İlkesiz Siyasetin Bedeli: Mesut Özarslan

Şubat'ta CHP'den istifa eden ve AK Parti'ye geçeceği iddia edilen Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, Genel Başkanlığa dönen Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeni atadığı MYK üyelerine tebrik çiçeği gönderdi.

Haber Giriş Tarihi: 04.06.2026 00:50
Haber Güncellenme Tarihi: 04.06.2026 00:50
https://haberdeger.com/

Şubat ayında CHP’den istifa eden ve AKP’ye geçeceği iddia edilen Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’dan ezber bozan bir girişim geldi. Özarslan, mahkeme kararıyla Genel Başkanlığa tekrardan gelen Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeni atadığı MYK üyelerinin her birine ayrı ayrı tebrik çiçeği gönderdi. Peki Mesut Özarslan kimdir?

Türk siyasetinde parti değiştirmeler eski bir olgu. Ancak bazı geçişler vardır ki sadece bir siyasetçinin kariyer tercihine indirgenemez bilakis seçmen iradesi, siyasal etik ve yerel yönetimlerin meşruiyeti açısından da ciddi tartışmalar doğurur. Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan etrafında gelişen son süreç de tam olarak böyle bir tablo ortaya çıkardı.

2024 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayı olarak seçime giren ve Keçiören gibi uzun yıllar sağ siyasetin hakim olduğu bir ilçede önemli bir başarı elde eden Özarslan, aradan geçen kısa sürede CHP'den istifa etti. Ardından AK Parti'ye geçeceği yönündeki iddialar Ankara kulislerini hareketlendirdi. Ancak süreç beklenildiği gibi ilerlemedi. AK Parti içerisinde yükselen itirazlar, hakkındaki çeşitli iddialar ve kamuoyunda oluşan tartışmalar nedeniyle geçiş süreci askıya alındı. AK Parti'ye yakın isimlerden Şamil Tayyar'ın ifadesiyle Özarslan'ın "siyasi karantinaya" alındığı ileri sürüldü.

Yine Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın koruyup kolladığı, hatta prensi olarak anılan eski İYİ Partili Mesut Özarslan, Meral Akşener'in CHP'ye karşı 'savaş açıyorum' söylemi sonrası gemiyi ilk terk eden isimlerden biri olmuştu. CHP'den Keçiören'de Belediye Başkan Adayı olarak gösterilen Özarslan'ın PORTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı olduğu dönemde belediye iştirakini nasıl batırdığı ABB Denetim raporlarıyla ortaya çıkmıştı.

Mesut Özarslan'ın Keçiören'de elde ettiği başarı büyük ölçüde CHP'nin, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş etkisinin ve muhalefet blokunun yarattığı siyasi atmosferin sonucuydu. Özarslan'ın geçmişte İYİ Parti kökenli olması ve kendisini "muhafazakâr ülkücü" olarak tanımlaması zaten ideolojik tartışmaları beraberinde getirmişti. Buna rağmen seçmen sandıkta CHP'nin adayı olarak kendisine destek verdi.

Bu nedenle seçildikten sonra farklı bir siyasi hatta yönelmesi, birçok seçmenin gözünde temsil krizine yol açtı. Çünkü seçmenin verdiği yetki ile siyasetçinin sonradan benimsediği siyasi pozisyon arasında ciddi bir farklılık oluştu.

Aslında gayet pragmatist bir kişilik. 2017'den itibaren aktif olarak siyasette yer alan Özarslan aslen milliyetçi bir gelenekten geliyor. 8 Şubat'ta katıldığı CNN Türk yayında, "Ben köken itibariyle de muhafazakar ülkücü bir insanım yapı olarak. Biz buraya ekip halinde Mansur Başkanımızla birlikte ülkeye daha iyi değerler sunabilmek için geldik" dedi. Özarslan 2017 yılında İYi Parti'nin kurucular kurulu üyeleri arasında yer almış, partinin Ankara'da kurucu il başkanı olarak görev yapmıştı. 2018 yılında İYİ Parti'nin Ankara milletvekili adayı oldu ancak seçilemedi. Ancak parti içinde farklı görevlerde bulunmaya devam etti. Aslında pragmatist kişiliği onun tüm düğmelere basmasını gerektiğini düşündürmüştü.

Portaş Dosyaları Tartışması

Özarslan hakkındaki en büyük tartışma alanlarından biri Ankara Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan PORTAŞ'taki geçmiş yöneticilik dönemi oldu.

