DSG’den Parti Siyasetine: Mazlum Abdi Suriye’nin Yeni Gücünü mü Kuruyor?

Gelişmelerin merkezinde yer alan en radikal dönüşüm ise şüphesiz Mazlum Abdi’nin askeri kimliğini bırakarak sivil siyasete adım atma hazırlığıdır. Yıllardır DSG’nin komutasyonunu yürüten Abdi’nin, askeri yapıların devlete entegrasyonunun tamamlanmasıyla birlikte yeşil üniformayı çıkararak kurulacak olan ulusal partinin genel başkanlığına geçmesi bekleniyor.

Haber Giriş Tarihi: 09.08.2026 16:04
Haber Güncellenme Tarihi: 09.08.2026 16:21
https://haberdeger.com/

Suriye iç savaşının başlangıcından bu yana ülkenin kaderini tayin eden en kritik kırılma noktalarından birine tanıklık ediliyor. Şam yönetimi ile Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ve Suriye Demokratik Güçleri (DSG) arasındaki uzun süredir devam eden entegrasyon müzakerelerinde tarihi bir safhaya geçildi. Diplomasinin kapalı kapıları arkasından sızan bilgiler ve sahadaki aktörlerin son temasları, 2011 yılından bu yana ülkenin kuzeydoğusunda fiili bir idare kuran yapıların, radikal bir kararla resmi devlet sistemine katılmaya hazırlandığını gösteriyor. Sürecin en dikkat çekici ve jeopolitik dengeleri altüst edebilecek boyutu ise askeri güçlerin entegrasyonundan ziyade siyasi kulislerde pişirilen yeni stratejide yatıyor. İddialara göre DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi liderliğinde, sadece kuzeydoğuyu değil, tüm Suriye coğrafyasını kapsayacak geniş tabanlı yeni bir ulusal siyasi partinin kurulması planlanıyor.

Askeri ve İdari Yapıların Feshi: Özerk Yönetim Devlet Sistemine Nasıl Katılacak?

Şam yönetimi ile yapılan entegrasyon görüşmelerinin omurgasını, fiili özerk idarenin aşamalı olarak merkezi devlet bünyesine devredilmesi oluşturuyor. Masadaki mutabakat taslağına göre, yıllardır bölgesel bir idare olarak işlev gören yapılanma, hukuki ve kurumsal formunu tamamlayarak Suriye'nin anayasal düzenine dahil edilecek.

Görüşmelerin idari ayağında, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi'nin mevcut meclis ve kanton sistemini lağvederek, idari mekanizmaları Suriye Yerel Yönetimler Bakanlığı’na devretmesi öngörülüyor. Bölgedeki sivil hizmetlerin aksamaması adına özerk idarede görev yapan binlerce personelin, Suriye devletinin resmi kadrolu memurları statüsüne geçirilmesi planlanıyor. Ekonomik düzlemde ise sınır kapılarının idaresi, gümrük gelirleri, petrol ve doğal gaz gibi stratejik yeraltı zenginliklerinin kontrolü doğrudan merkezi hükümete aktarılacak. Ancak bu kaynaklardan elde edilen gelirlerin belirli bir oranının, savaşın yıkıma uğrattığı bölgenin altyapı çalışmaları ve yerel hizmetleri için kullanılması şartı getiriliyor.

Askeri tarafta ise DSG bünyesindeki silahlı güçlerin bütüncül yapısını koruyarak Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlı askeri birlikler halinde ulusal orduya katılması hedefleniyor. İç güvenlikten sorumlu Asayiş birimlerinin ise İçişleri Bakanlığı emrindeki genel kolluk kuvvetleri sistemine entegre edilmesi üzerinde çalışılıyor. Kısacası "Rojava" modeli olarak bilinen idari ve askeri özerklik, yerini Suriye devlet yapısı içerisinde anayasal güvencelerle korunan esnek bir ademi merkeziyetçi yönetişim modeline bırakıyor.

