KYB hükümetten çekildi, Barzani ve Talabani aileleri yeniden karşı karşıya!

Irak Kürt Bölgesi’nde Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB), Kürt Bölgesel Yönetimi hükümetinden çekilme kararı alması, Erbil ile Süleymaniye arasındaki siyasi gerilimi yeni bir aşamaya taşıdı.

Haber Giriş Tarihi: 06.11.2026 12:41
Haber Güncellenme Tarihi: 06.11.2026 12:43
https://haberdeger.com/

KYB Başkanı Bafel Talabani, mevcut hükümeti başarısızlıkla suçlayarak partisinin yönetimden derhal çekildiğini duyurdu. Talabani, Kürdistan Parlamentosu’nun son toplantısını ve burada alınan kararları tanımadıklarını belirtirken, Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) tek taraflı adımlarına karşılık Süleymaniye’de paralel yönetim organları oluşturabilecekleri mesajını verdi. Böylece 2024 seçimlerinden bu yana devam eden hükümet kurma krizi, iki büyük Kürt siyasi hareketi arasında açık bir yönetim krizine dönüşmüş oldu.

KYB’nin kararı, Kürdistan Parlamentosu’nun yaklaşık iki yıllık siyasi tıkanıklığın ardından 4 Kasım’da yeniden toplanması ve meclis başkanlığına KDP adayı Vala Ferid’in seçilmesinin hemen ardından geldi. KDP’nin öncülüğünde gerçekleştirilen oturumu boykot eden KYB, ve bazı küçük siyasi gruplar, parlamentonun mevcut koşullarda toplanmasını uzlaşma iradesine aykırı buldu. Buna rağmen oturumda gerekli çoğunluk sağlandı ve 100 sandalyeli parlamentoda 52 milletvekilinin katılımıyla başkanlık divanı belirlendi. KDP milletvekili Vala Ferid meclis başkanlığına seçilirken, Hristiyan temsilci Ramy Nuri başkan yardımcılığına, Türkmen temsilci Muna Kahveci ise parlamento sekreterliğine getirildi.

KYB açısından bu gelişme, yalnızca bir meclis başkanlığı seçimi olarak değerlendirilmiyor. Parti yönetimi, yeni hükümetin ve bölgesel yönetimin üst düzey makamlarının belirlenmesinde siyasi uzlaşma sağlanmadan atılan adımların, KDP'nin yönetim üzerindeki ağırlığını daha da artıracağını düşünüyor. Bafel Talabani, yaptığı açıklamada Erbil ile defalarca görüşme gerçekleştirdiklerini, ancak anlaşmaya varılamadığını söyledi. Talabani, parlamentoda yaşananları demokratik iradeye saygısızlık olarak nitelendirerek, bu koşullarda ortaya çıkacak yönetim yapısını tanımayacaklarını ilan etti.

2024 seçimlerinden bu yana çözülemeyen iktidar paylaşımı

Kriz, Ekim 2024'te gerçekleştirilen Kürdistan Parlamentosu seçimlerinin ardından başlayan hükümet kurma müzakerelerine dayanıyor. Seçimlerde KDP 39 sandalye kazanarak birinci parti olurken, KYB 23 sandalyeyle ikinci sırada yer aldı. Yeni Nesil Hareketi ise 15 milletvekiliyle parlamentonun önemli siyasi aktörlerinden biri haline geldi. Ancak seçim sonuçları, bölgedeki iki büyük siyasi güç arasında yeni hükümetin nasıl kurulacağı konusunda uzlaşma sağlamaya yetmedi.

Temel anlaşmazlık, başbakanlık, cumhurbaşkanlığı, bakanlıklar ve güvenlik kurumlarının yönetimi başta olmak üzere stratejik makamların paylaşımında yoğunlaştı. KDP, seçimlerde elde ettiği üstünlüğün hükümetin kuruluşunda belirleyici olması gerektiğini savunurken KYB, Kürdistan Bölgesi'nin iki büyük siyasi merkezden oluşan yapısının dikkate alınmasını ve yönetimin ortaklık temelinde şekillenmesini istiyor.

Bu anlaşmazlık nedeniyle mevcut başbakan Mesrur Barzani liderliğindeki hükümet, iki yılı aşkın süredir geçici yönetim statüsünde faaliyet gösteriyor. Yeni hükümetin kurulamaması, yalnızca siyasi temsil sorununu değil, bölgesel kurumların meşruiyetini ve karar alma kapasitesini de tartışmalı hale getirdi. Mevcut yönetimin hukuki statüsüne ilişkin tartışmaların Irak Federal Yüksek Mahkemesi'ne taşınması da krizin boyutunu genişletti.

KYB'nin hükümetten çekilmesiyle birlikte bu tıkanıklığın aşılması daha da zorlaşabilir. Çünkü parti, mevcut hükümette başbakan yardımcılığı dahil önemli makamlara sahipti. Bafel Talabani'nin açıklamalarında dikkat çeken en önemli nokta ise KDP'nin Erbil'de atacağı her idari adıma Süleymaniye'de karşılık vereceklerini söylemesi oldu. Talabani, Erbil'de bir bölgesel başkan atanması halinde Süleymaniye'de de benzer bir makam oluşturabileceklerini, başbakan ve bakan atamalarına da aynı şekilde karşılık vereceklerini belirtti.

Bu açıklama, Kürdistan Bölgesi'nde yıllardır aşılmaya çalışılan ikili yönetim modelinin yeniden gündeme gelebileceği yönündeki endişeleri artırdı.

