Eski CIA ajanı itiraf etti: Hükümetleri nasıl deviriyoruz?

Eski CIA ajanı, dünya çapında yürütülen dolaylı ve doğrudan CIA operasyonlarına dair önemli ayrıntılar paylaştı.

Haber Giriş Tarihi: 03.11.2026 10:30
Haber Güncellenme Tarihi: 03.11.2026 10:33
https://haberdeger.com/

CIA terörle mücadele biriminin eski subayı John Kiriakou, Gleen Diesen’a konuk olduğu programda CIA’in birçok ülkedeki dolaylı ve doğrudan faaliyetleriyle ilgili dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

11 Eylül Kırılmaydı

11 Eylül saldırıları sonrasında CIA’de temel bir kırılma yaşandığını ifade eden Kiriakou şunları söylüyor:

“CIA 11 Eylül'den sonra kalıcı olarak değişti. Adeta paramiliter bir örgüte dönüştü. Suikast timleri, adam kaçırma ekipleri, gizli hapishaneler ve işkence odalarından oluşan bir takımada kurdu. Obama dönemindeki CIA Direktörü John Brennan her salı sabahı saat 7'de Beyaz Saray'da ‘Salı Sabahı Ölüm Listesi’ adlı bir toplantıya ev sahipliği yapardı. Ekipler dünyanın dört bir yanına dağılır suikastlarını gerçekleştirirdi. Bu tam anlamıyla yargısız infazdır. Anayasa dışıdır. Uluslararası hukukun ihlalidir."

Bu sürecin ABD’nin hukuki kimliğine büyük zarar verdiğini söyleyen Kiriakou şöyle devam ediyor:

“Utanarak söylüyorum ki insanlığa karşı savaş suçları işledik. İşkence, yasadışı nakil ve gizli hapishane programları kurduk. Bunlar ifşa olduğundaysa dünyaya dönüp, "Ee, ne yapacaksınız?" dedik. Afganistan'da, Irak'ta neredeyse yirmişer yıl süren, tamamen keyfi savaşlar başlattık. Libya, Somali, Suriye ve diğer pek çok yeri saymıyorum bile. Bu süreç ancak bu kadar kötü yönetilebilirdi.”

Hükümet Devirme ve Devşirme Faaliyetleri

Programın ilerleyen aşamalarında sunucu Diesen’ın “CIA'in ünlü olduğu bir diğer konu da hükümetleri devirme, yani darbelerdir. Bu süreç fiiliyatta nasıl işliyor?” sorusu üzerinde Kiriakou şu bilgileri paylaşıyor:

“Propaganda, hükümet karşıtı veya Amerikan yanlısı yayınlar yapmak için o ülkedeki gazetecileri devşirmek gibi çok basit ve temel bir adımla başlar. Bunun muhtemelen en kolay örneği, CIA'in gerçekleştirdiği tarihteki ilk gizli operasyon programı olan 1949 İtalya seçimlerini çalma girişimidir. 1949 seçimlerini komünistlerin kazanacağı belliydi. Bunun üzerine CIA, komünistleri itibarsızlaştırmak ve Muhafazakar Parti (Amerikan yanlısı parti) olan Hristiyan Demokrat Parti lehine fiilen seçim öncesi bir darbe etkisi yaratarak seçimi çalmak için harekete geçti. Bunu 150.000 dolar nakit parayla, parayı almaya istekli bulabildikleri tüm gazetecileri satın alarak çok basit bir şekilde yaptılar. Medya bir anda muhafazakar ve Amerikan yanlısı makalelerle dolup taştı. Hristiyan Demokratlar komünistleri kıl payı geride bıraktı.”

Kiriakou, seçimlere ve hükümet değişikliklerine müdahalelerin sadece böylesi dolaylı yönlendirmelerden ibaret olmadığını şöyle ifade ediyor:

“Daha askeri nitelikte müdahaleler de vardır. CIA, Pentagon'la, özellikle de NSA veya DARPA gibi spesifik Pentagon unsurlarıyla çok yakın çalışır. (Bu birimler aracılığıyla) yabancı bir ülkenin hükümet bilgisayar sistemini hackleyebilir, virüsler yerleştirebilirsiniz. Tehdit mesajları gönderebilirsiniz ki bunları yaptık. Ardından taraf değiştirmeler/ilticalar görmeye başlarsınız.”

Eski ajan stratejinin bu kadarla sınırlı olmadığını ek müdahalelerle sonuç almaya nasıl ilerlediklerine dair şöyle devam ediyor:

“Bu tür bir operasyonları ‘soğuk teklif’ (cold pitch) denilen yöntemle eşzamanlı olarak yürütürsünüz. Soğuk teklif şudur: Kapınızı çalarım. ‘CIA. Bizimle çalışmak için tek şansınız bu. Ya evet deyin ya da öleceksiniz.’ Elbette hiçbir zaman tam anlamıyla işe yaramaz ama en azından bir kırılmaya, kaosa neden olur. Bir hükümeti bu yollarla zayıflatıp medyasını propagandaya boğduğunuzda, dışarıdan bakıldığında doğal bir yerel ayaklanma gibi görünen sokak hareketlerine başlar. Bir bakmışsınız, ortada bir darbe var ve hükümeti devirmişsiniz.”