Muhalefet ve bazı siyasi aktörler, PORTAŞ'ın Özarslan'ın genel müdürlüğü döneminde ciddi mali kayıplar yaşadığını ileri sürdü. Yerel seçim sürecinde gündeme getirilen iddialarda şirketin kârdan zarara geçtiği öne sürüldü. AK Parti içerisindeki bazı isimlerin de bu dosyaların kamuoyunda yarattığı algı nedeniyle Özarslan'ın partiye alınmasına karşı çıktığı ifade edildi.

2019 yılında 65 milyon 903 bin 424 lira kar eden PORTAŞ'ın CHP'nin Keçiören Belediye Başkan Adayı olan Mesut Özarslan'ın yönetimi süresince battığı ortaya çıkmıştı. 2023 yılında PORTAŞ’ın 59 milyon 647 bin 720 lira zarar ettiği bilgisi Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından açıklanan mali verilerde yer aldı.

Sürecin en dikkat çekici boyutu ise CHP kaynaklarından gelen suçlamalardı. Bazı CHP kaynakları, Özarslan'ın hakkında bulunduğu ileri sürülen soruşturmalar ve suç duyuruları nedeniyle iktidar partisiyle temas kurduğunu iddia etti.

Ortada Kalan Bir Siyasi Figür

Ankara kulislerine yansıyan bilgiler, AK Parti teşkilatının önemli bölümünün Özarslan'ın partiye katılımına sıcak bakmadığını gösterdi.

Özellikle eski Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok ve Ankara teşkilatındaki bazı isimlerin sürece itiraz ettiği öne sürüldü. İddialara göre parti yönetimi, hakkındaki tartışmalar netleşmeden böyle bir transferin siyasi maliyet üreteceğini düşündü. Bunun sonucunda beklenen rozet törenleri gerçekleşmedi ve geçiş süreci askıya alındı.

Yerel seçim sonrasında Keçiören'de belediye yönetimine yönelik eleştirilerin arttığı yönünde değerlendirmeler de bulunuyor. Muhalif ve iktidara yakın çevrelerden gelen farklı eleştiriler, belediyenin performansına ilişkin tartışmaları canlı tuttu.

Bir yandan CHP tabanında "emanete ihanet" söylemi güçlenirken, diğer yandan AK Parti seçmeni arasında da "fırsatçı transfer" eleştirileri yükseldi. Sonuç olarak Özarslan, iki farklı seçmen kitlesinin de güvenini tam olarak kazanamayan bir pozisyona sürüklendi.

Mesut Özarslan vakası aslında Türkiye'deki parti merkezli siyasetin önemli sorunlarından birini gözler önüne seriyor.

Bir siyasetçi seçmenden aldığı desteği belirli bir siyasi kimlik üzerinden kazanıyor, ardından farklı bir siyasi hatta yöneliyorsa seçmen nezdinde güven kaybı kaçınılmaz hale geliyor. Buna hakkındaki tartışmalar, iddialar ve kulis savaşları da eklendiğinde ortaya siyasi yalnızlaşma çıkıyor.

Bugün gelinen noktada Özarslan ne CHP'nin temsil ettiği siyasi çizginin parçası olarak görülüyor ne de AK Parti tarafından tam anlamıyla kabul edilmiş durumda. Bu nedenle Ankara kulislerinde kullanılan "siyasi karantina" tanımı aslında yaşanan durumu özetleyen güçlü bir metafor haline geldi.

Mesut Özarslan olayı kişisel bir siyasi kariyer hikâyesinden çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu süreç, Türkiye'de seçmen iradesi ile siyasetçinin bireysel tercihleri arasındaki gerilimi yeniden görünür hale getirdi.

İdeolojik tutarlılığın zayıfladığı, parti aidiyetlerinin araçsallaştığı ve siyasi transferlerin ilkesel tartışmalardan çok pragmatik hesaplarla yürütüldüğü bir ortamda en büyük zararı siyaset kurumunun güvenilirliği görüyor.

Keçiören örneğinde ortaya çıkan tablo, kısa vadeli siyasi hesapların uzun vadede hem siyasetçileri hem de temsil ettikleri kurumları zayıflatabileceğini gösteren çarpıcı bir örnek olarak Türkiye siyaset tarihindeki yerini almaya aday görünüyor.