Suriye’de SDG Sonrası Yeni Dönem: Entegrasyon Süreci Kararlılıkla Sürüyor

Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Hilali, Şarku'l Avsat’a yaptığı kapsamlı değerlendirmede, 29 Ocak Anlaşması ile çerçevesi çizilen entegrasyon çalışmalarının artık müzakere safhasını geride bırakarak fiili uygulama evresine geçtiğini duyurdu.

Haber Giriş Tarihi: 05.09.2026 18:02
Haber Güncellenme Tarihi: 05.09.2026 18:08
https://haberdeger.com/

Suriye'nin kuzeydoğusunda yer alan Haseke vilayetinde, lağvedilen Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve eski özerk yönetim sonrasında başlatılan entegrasyon süreci yeni bir aşamaya ulaştı. Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Hilali, Şarku'l Avsat’a yaptığı kapsamlı değerlendirmede, 29 Ocak Anlaşması ile çerçevesi çizilen entegrasyon çalışmalarının artık müzakere safhasını geride bırakarak fiili uygulama evresine geçtiğini duyurdu. Hilali, bölgedeki güvenlik şartlarının geçmiş dönemlere nazaran belirgin biçimde iyileştiğini, sahadaki istikrarın adım adım pekiştiğini ve sürecin hiçbir kesintiye uğramadan nihayete erdirileceğini ifade etti.

SDG lideri Mazlum Abdi’nin Şam’daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda yapıyı ve özerk yönetimi feshettiğini açıklamasının ardından hız kazanan bu dönüşüm, bölgede uzun yıllardır süren idari ve askeri çift başlılığı resmen sonlandırmayı amaçlıyor. Şam yönetimi, devlet kurumlarının yeniden tesisiyle birlikte hem sınır güvenliğini sağlamayı hem de kamu hizmetlerini tek bir çatı altında toplamayı hedefliyor.

Kurumsal Bütünleşme

Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Hilali, kamuoyundaki bazı algıların aksine entegrasyonun fiziki binaların devredilmesi veya tabelaların değiştirilmesi anlamına gelmediğini kaydetti. Hilali’ye göre sürecin asıl omurgasını; idari işleyişin, güvenlik mekanizmalarının ve karar mercilerinin doğrudan Suriye devleti çatısı altında konsolide edilmesi oluşturuyor.

Bölgede daha önce Devrimci Gençlik Hareketi gibi grupların kurum devirlerini sabote etme girişimlerine ve meydana gelen asayiş krizlerine de değinen Hilali, gelinen noktada bu kargaşanın tamamen ortadan kalktığını aktardı. Devlet kurumlarının devralınmasını engellemeye dönük provokasyonların geride kaldığını vurgulayan Suriyeli yetkili, çift başlılığın sona erdirilmesi konusundaki siyasi iradenin netleşmesiyle birlikte sahadaki sabotaj girişimlerinin hızla söndüğünü dile getirdi.

Çatışma Alanı Değil, Hizmet ve Hukuk Kapısı

Yetkililer, devlet dairelerinin bir hesaplaşma ya da çekişme alanı değil, doğrudan halka hizmet sunan meşru merciler olduğunun altını çiziyor. Ahmed el-Hilali, yürütülen dönüşümün hiçbir etnik, dini veya toplumsal kesimi hedef almadığına dikkat çekerek; geri dönen şeyin baskı değil hukuk, hizmet ve toplumsal barış olduğunu belirtti. Sürecin sükunet içerisinde, provokasyonlara zemin bırakmadan tamamlanması temel öncelik olarak öne çıkıyor.

Sürecin ne zaman noktalanacağına yönelik soruları yanıtlayan Hilali, böylesine kapsamlı ve teknik boyutları bulunan bir operasyon için yapay bir takvim belirlemenin doğru olmayacağını ifade etti. İşlemlerin oldukça ileri bir seviyeye ulaştığını ve genel eğilimin mümkün olan en kısa sürede bütünleşmeyi tamamlamak olduğunu belirten yetkili, çalışmaların büyük kısmının sahada fiilen hayata geçirildiğini kaydetti.

Masadaki Üç Kritik Dosya

Entegrasyonun kalıcı, eksiksiz ve sürdürülebilir olması için hükümet birimlerinin koordinasyon halinde çalıştığı üç temel başlık bulunuyor. İlk başlık, askeri ve güvenlik personeline yönelik düzenlemeleri kapsıyor. Bu kapsamda kriterlere uyan personelin gerekli usuller çerçevesinde Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı bünyesine intikali yürütülüyor.

İkinci başlıkta idari ve sivil yapılanmalar yer alıyor. Eski yönetim bünyesinde çalışan memurların yasal statülerinin netleştirilmesi, kadro intibakları, birikmiş özlük haklarının ödenmesi ve henüz resmiyete kavuşturulmamış dairelerin kamuya devri üzerinde titizlikle duruluyor. Üçüncü başlık ise teknik ve kurumsal altyapıyı hedefliyor; yetki devirleri, veri tabanlarının birleştirilmesi ve hizmet kaynaklarının merkezi yönetimle senkronize edilmesi bu kapsamda çözüme kavuşturuluyor. Hilali, bu maddelerin süreci tıkayan krizler değil, titizlikle yürütülmesi gereken idari aşamalar olduğunu yineledi.

Suriye’nin kuzeydoğusundaki özerk yönetim denemesi, 2012 yılında imzalanan Erbil Anlaşması ve Kürt Yüksek Konseyi'nin teşkili ile temellerini atmış; zamanla YPG, YPJ ve Asayiş gibi silahlı birimlerin ardından 2015’te SDG çatısı altında konsolide olmuştu. Ancak Suriye ordusu ile yaşanan çatışmaların ve kaybedilen alanların akabinde varılan 29 Ocak Anlaşması, dengeleri tamamen Şam lehine çevirdi.

Söz konusu mutabakat gereğince tüm askeri ve sivil birimlerin merkezi devlet otoritesine bağlanması, kritik sınır kapıları ile enerji ve petrol sahalarının devlete iadesi ve bölgedeki yabancı savaşçı unsurların tasfiyesi şart koşulmuştu. Haseke'de bugün gelinen nokta, Şam yönetiminin bölgedeki otoritesini ve tek meşru karar mercii konumunu pekiştirdiğini ortaya koyuyor.