Alternatif yollar

Sunucunun bu tarz operasyonlarda alternatif yollar üzerinden yürütülen faaliyetlerle ilgili sorusu üzerinde Kiriakou, şu detayları ekliyor:

“Gizli radyo yayınlarından yumuşak güç kullanımına, USAID’den Amerika'nın Sesi (Voice of America) gibi kanal ve kurumlara, hatta caz müzikli talk şovlara kadar kadar birçok yöntem var. Aynı zamanda CIA, perde arkasında sadece liderleri devşirmeye çalışmaz. Elbette herkes başbakanı veya başkanı devşirmek ister ama çoğu durumda bu gerçekleşmez. Bu yüzden milletvekillerini, yurtdışındaki büyükelçileri veya istihbarat subaylarını devşirirsiniz. Sonra onları ülkelerine geri dönüp yetkili pozisyonlara gelmeleri için yönlendirirsiniz. Artık onları hükümetin içinden yönlendirebilirsiniz.”

Kiriakou, ülkelerin içinden yetkili kişilerin devşirilmesi süreçleriyle ilgili bizzat yaşadığı çarpıcı bir örneği şöyle anlatıyor:

“Yurtdışında, başka bir ülkeden bize ödünç verilen üst düzey bir istihbarat subayıyla birlikte karşı takip (surveillance detection) görevindeydim. Biz rotada ilerlerken cep telefonu çaldı. Arayan, görev yaptığı ülkenin cumhurbaşkanıydı. Subay, ‘Evet, benim tercihim şu olurdu.’ diyerek bir isim verdi. ‘Bu da neydi şimdi?’ diye sordum. ‘O ülke için yeni istihbarat servisi direktörünü seçtim’ dedi. ‘Bunu yapıyor muyuz?’ diye sordum. ‘Geçen hafta da savunma bakanını seçmiştim’ dedi.”

Birçok ülkede sınırsızca faaliyetler yürüttüklerini ifade ederken Kiriakou farklı bir örnek olarak İran'dan bahsediyor. "CIA'in tarihsel olarak İran içinde neredeyse sıfır varlığı olmuştur. İran, ABD için "erişime kapalı bölge" (denied area) olarak adlandırılan bir yerdir." değerlendirmesinde bulunan eski ajan, İran'da İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad üzerinden çalışmalarda bulunulduğunu söylüyor.

CIA bütçesini gizleme çabaları

İstihbarat teşkilatlarının kamuoyunu, sivil toplumu manipüle etme rolüyle ilgili gizli operasyonlar yerine açıktan yürüttüğü ne gibi faaliyetleri olduğu sorusuna Kiriakou şöyle cevap veriyor:

“CIA'in eli sivil toplumun her yerine uzanmıştır. Büyük düşünce kuruluşları da dahil. CIA'den, savunma şirketlerinden para alan büyük düşünce kuruluşlarını (think-tank) kastediyorum. Geçtiğimiz günlerde internette Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Kalkınma Ajansı'nın kısaltması olan USAID ile ilgili bazı belgeler buldum. Buna göre USAID Afrika'da su kuyuları açıyor, dünyanın en yoksul yerlerinde tıp klinikleri kuruyor, çocuklara okuma öğretiyor, tek odalı okullar inşa ediyor. Bunlar harika şeyler. Ancak bütçenin diğer yarısı CIA'in gizli operasyonlarını gizlemek için yaratılmıştı."

Bahsi geçen belgeyle ilgili Kiriakou şu detayları paylaşıyor:

“İnternette bulduğum belge 1971 yılında Senatör Ted Kennedy'ye ait bir mektuptu. Kennedy, USAID'e bir mektup yazıp şöyle diyor: ‘Seçmenlerimden biri bana yazdı ve USAID bütçesinin aslında CIA'in gizli operasyon bütçesini saklamak için bir kılıf olduğunu söyledi. Bu doğru mu? USAID gerçekten bir CIA gizli operasyon kuruluşu mu?’ Onlar da Ted Kennedy'ye cevap yazıp ‘Evet, bu konuda ne yapacaksınız ki?’ dediler.

Donald Trump ise su kuyusu açmak, okul ve klinik inşa etmek gibi işleri yapmaktan vazgeçti. Böylece USAID bütçesini sıfırladı. CIA'i gizli bütçesini saklayacağı bir yerden mahrum bıraktı. Ancak CIA de bütçeyi dediğim gibi başka yerlere; düşünce kuruluşlarına, NED'ye ve diğer organizasyonlara kaydırdı.”