Arapların Tarihi Katılımı Netanyahu’nun İktidar Yolunu Kesti

Al-Araby televizyonuna konuşan Bishara, İsrail'deki siyasi dengelerin değişmesinde Filistinli Arap vatandaşların sandığa gitme kararlılığının belirleyici olduğunu vurguladı. Bishara'ya göre Netanyahu hükümetinin Gazze'deki savaşı, Batı Şeria'daki politikaları ve İsrail içerisindeki Arap toplumuna yönelik baskılar, seçmenlerin siyasi tepkisini büyüttü.

Haber Giriş Tarihi: 31.10.2026 12:46
Haber Güncellenme Tarihi: 31.10.2026 12:48
https://haberdeger.com/

İsrailli Arapların 27 Ekim’de gerçekleştirilen seçimlerde sandığa rekor düzeyde katılması, Başbakan Binyamin Netanyahu ve aşırı sağcı müttefiklerinin yeniden hükümet kurma planlarını sekteye uğrattı. Filistinli düşünür ve Arap Araştırma ve Politika Çalışmaları Merkezi Genel Direktörü Azmi Bishara, seçim sonuçlarını değerlendirerek Arap seçmenlerin yüksek katılımının Netanyahu blokunun parlamentoda çoğunluğu elde etmesini engellediğini söyledi.

Al-Araby televizyonuna konuşan Bishara, İsrail'deki siyasi dengelerin değişmesinde Filistinli Arap vatandaşların sandığa gitme kararlılığının belirleyici olduğunu vurguladı. Bishara'ya göre Netanyahu hükümetinin Gazze'deki savaşı, Batı Şeria'daki politikaları ve İsrail içerisindeki Arap toplumuna yönelik baskılar, seçmenlerin siyasi tepkisini büyüttü.

Seçimlerde Arap vatandaşların katılım oranının yaklaşık yüzde 80'e ulaşması, İsrail siyasi tarihinde önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Arap partilerinin iki ayrı listeyle toplam 19 sandalye kazanması, 120 üyeli Knesset'te hükümet kurma hesaplarını doğrudan etkiledi. Netanyahu'nun liderliğindeki blok 53 sandalyede kalırken, Gadi Eisenkot öncülüğündeki muhalefet bloğu 48 sandalye elde etti. Hükümet kurabilmek için gereken sayı ise 61.

Arap seçmenlerin tepkisi Netanyahu'ya karşı siyasi güce dönüştü

Bishara, Arap toplumunun seçimlere yoğun katılımının arkasında herhangi bir dış finansman veya örgütlü müdahale bulunmadığını belirterek, bu katılımın bütünüyle siyasi nedenlerden kaynaklandığını savundu.

Gazze'de yaşanan yıkım, Filistinlilere yönelik baskılar ve İsrail'deki Arap vatandaşlarının siyasi meşruiyetinin sorgulanması, Bishara'ya göre seçmenleri harekete geçiren temel unsurlar oldu. Arap vatandaşların seçimleri, hem Netanyahu hükümetine yönelik öfkelerini ortaya koymak hem de ülkedeki siyasi varlıklarını yeniden teyit etmek için bir fırsat olarak gördüğünü ifade etti.

Bishara, Netanyahu hükümetinin politikalarının Arap toplumunu sandığa gitmeye teşvik ettiğini belirterek, İsrail'deki sağcı siyasetçilerin seçim sonuçlarından sonra Arapların siyasi katılımını hedef alan açıklamalarına da tepki gösterdi.

Öte yandan seçim sonuçları, Arap partilerini İsrail siyasetinde kritik bir konuma taşıdı. Ancak bu durum önemli bir çelişkiyi de beraberinde getirdi. Netanyahu'yu iktidardan uzaklaştırmak isteyen Eisenkot liderliğindeki muhalefet, hükümet kurabilmek için Arap partilerinin desteğine ihtiyaç duyarken seçim kampanyası boyunca Arap partileriyle hükümet kurmaya mesafeli yaklaştı.

Bishara, Arap partilerinin hükümete katılması konusunda da farklı yaklaşımlar bulunduğunu belirtti. Özellikle Mansur Abbas liderliğindeki Birleşik Arap Listesi'nin Eisenkot hükümetine katılmaya açık kapı bırakmasını eleştirdi. Arap toplumunun haklarının ve siyasi temsilinin korunması için hükümetlere katılmanın zorunlu olmadığını savunan Bishara, geçmişte Knesset'te dört dönem görev yaptığını ancak savaş ve apartheid politikalarıyla ilişkilendirdiği hükümetlere ortak olmadığını hatırlattı.

İsrail siyasetinde Siyonist solun gerileyişi

Bishara'nın değerlendirmesinde öne çıkan başlıklardan biri de Netanyahu karşıtı siyasi kampın gerçek bir alternatif üretme kapasitesi oldu.

Eisenkot'u Netanyahu'ya kıyasla daha az kötü bir seçenek olarak değerlendiren Bishara, buna rağmen muhalefetin İsrail'in Filistin politikasında köklü bir değişim vaat etmediğini söyledi. Ona göre Netanyahu'nun rakipleri İran, Lübnan ve Suriye politikalarında mevcut hükümetten temelde farklı bir yaklaşım ortaya koymuyor. Aralarındaki ayrılıklar daha çok yöntem ve uluslararası ilişkilerin yönetilmesiyle ilgili.

Bishara, İsrail'de Siyonist solun giderek etkisini kaybettiğini belirterek, İşçi Partisi'nin geçmişteki siyasi ağırlığından uzaklaştığına dikkat çekti. 1999 seçimlerinde iktidara gelen İşçi Partisi'nin 2022'de yalnızca dört sandalye kazanmasını, Meretz ile ittifak sonrasında da bu sayının sekizi aşamamasını siyasi dönüşümün göstergesi olarak değerlendirdi.

Bishara'nın bu konudaki en dikkat çekici tespiti ise İsrail solunun geleceğine ilişkindi: "Sol ya Siyonist olmayan bir çizgiye geçmeli ya da ortadan kaybolacak."