor.

Devlet açısından kısa vadeli güvenlik başarıları mümkün olabilir. Sınır ötesi operasyonlar, örgütsel kapasitenin daraltılması ve şiddetin düşmesi belli sonuçlar üretmiş olabilir. Ancak mesele kimlik, temsil, vatandaşlık ve demokratik katılım boyutlarıyla ele alınmadığında sorun başka biçimlerde geri dönebiliyor. Yazı tam da bu uyarıyı yapıyor.

“Türk-Kürt birliği siyasetsiz denklemde yaşayamaz”

İlhami Işık’ın analizinde öne çıkan bir başka vurgu da toplumsal birlik meselesi. Işık'a göre Türk-Kürt ilişkileri, yalnız güvenlik merkezli denklem içinde sürdürülemez. Kalıcı birliktelik için karşılıklı meşruiyet, demokratik siyaset ve ortak akıl gerekiyor. Bu ifade, son yıllarda sertleşen kutuplaşma iklimi düşünüldüğünde önemli. Çünkü toplumsal barış farklı kimliklerin kendini eşit ve güvende hissettiği siyasi zemindir.

Yazı, sürecin sadece Türkiye iç siyasetiyle açıklanamayacağını da vurguluyor. Suriye’deki gelişmeler, SDG ile Şam yönetimi arasındaki ilişkiler ve bölgesel güç dengeleri Türkiye’deki çözüm arayışlarını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle Ankara’nın yapıcı ve kolaylaştırıcı bir rol üstlenmesi gerektiği belirtiliyor.

Askıda kalan süreçler risk üretir

İlhami Işık’ın yazısı, çözüm sürecinin tamamen bittiğini söylemiyor. Ama ilerlemediğini net biçimde ortaya koyuyor. En kritik uyarı ise şu: Askıda kalan süreçler zamanla umut üretmez, güvensizlik üretir.

Türkiye önünde iki yol bulunuyor: Ya siyasal reform başlıkları yeniden açılacak, ya da bugünkü belirsizlik daha derin bir tıkanmaya dönüşecek. “Arafta asılı” kalan dosyalar, bir süre sonra kendiliğinden çözülmez; daha ağır maliyetlerle geri döner.