Barzani-Talabani rekabetinin tarihsel mirası

KDP ile KYB arasındaki anlaşmazlık, bugünkü hükümet paylaşımı tartışmalarından çok daha eski bir siyasi rekabete dayanıyor. Barzani ailesinin öncülüğündeki KDP ile Talabani ailesinin şekillendirdiği KYB, Kürt siyasetinin son yarım yüzyıldaki en belirleyici iki aktörü oldu. Ancak iki hareket arasındaki rekabet, zaman zaman siyasi anlaşmazlıkların ötesine geçerek askeri çatışmalara dönüştü.

1994 yılında başlayan iç savaş, Kürdistan Bölgesi'nde iki ayrı siyasi ve idari merkezin ortaya çıkmasına neden oldu. KDP Erbil ve Duhok çevresinde, KYB ise Süleymaniye merkezli bir yönetim alanında etkinlik kazandı. 1998 yılında ABD'nin arabuluculuğunda sağlanan anlaşma çatışmaları sona erdirmiş olsa da iki tarafın kurumsal ve güvenlik yapılanmaları uzun süre birbirinden bağımsız kaldı.

2006 yılında imzalanan siyasi uzlaşmayla iki yönetim resmen birleştirildi. Ancak bu birleşme, parti merkezlerinin devlet kurumları üzerindeki etkisini ortadan kaldırmadı. Peşmerge güçleri, istihbarat birimleri, güvenlik teşkilatları ve ekonomik kaynaklar üzerindeki siyasi nüfuz büyük ölçüde korundu. Dolayısıyla Kürdistan Bölgesi tek bir anayasal yönetim çatısı altında bulunmasına rağmen, siyasi ve idari açıdan iki farklı güç merkezinin etkisinde kaldı.

Son yıllarda peşmerge güçlerinin birleştirilmesi ve güvenlik kurumlarının ortak bir komuta yapısına kavuşturulması yönünde çeşitli girişimler gerçekleştirildi. Eylül 2026'da bazı birliklerin Peşmerge Bakanlığı bünyesinde ortak komuta yapısına alınması bu yöndeki önemli adımlardan biriydi. Ancak KYB ile KDP arasındaki son kopuş, güvenlik kurumlarının bütünleştirilmesi sürecinin siyasi anlaşmazlıklardan ne ölçüde etkilenebileceği sorusunu yeniden gündeme getirdi.

Krizin Erbil ve Süleymaniye sınırlarını aşma ihtimali

KYB'nin hükümetten çekilmesi, Kürdistan Bölgesi'nin Bağdat ile ilişkilerini de doğrudan etkileyebilir. Irak merkezi hükümetiyle bütçe, petrol gelirleri, memur maaşları ve enerji kaynaklarının paylaşımı konusunda zaten devam eden anlaşmazlıklar bulunuyor. Erbil yönetiminin kendi içinde yeni bir siyasi bölünmeye sürüklenmesi, Bağdat karşısındaki müzakere gücünü zayıflatabilir.

Üstelik bölgesel gelişmeler de Kürdistan Bölgesi üzerindeki baskıyı artırıyor. ABD ile İran arasındaki gerilimin yeniden yükselme ihtimali, Irak'taki silahlı grupların faaliyetleri ve bölgedeki güvenlik dengeleri, Kürt siyasi aktörlerin ortak hareket etmesini daha önemli hale getiriyor. ABD'nin bölgedeki son askeri varlığının da sona ermesi, güvenlik mimarisinin geleceğine ilişkin yeni soru işaretleri doğuruyor.

Türkiye ve İran açısından da Erbil-Süleymaniye ayrışması yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. KDP'nin Türkiye ile tarihsel ve ekonomik ilişkileri, KYB'nin ise İran'la geliştirdiği siyasi temaslar, iki partinin dış politika yaklaşımlarını da farklılaştırıyor. Ancak her iki hareketin de Washington ile ilişkilerini korumaya çalıştığı biliniyor. Bu nedenle krizin bölgesel güçler arasındaki rekabetin yeni bir alanına dönüşmesi ihtimali bulunuyor.

Öte yandan KYB'nin çekilme kararının ardından nasıl bir siyasi yol izleyeceği henüz netleşmiş değil. Partinin hükümetteki bütün görevlerinden fiilen ayrılması, parlamentodaki faaliyetleri ve Süleymaniye'deki idari yapılanmasını nasıl şekillendireceği önümüzdeki dönemin belirleyici başlıkları olacak. KDP'nin ise parlamentoda elde ettiği çoğunluğu yeni bölgesel yönetimin oluşturulması için kullanıp kullanmayacağı merak ediliyor.

Kürdistan Bölgesi'nde yaşanan gelişmeler, iki parti arasındaki sıradan bir iktidar mücadelesinin ötesinde anlam taşıyor. Asıl mesele, yıllardır kurumsallaştırılamayan ortak yönetim modelinin geleceği ve Kürt siyasi yapısının tek bir merkezi irade etrafında birleşip birleşemeyeceği. KDP ile KYB arasındaki rekabetin yeniden kurumsal bölünmeye dönüşmesi, yalnızca bölgesel hükümetin işleyişini değil, Kürtlerin Irak içindeki siyasi ağırlığını ve bölgesel gelişmeler karşısındaki hareket kabiliyetini de etkileyebilir. Bugün Erbil ile Süleymaniye arasında yaşanan kriz, Kürdistan Bölgesi'nin geleceğinde yeni bir siyasi dönemin başlangıcı olabilir.