Askeri Üniformadan Sivil Siyasete

Gelişmelerin merkezinde yer alan en radikal dönüşüm ise şüphesiz Mazlum Abdi’nin askeri kimliğini bırakarak sivil siyasete adım atma hazırlığıdır. Yıllardır DSG’nin komutasyonunu yürüten Abdi’nin, askeri yapıların devlete entegrasyonunun tamamlanmasıyla birlikte yeşil üniformayı çıkararak kurulacak olan ulusal partinin genel başkanlığına geçmesi bekleniyor.

Söz konusu yeni siyasi hareket, dar bir bölgesel ya da etnik kimlik partisi olmanın ötesinde, tüm Suriye’ye hitap edecek bir kitle partisi olarak tasarlanıyor. Kuruluş stratejisi; Şam, Halep, Lazkiye, Humus, Süveyda ve Deyrizor gibi ülkenin tüm ana vilayetlerinde güçlü teşkilatlar kurmayı içeriyor. Partinin kurucular kurulunda yalnızca Kürt siyasetçiler değil; Arap aşiret liderleri, Süryani, Dürzi, Alevi ve Hristiyan toplulukların temsilcileri de yer alacak.

Bu siyasi hamlenin temelinde, kuzeydoğudaki toplumsal örgütlenme deneyimini ülke geneline taşıma düşüncesi yatıyor. Parti programının; ademi merkeziyetçi bir yönetim anlayışını, Suriye’nin toprak bütünlüğünü, toplumsal barışı, kadın haklarını ve laik ilkelere dayalı bir devlet yapısını savunacağı belirtiliyor. Mazlum Abdi ve ekibi, askeri bir aktör olmaktan sivil bir siyasi figüre dönüşerek geleceğin Suriye parlamentosunda kilit bir grup oluşturmayı ve kurulacak koalisyon hükümetlerinde doğrudan rol almayı hedefliyor.

Bölgesel Dengeler, Uluslararası Güçler ve Karşılaşılacak Riskler

Şam ile Kamışlı arasında varılan bu uzlaşı ve sivil siyasete geçiş projesi, bölgesel diplomasi tahtasında kartların yeniden dağıtılması anlamına geliyor. Bu dönüşümün hayata geçebilmesi, bölgesel ve küresel aktörlerin takınacağı tavra doğrudan bağlıdır.

Şam yönetimi, sınır hatlarının güvenliğini sağlamak, kaynakların kontrolünü devralmak ve ülkenin bölünme riskini ortadan kaldırmak adına entegrasyona sıcak bakıyor. Ancak Şam’daki yerleşik bürokrasinin, Mazlum Abdi liderliğinde ülke genelinde örgütlenecek ve kendilerine mecliste güçlü bir muhalefet yapacak bu yeni harekete ne kadar alan açacağı belirsizliğini koruyor.

Uluslararası alanda, ABD ve Avrupalı müttefiklerin Suriye'den kademeli çekilme stratejisinde böyle bir entegrasyonu desteklediği biliniyor. Batılı güçler, DSG’nin kaos yaratmadan devlete entegre olmasını ve meşru siyasete kaymasını uzun vadeli bir istikrar unsuru olarak değerlendiriyor.

Türkiye açısından ise durum oldukça kritik bir çizgide duruyor. Ankara, sınırında otonom veya silahlı bir YPG/DSG yapılanmasının varlığına başından beri sert bir şekilde karşı çıkıyor. DSG'nin lağvedilerek askeri unsurların feshedilmesi Ankara'nın güvenlik kaygılarını kısmen karşılayabilir. Ancak bu yapının sivil siyasete evrilip Şam yönetimi içinde yasal bir aktör haline gelmesi, Türkiye'nin diplomatik ve güvenlik stratejilerinde yeni bir değerlendirme sürecini zorunlu kılacaktır.

Suriye, askeri çatışmaların gölgesinden çıkıp anayasal ve siyasi müzakerelerin öne çıktığı yeni bir döneme giriyor. Mazlum Abdi'nin komutanlıktan parti liderliğine uzanan bu olası yolculuğu, Suriye'nin birliğini sağlama iddiası taşırken, önümüzdeki dönemin siyasi mücadelesinin cephede değil, meclis ve seçim meydanlarında geçeceğini açıkça gösteriyor.