Tel Aviv'in Suriye Stratejisinde Çöküş: İsrail'e Dört Ağır Darbe ve Yoldaki Beşincisi

Barel’e göre İsrail, bölgesel nüfuzunu korumak ve tecrit edilmemek istiyorsa bölünme yanılsamasını terk etmeli ve Şam yönetimini salt bir hasım olarak değil, diplomatik çözüm sürecinde muhatap alınabilecek potansiyel bir aktör olarak görmeye başlamalıdır.

Haber Giriş Tarihi: 01.09.2026 18:40
Haber Güncellenme Tarihi: 01.09.2026 18:48
https://haberdeger.com/

Şarku’l Avsat tarafından Tel Aviv merkezli olarak yayımlanan ve İsrail’in önde gelen yayın organlarından Haaretz gazetesinin deneyimli analisti Dr. Tzvi Barel’in değerlendirmelerine dayandırılan habere göre, İsrail yönetiminin Suriye’deki iç dinamikler ve etnik-mezhepsel fay hatları üzerinden şekillendirdiği uzun vadeli stratejisi iflasın eşiğine geldi. Barel’in analizinde, Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında varılan mutabakatın ardından Tel Aviv’in hesaplarının altüst olduğu ve İsrail'in sahada ardı ardına dört büyük darbe aldığı vurgulanırken, Washington hattından gelecek beşinci ve belirleyici darbenin de kapıda olduğu kaydedildi.

İsrail'in Parçalı Suriye Hesapları Neden Çöktü?

Beşşar Esed yönetiminin devrilmesinin ardından Tel Aviv, Suriye’nin geleceğine yönelik politikasını ülkenin merkeziyetçi yapısının zayıflatılması üzerine kurmuştu. İsrail güvenlik bürokrasisi; Türkiye’nin siyasi ve askeri desteğine sahip, kendi tanımlamalarıyla "cihatçı" bir yönetimin Şam’da tam kontrol sağlamasını engellemek adına Kürtleri ve güneydeki Dürzileri stratejik birer denge unsuru olarak görüyordu. Bu doğrultuda Tel Aviv yönetimi, kuzeydoğudaki Kürt unsurlar ile güneydeki Süveyda vilayetinde konuşlu yerel Dürzi milisler arasındaki iş birliğini el altından teşvik etti. Şam’daki yeni merkezi idarenin etrafını etnik ve mezhepsel duvarlarla çevreleyerek hareket alanını kısıtlamayı amaçlayan bu yaklaşım, İsrail’i Suriye iç politikasında vazgeçilmez bir veto aktörü kılmayı hedefliyordu.

Ancak Suriye hükümeti ile SDG’nin askeri yapının lağvedilerek mensuplarının doğrudan devlet kurumlarına entegre edilmesi yönünde uzlaşmaya varması, Tel Aviv’in bu hesaplarını kökünden sarstı. Kürt meselesinin Şam çatısı altında çözüme kavuşturulması ve ABD’nin Suriye’nin etki alanlarına bölünmesine kesin bir dille karşı çıkarak üniter yapıyı desteklemesi, İsrail’in güvenlik mimarisinde derin çatlaklar oluşturdu.

Tel Aviv’i Sarsan Dört Ağır Darbe

Haaretz analizinde, İsrail’in Suriye politikasının son dönemde aldığı dört stratejik yenilgi şu gelişmelerle özetleniyor:

İlk olarak, SDG’nin Suriye devlet yapısına tamamen entegre edilmesiyle birlikte ülkenin fiilen bölünmesi projesi resmen rafa kalktı. İkinci olarak, Şam yönetiminin uluslararası alanda teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarılması, İsrail’in uluslararası kamuoyuna sunduğu "terörist yönetim" anlatısını tamamen zayıflattı. Üçüncü darbe ise güney cephesinde yaşandı; Dürzi toplumunu ayrışmaya sürüklemek isteyen Şeyh Hikmet el-Hicri’nin Süveyda’daki halk desteğini kaybetmesiyle Tel Aviv’in elindeki en kritik yerel koz etkisiz hale geldi. Son olarak, Suriye’ye uluslararası sermaye ve yatırımların akmaya başlaması, ülkenin "başarısız devlet" kategorisinden çıkarak toparlanma sürecine girdiğini kanıtladı. İsrail’den Suriye yönüne doğru planlanan fiber optik kablo döşeme projeleri de bu değişimin somut ekonomik göstergeleri arasında yer aldı.

Yoldaki Beşinci Darbe: ABD'nin Şam Büyükelçiliği

Analizde Tel Aviv için asıl kırılmanın henüz yaşanmadığı ve "beşinci büyük darbe"nin kapıda olduğu vurgulanıyor. Bu gelişme, ABD’nin Şam’daki büyükelçiliğini çok yakın bir tarihte yeniden açma kararı alması olarak nitelendiriliyor. Kürt güçleri ile Şam arasındaki tarihi anlaşmanın mimarı olan ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, askeri yapıların feshedilmesini Suriye'nin geleceği adına tarihi bir adım olarak değerlendirmişti.

Donald Trump liderliğindeki Washington yönetiminin, Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar gibi bölgesel aktörlerin de teşvikiyle Suriye’nin toprak bütünlüğünü önceleyen bir diplomasi yürüttüğü görülüyor. Bu durum, İsrail’in Suriye sahasına doğrudan ya da dolaylı müdahalelerini durdurması yönünde ABD baskısıyla karşılaşabileceği ihtimalini güçlendiriyor.

Dr. Tzvi Barel, analizini Tel Aviv yönetimine yönelik net bir uyarı ile noktalıyor. Kürt güçlerinin devlet yapısına katılımının İsrail’in dış politikası açısından da bir dönüm noktası olduğunu belirten Barel; mezhepsel çatlaklara, merkezi hükümeti zayıflatmaya ve Suriye’nin parçalanması hayaline dayalı mevcut İsrail doktrininin sahadaki gerçeklerle uyuşmadığını vurguluyor. Barel’e göre İsrail, bölgesel nüfuzunu korumak ve tecrit edilmemek istiyorsa bölünme yanılsamasını terk etmeli ve Şam yönetimini salt bir hasım olarak değil, diplomatik çözüm sürecinde muhatap alınabilecek potansiyel bir aktör olarak görmeye başlamalıdır.

Görsel Kaynak: TurkiyeToday