
Basına kapalı yapılan kritik değerlendirmelerin ardından liderler kameraların karşısına geçerek hem yürütülen temasların ruhuna hem de ülke gündemindeki sıcak gelişmelere dair çarpıcı mesajlar verdiler.
Görüşme sonrası yapılan ortak açıklamada ilk sözü alan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, muhalefetin sergilediği tutumu takdirle karşıladıklarını belirtti. Yaşanan ağır siyasi baskılara dikkat çeken Bakırhan, "Dünya kadar baskıya maruz kalmalarına rağmen, dışarıdan direnç olmasına rağmen doğru yerde durdular" diyerek sergilenen duruşun önemine vurgu yaptı. Toplumsal barış ve yasal düzenlemeler konusunda kurumların sorumluluk alması gerektiğini ifade eden Bakırhan, "Bu yasanın uygulanması için başta topluma, emek meslek örgütlerine, sendikalara, siyasi partilere, Meclis'e büyük görev ve sorumluluk düşüyor" sözleriyle geniş tabanlı bir mutabakat çağrısında bulundu. Bakırhan ayrıca, "Meclis'teki izleme kurulunun bir an önce oluşturulması gerekiyor ve Meclis'te bulunan bütün siyasi partilerin bu kurulda bulunmasının da bir yolu bulunmalı" diyerek çözüm merkezinin yasama organı olması gerektiğini işaret etti.
Demokrasi Vurgusu ve Baskılara Karşı Ortak Duruş
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek konuşmasına başlayan Özgür Özel ise demokrasinin temel kriterinin muhalefetin özgürlüğü olduğuna dikkat çekti. İktidarın muhalif odakları baskılamak için tüm imkanları kullandığını savunan Özel, iktidardan bu yönde bir demokratik hassasiyet beklemediklerini açıkça dile getirdi. Farklı siyasi kulvarlarda yer alınsa dahi diyalog kanallarının açık tutulmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Özel, "Bir ülkede demokrasinin var olması muhalefetin özgür olmasına, muhalefetin hem toplumsal muhalefetin hem siyasi muhalefetin rahat bir şekilde görevini yapmasından ölçülüyor. Bu konuda iki görev var. Biri iktidara düşen görev. Türkiye'deki iktidarın bu konuda herhangi bir katkısı ya da bir özeni olmadığı açık. Hem toplumsal muhalefeti susturabilmek için hem de siyasi muhalefeti baskı altına alabilmek için ellerindeki bütün imkânları fazlasıyla kullanıyorlar. Muhalefete düşen ise birbiriyle diyaloğu, bazı konularda farklı da düşünülse, siyasi yelpazelerin başka taraflarında da olsa birbirleriyle olan diyaloğu sağlıklı ve düzenli bir şekilde sürdürmektir" ifadelerini kullandı.
Görüşmenin en ağırlıklı başlıklarından birini oluşturan barış süreci ve çatışmasızlık ortamına ilişkin kararlılık mesajı veren Özel, "Türkiye'deki barış sürecinde, terörün sona ermesi, silahların bırakılması ve çatışmaların bir daha geri gelmemek üzere son bulmasından bu topraklarda yaşayan hiç kimsenin zararı yoktur. Buradan herkes faydalı çıkar. Biz, 'Tarihin doğru tarafında yer almak gerekir' dediğimiz ilk günkü tutumumuzu son ana kadar değiştirmedik ve bu tutumumuzu tekrar teyit ediyoruz" söylemiyle ilkeli yaklaşımlarını koruduklarını beyan etti. Sürecin ekonomik ve sosyal kazanımlarına da değinen Özel, kaynakların savunma harcamaları yerine kalkınmaya aktarılabileceğini söyledi.
Yargı Kararları ve Medya Üzerindeki Baskılar
Siyasi alandaki daralmanın ve yargı kanalıyla uygulanan baskıların toplumsal huzuru zedelediğini savunan Özel, cezaevinde bulunan siyasetçi ve aktivistlerin durumuna dikkat çekti. Osman Kavala ve Tayfun Kahraman hakkındaki kararların uygulanmadığını hatırlatan Özel, "Düşünün ki seçilmişler hâlen daha hapiste yatıyorlar ve bu konuda atılan hiçbir adım yok" diyerek iktidara taahhütlerini yerine getirme çağrısında bulundu. Basın özgürlüğüne yönelik kısıtlamaları ve gazetecilerin tutuklanmasını eleştiren lider, "İktidar partisinin sözcüsünün talimatıyla 'Buradan sonra tavizsiz olarak hukuken ve siyaseten sahaya iniyoruz' dedikten sonra 2 gazeteci hapse, 2 gazeteci ev hapsine gidiyor ve bütün akademisyenlerin, gazetecilerin, yani muhalefet eden kim varsa hem de düşünce özgürlüğü sınırlarının içinde kimseye hiçbir söz söylemeyen paylaşımları bile saatler içinde erişim engeline tabi tutuluyor" tespitiyle medya üzerindeki sansür ve baskı iklimine sert tepki gösterdi. Ayrıca muhalefetin sesini kamuoyuna duyuran Halk TV’nin yayınlarının durdurulmasına atıfta bulunarak basın özgürlüğünün hiçe sayıldığını belirtti.
Kamuoyunun en çok merak ettiği konulardan biri olan erken seçim tartışmalarına da son noktayı koyan Özel, iktidarın takvim oyunlarına gelmeyeceklerini bildirdi. Birkaç haftalık ya da kısa süreli öne çekilmelerin gerçek bir erken seçim anlamı taşımadığını vurgulayan Özel, "Biz seçimlerin birkaç hafta yada 1 ay öne alınması erken seçim değil, anayasanın arkasından dolaşmak olarak görüyoruz. Biz bu tartışmaya kapalıyız" diyerek kapıyı tamamen kapattı.