
İsrail’in Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre mesafede bulunan Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği hava saldırısı öncesinde; Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, Mossad Başkanı Roman Gofman ve ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack arasında yoğun bir arka kapı diplomasisi yürütüldüğü ortaya çıktı. Şarku'l Avsat tarafından aktarılan bilgilere göre, daha önce Paris ve Londra gibi merkezlerde temelleri atılan Suriye-İsrail temasları, havaalanındaki hareketliliğin ardından doğrudan telefon ve yüz yüze görüşmelerle devam etti.
İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur Havaalanı’nda Suriye ve Türkiye hareketliliğine dair istihbarat raporlarının ardından Tom Barrack, Paris müzakerelerinde mutabık kalınan "çatışmayı önleme" mekanizmasını devreye sokmaya çalıştı. Bu süreçte Şam yönetimi, Amerikalılar aracılığıyla Tel Aviv'e sahadaki duruma ilişkin kapsamlı güvenceler iletti. Suriye makamları, pistin rehabilitasyonunun herhangi bir düşmanca niyet taşımadığını; buraya konuşlandırılacak Bayraktar İHA ve diğer hava unsurlarının DEAŞ ve diğer milis gruplarla mücadeleyi hedeflediğini ve Irak-Lübnan sınır güvenliğini sağlamak için kullanılacağını belirtti. Şam ayrıca, yeni dönemde temel önceliğin komşuları tehdit etmek değil, ülkenin yeniden inşası, sınır güvenliği ve Suriye’nin bölgesel bir enerji koridoru haline gelmesi olduğunu savundu.
İsrail’in İtirazı ve Washington’ın Talebini Geri Çevirmesi
İsrail tarafı ise söz konusu havaalanındaki hareketliliği potansiyel bir "Türk askeri tehdidi" olarak niteledi ve bölgede kalıcı bir üs kurulmasını önlemek adına pistlerin vurulacağı sinyalini verdi. Şeybani ile Gofman arasındaki telefon temasları ve 17 Ağustos'ta Şeybani ile Barrack'ın İstanbul'daki görüşmelerine rağmen, Washington’ın "meseleyi çatışmayı önleme kanallarıyla çözme ve havaalanını vurmama" talebi İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu tarafından dikkate alınmadı. Bu temasların hemen ardından gelen hava saldırısı, diplomatik çözüm arayışındaki Şam yönetiminde büyük bir şaşkınlık ve hayal kırıklığı yarattı.
Saldırının ardından taraflardan peş peşe sert açıklamalar geldi. Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, tesiste kalıcı bir Türk askeri varlığı ya da üssü oluşturma planı bulunmadığını, alanın henüz tam anlamıyla faaliyete geçmediğini ve neredeyse boş olduğunu ifade etti. Suriyeli diplomatik kaynaklar ise Türkiye sınırına 70 kilometre mesafede bir Türk üssü kurulacağı iddiasının mantıksız olduğunu vurgulayarak İsrail'in her güvenlik uzlaşması eşiğinde sözünden döndüğünü belirtti. İsrail Başbakanı Netanyahu ise Suriye'yi daha önce bölgedeki Türk varlığı konusunda uyardıklarını ve saldırının potansiyel bir yığınağı önlemek için yapıldığını savundu. Türkiye cephesinden ise hava üssünde Türk varlığı olduğu iddiaları yalanlanarak, İsrail'in bölgeyi istikrarsızlaştırmak adına asılsız bahaneler ürettiği ve çatışma ortamını derinleştirmeye çalıştığı dile getirildi.