
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin istihbarat teşkilatının başına geçmesi, sıradan bir bürokratik değişikliğin ötesinde değerlendiriliyor. Eş-Şatri'nin görevden alınmasından üç gün sonra gerçekleşen bu hamle, Irak'ta güvenlik kurumlarının siyasi partiler ve mezhepsel güç odakları üzerindeki bağımsızlığı meselesini yeniden gündeme taşıdı.
Hükümet, görev değişikliğini ülkenin egemenliğini güçlendirme ve bölgesel tehditlerle mücadele çerçevesinde açıklarken, eş-Şatri'nin neden görevden alındığına ilişkin ayrıntılı bir gerekçe sunmadı. Ez-Zeydi'nin teşkilatın yönetimini ne kadar süreyle üstleneceği de henüz netlik kazanmadı.
İstihbarat Başkanlığı Sünnilere mi Bırakılacaktı?
Şarku’l Avsat'a konuşan siyasi kaynaklara göre, Irak'ta üst düzey devlet makamlarının siyasi güçler arasında paylaşılmasına ilişkin mutabakatlarda İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı Sünni Arapların kontenjanına ayrılmıştı. Ancak bu mutabakat henüz Sünni bir ismin kurumun başına getirilmesiyle sonuçlanmadı.
Ez-Zeydi'nin doğrudan yönetimi üstlenmesi, söz konusu makamın siyasi gruplar arasında yeni bir rekabet alanına dönüşmesini engelleme girişimi olarak değerlendiriliyor. Kaynaklar, başbakanın güvenlik yapılanmasını yeniden düzenleme planlarının teşkilatın belirli siyasi grupların kontrolüne geçmesini zorlaştırdığını belirtiyor.
Irak'ta 2003 sonrasında kurulan siyasi sistemde mezhepsel ve etnik güç paylaşımı, devlet kurumlarının üst düzey yönetiminde belirleyici bir rol oynadı. İstihbarat teşkilatı da bu düzenin dışında kalmadı. Haberde aktarılan bilgilere göre, eski subay Muhammed Abdullah eş-Şevvani'nin kısa süreli görev dönemi dışında, 2003'ten bu yana teşkilatın yönetiminde ağırlıklı olarak Şii siyasi çevrelerle bağlantılı isimler yer aldı.
Buna karşılık Sünni yetkililer, operasyonlardan sorumlu başkan yardımcılığı gibi önemli görevlerde bulundu. Ancak bu makamları yürüten bazı isimler, İran yanlısı silahlı grupların hedef aldığı siyasi ve medya kampanyalarıyla da karşı karşıya kaldı.
Irak'taki istihbarat yapılanmasının güvenlik açısından taşıdığı önem, Mart 2026'da Bağdat'ın Mansur bölgesinde bulunan teşkilat merkezinin çevresine düzenlenen insansız hava aracı saldırısıyla da ortaya çıkmıştı. Saldırıda bir istihbarat subayı hayatını kaybetmiş, merkezde maddi hasar meydana gelmişti. Resmî olmayan güvenlik raporlarında saldırının, İran ile ABD arasındaki bölgesel gerilim bağlamında faaliyet gösteren yasa dışı silahlı gruplarla bağlantılı olduğu ileri sürülmüştü.
İstihbarat Kurumu Siyasi Hesaplaşmanın Ortasında
Irak'taki tartışmanın temelinde, güvenlik kurumlarının siyasi partilerin nüfuz alanından çıkarılıp çıkarılamayacağı sorusu bulunuyor.
Şarku’l Avsat'a değerlendirmelerde bulunan siyaset araştırmacısı Abbas Abbud, 2003 sonrasında Irak devletinin kurumsal yapısında idari ve siyasi alanların birbirine karışmasının kurumların bağımsızlığını zayıflattığını belirtti. Abbud'a göre, siyasi gruplar arasındaki nüfuz mücadelesi zamanla idari makamlardan güvenlik kurumlarına kadar uzandı. İstihbarat teşkilatı da bu rekabetin önemli alanlarından biri hâline geldi.
Ez-Zeydi'nin kurumu doğrudan yönetme kararı, bir taraftan istihbarat teşkilatını siyasi paylaşım sisteminin dışında tutma girişimi olarak yorumlanırken diğer taraftan güvenlik yapılanmasının başbakanlık makamında merkezileştirilmesi anlamına geliyor.
Bu süreçte Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı Ofisi'nin kurulması ve eski İçişleri Bakanı Korgeneral Abdülemir eş-Şemmari'nin bu yapının başına getirilmesi de dikkat çekiyor. Söz konusu düzenleme, güvenlik kurumları üzerindeki denetimin başbakanlık bünyesinde daha merkezi bir yapıya kavuşturulması yönündeki eğilimin parçası olarak değerlendiriliyor.
Ancak merkezî yönetimin güçlendirilmesi, tek başına kurumsal bağımsızlığı garanti etmiyor. Atamaların hangi ölçütlere göre yapılacağı, güvenlik kurumlarının siyasi müdahalelerden nasıl korunacağı ve yöneticilerin hangi mekanizmalar üzerinden hesap vereceği Irak'ın önündeki temel sorunlar arasında bulunuyor.
Müstansıriye Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Talib Muhammed Kerim de Irak'ın bölgesel ve uluslararası çatışmaların etkilerinden korunabilmesi için güçlü bir istihbarat yapılanmasına ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Kerim'e göre teşkilatın bölgesel gelişmeleri önceden okuyabilmesi, çatışmaların Irak'ın güvenliği, egemenliği ve ekonomik çıkarları üzerindeki muhtemel sonuçlarını değerlendirebilmesi gerekiyor.
Bunun gerçekleşmesi için istihbarat kurumunun siyasi rekabetten bağımsız, profesyonel bir yapıya kavuşması ve güvenlik, diplomasi ve ekonomi kurumlarıyla koordinasyon içerisinde çalışması gerektiği belirtiliyor.
Irak'ta yaşanan son gelişme, ülkenin güvenlik mimarisinin yeniden şekillendirilmesi açısından önemli bir döneme işaret ediyor. Ez-Zeydi'nin istihbarat teşkilatını doğrudan kontrol etmesi, siyasi grupların güvenlik bürokrasisi üzerindeki nüfuzunu sınırlama girişimi olarak görülse de bu adımın mezhepsel güç paylaşımını ne ölçüde değiştireceği henüz belirsizliğini koruyor.
Bağdat yönetiminin önündeki asıl sınav, istihbarat teşkilatını siyasi pazarlıkların dışına çıkararak ülkenin ulusal güvenlik önceliklerine göre çalışan bağımsız bir kuruma dönüştürmek olacak.