
Güney Kafkasya’nın jeopolitik fay hatları üzerinde yer alan Azerbaycan, İsrail ile kurduğu stratejik ve askeri ortaklık neticesinde, Orta Doğu’nun en keskin istihbarat savaşlarından birinin doğrudan sahnesi haline gelmiştir. İsrail dış istihbarat teşkilatı Mossad ile Bakü yönetimi arasındaki ilişkiler, diplomatik bir diyalog veya basit bir bilgi paylaşım mekanizmasının ötesine geçerek; doğrudan İran’ı hedef alan askeri, teknik ve operasyonel bir saha entegrasyonuna dönüşmüştür. Resmî Bakü makamları komşuluk hukuku ve bölgesel dengeler gereği Azerbaycan topraklarının üçüncü ülkelere karşı bir harekat üssü olarak kullanıldığı yönündeki iddiaları kategorik olarak yalanlasa da uluslararası basın, bağımsız araştırmacılar ve güvenlik raporları, Mossad’ın Azerbaycan sahasında yürüttüğü somut faaliyetleri geniş bir biçimde belgelendirmektedir.
Sınır Hattında İleri Dinleme ve Elektronik İstihbarat Üsleri
Mossad’ın Azerbaycan sahasındaki en net ve somut varlığı, İran ile paylaşılan yaklaşık 700 kilometrelik sınır hattı boyunca konuşlandırılan yüksek teknolojili gözetleme altyapısıdır. Batı medyasının (The Times, Foreign Policy, CNN) istihbarat kaynaklarına dayandırdığı veriler, İsrail’in İran sınırına derece yakın mesafelerde ileri dinleme istasyonları kurduğunu kanıtlamaktadır. Bu üslerde konuşlanan özel teknik ekipmanlar ve elit Mossad unsurları, İran’ın kuzey bölgesindeki askeri üslerin, füze rampalarının ve hava savunma sistemlerinin sinyal istihbaratını (SIGINT) anlık olarak takibe almaktadır.
Bunun yanı sıra, İsrail yapımı uzun menzilli insansız hava araçlarının (İHA) Azerbaycan’daki askeri meydanlardan veya sınır hatlarından kalkış yaparak İran hava sahasının hemen kıyısında devriye uçuşları icra ettiği bilinmektedir. Bu insansız sistemler vasıtasıyla hem İran’ın askeri hareketliliği fotoğraflanmakta hem de muhtemel bir hava harekatında erken ihbar ve hedef tespit verileri Tel Aviv’e iletilmektedir.
Sızma Hattı ve Sınır Ötesi Operasyonlar
Mossad’ın Azerbaycan sahasını kullanma biçimi pasif dinlemelerle sınırlı kalmayıp, İran içerisindeki en kritik operasyonların lojistik omurgasını oluşturmuştur. Tahran ve çevresindeki stratejik tesislere yönelik sınır ötesi sızma eylemlerinde Azerbaycan toprakları güvenli bir koridor işlevi görmektedir.
Bu sahanın en çarpıcı örneği, Mossad’ın 2018 yılında Tahran’daki gizli bir depodan ele geçirdiği tonlarca nükleer arşiv belgesini ülke dışına kaçırma harekatıdır. Uluslararası istihbarat kulislerinde yetkililer, fiziki olarak ele geçirilen bu devasa arşivin kara yoluyla sınır dışına çıkarılmasında Azerbaycan hattının transit bir geçiş güzergahı olarak kullanıldığını vurgulamıştır. Benzer şekilde, İranlı nükleer bilimcilere ve Devrim Muhafızları komutanlarına yönelik düzenlenen nokta suikastlarda; eylemi gerçekleştiren sahadaki otonom silah sistemlerinin ve insan istihbaratı ajanlarının ikmal hattının Azerbaycan sınırı üzerinden beslendiği iddiaları uluslararası raporlarda yer almıştır.
Karşı-İstihbarat Eylemleri
Azerbaycan sahasındaki operasyonel ortaklık, dijital takip araçları ve ülke içi karşı-istihbarat eylemleriyle çok boyutlu bir nitelik kazanmaktadır. İsrail merkezli NSO Group tarafından geliştirilen Pegasus casus yazılımının Azerbaycan güvenlik birimleri tarafından aktif biçimde kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu teknolojik altyapı sayesinde Azerbaycan’da faaliyet gösteren İranlı diplomatik personel, iş insanları ve potansiyel istihbarat unsurları sürekli bir dijital abluka altında tutulmaktadır.
Buna ek olarak, Mossad ile Azerbaycan Devlet Güvenlik Hizmeti (DTX) arasında sıkı bir karşı-istihbarat koordinasyonu mevcuttur. İran Devrim Muhafızları veya Hizbullah bağlantılı hücrelerin Bakü’deki İsrail Büyükelçiliği’ne ya da Yahudi toplum merkezlerine yönelik planladığı olası sabotaj ve suikast girişimleri, ortak istihbarat paylaşımları neticesinde gerçekleşmeden çökertilmektedir. DTX’in Bakü’de düzenlediği ve onlarca İran ajanının tutuklanmasıyla sonuçlanan operasyonlar, iki ülkenin karşı-istihbarat düzeyindeki saha uyumunu açıkça sergilemektedir.
Ajan Devşirme Ağları ve Etnik Faktör
İran yönetiminin en çok çekindiği unsurlardan biri de Mossad’ın Azerbaycan sahasını kullanarak İran’ın kuzeyinde yaşayan etnik Azeri nüfus üzerinde nüfuz kurmasıdır. İran istihbaratının resmi iddialarına göre Mossad; Azerbaycan’da kurulan paravan şirketler, ticari kanallar ve kültürel dernekler vasıtasıyla İran vatandaşı olan kişileri finansal vaatlerle devşirmekte ve bu isimleri İran içerisindeki stratejik askeri altyapıların koordinatlarını toplamak üzere saha elemanı olarak kullanmaktadır.
Azerbaycan sahası, İsrail için sıradan bir bölgesel ortaklık alanı değildir. Tesis edilen bu yapı; gözetleme üsleri, insansız hava aracı devriyeleri, lojistik sızma hatları ve ortak karşı-istihbarat hamleleriyle Mossad’ın İran’ın hemen yanı başında işlettiği en hayati ileri karakollardan biri durumundadır.