Irak’ta Nüceba Hareketi'nden Silah Bırakma Şartı

Hükümetin yabancı güçleri ülkeden çıkarma ve ulusal egemenliği tahkim etme doğrultusundaki girişimlerini desteklediklerini belirten Kaabi, siyaset kurumundaki bazı isimlerle yaşadıkları fikir ayrılıklarının ise bu aktörlerin ABD’nin ekonomik ve siyasi baskılarına boyun eğme eğiliminden kaynaklandığını iddia etti.

Haber Giriş Tarihi: 08.09.2026 15:08
Haber Güncellenme Tarihi: 08.09.2026 15:17
https://haberdeger.com/

Irak’ta faaliyet gösteren direniş gruplarından Nüceba Hareketi, son dönemde gündeme gelen silahların devlet kontrolüne verilmesi ve teslim edilmesi tartışmalarına ilişkin kritik açıklamalarda bulundu. Hareketin önde gelen liderlerinden Mehdi Kaabi, direniş güçlerinin elindeki silahların hiçbir koşulda doğrudan teslim edilmeyeceğini vurguladı. Kaabi, bu meselenin ancak Amerikan ve Türk askeri güçlerinin Irak topraklarından tamamen ayrılması ve dış müdahalelerin bütünüyle son bulması halinde iç dinamiklerle müzakere edilebileceğini ifade etti.

Washington’ın Siyasi Baskısı ve Silah Tartışması

Lübnan merkezli el-Meyadin televizyonuna kapsamlı bir mülakat veren Mehdi Kaabi, ülkedeki siyasi karar alma mekanizmalarının ciddi bir yabancı tahakküm altında olduğunu savundu. Washington yönetiminin Iraklı siyasi aktörler üzerindeki etkisinin ve baskısının yüzde 99 oranına ulaştığını iddia eden Kaabi; güvenlikten siyasete, mali politikalardan ekonomiye kadar pek çok alanda alınan kararların ABD’nin yönlendirmeleriyle şekillendiğini öne sürdü. Irak direnişinin uluslararası arenada veya bazı çevrelerce "terör" sıfatıyla yaftalanmasını sert bir dille reddeden Kaabi, meşru müdafaa ve egemenlik mücadelesi verdiklerini dile getirdi.

Silahların devlet denetimine alınması yönündeki tartışmalara da değinen Nüceba Hareketi yöneticisi, bu konudaki çağrıların kasıtlı biçimde yalnızca Şii direniş gruplarına yöneltilmesine tepki gösterdi. Kaabi, adaletin ve dengenin sağlanabilmesi için böylesi bir düzenleme sürecinin yalnızca belirli gruplarla sınırlı kalamayacağını, bölgesel yönetim bünyesindeki Peşmerge güçlerini ve ülke genelindeki tüm silahlı unsurları kapsayacak şekilde ele alınması gerektiğini belirtti.

Yabancı Birliklerin Varlığı ve Egemenlik Şartı

Mehdi Kaabi, direniş silahlarının geleceğine dair nihai çerçeveyi çizerken yabancı askeri varlığı en büyük engel olarak işaret etti. Irak topraklarında bulunan ABD ve Türk askeri unsurlarının ülkeyi tamamen terk etmesi gerektiğini savunan Kaabi, yabancı vesayet ortadan kalkmadan silahların konuşulmasının mantıklı olmadığını söyledi. Dış güçlerin çekilmesinin ardından, dış etkilerden arındırılmış bağımsız bir Iraklılar arası diyalog ortamının kurulabileceğini belirten Nüceba lideri, silahların ancak bu zeminde ve kapsamlı bir mutabakatla düzenlenebileceğini aktardı.

Necef’teki dini merciiyetin 2017 yılında ortaya koyduğu "silahların devlet denetimine alınması" yönündeki tavsiyesine sadık olduklarını da hatırlatan Kaabi, bu ilkenin hayata geçirilmesinin Irak’ın tam bağımsızlığına, toprak egemenliğinin eksiksiz sağlanmasına ve kurumların dış müdahaleden uzak bir istikrara kavuşmasına doğrudan bağlı olduğunun altını çizdi.

Hükümetle İlişkiler ve İç Güvenlik Dinamikleri

Nüceba Hareketi’nin Bağdat’taki merkezi yönetimle olan ilişkilerini de değerlendiren Kaabi, Başbakan liderliğindeki mevcut hükümetle temaslarının "iyi" düzeyde seyrettiğini bildirdi. Hükümetin yabancı güçleri ülkeden çıkarma ve ulusal egemenliği tahkim etme doğrultusundaki girişimlerini desteklediklerini belirten Kaabi, siyaset kurumundaki bazı isimlerle yaşadıkları fikir ayrılıklarının ise bu aktörlerin ABD’nin ekonomik ve siyasi baskılarına boyun eğme eğiliminden kaynaklandığını iddia etti.

Konuşmasında son dönemde yaşanan güvenlik operasyonlarına da açıklık getiren Kaabi, Haşdi Şabi Bağdat Kuşağı Operasyonları İstihbarat Müdürü Abbas Yakubi’nin Amerikan birliklerine yönelik saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle gözaltına alındığını hatırlattı. Somut hiçbir delil bulunamaması üzerine Yakubi'nin 48 saat içerisinde serbest bırakıldığını belirten Nüceba yetkilisi, Kürdistan Bölgesi’ndeki petrol sahalarına yönelik saldırı iddialarını da reddetti. Direniş gruplarının gerçekleştirdikleri tüm eylemleri şeffaf biçimde üstlendiğini ve gizli bir ajandaları olmadığını vurguladı.

Curf Nasr bölgesindeki stratejik hassasiyetin devam ettiğine dikkat çeken Kaabi, yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşü meselesinin siyasi şantaj aracına dönüştürüldüğünü dile getirdi. Suriye sınır hattındaki hareketliliklerin Irak’ın güvenliğini tehdit etmeyi sürdürdüğünü belirten Nüceba lideri, Irak direnişini silahsızlandırma veya zayıflatma çabalarının bağımsız bir olay olmadığını savundu. Kaabi'ye göre bu girişimler; Lübnan, Gazze, Yemen ve İran’ı içine alan geniş direnç eksenini bütünüyle tasfiye etmeyi ve bölgeyi kontrol altına almayı hedefleyen kapsamlı bir uluslararası stratejinin parçası olarak yürütülüyor.