Mürekkeple Yazılan İhanet: Ekrem Dumanlı, FETÖ’nün Medya Karargahı
Mürekkeple Yazılan İhanet: Ekrem Dumanlı, FETÖ’nün Medya Karargahı
Bugün Ekrem Dumanlı, ABD’nin New Jersey eyaletindeki lüks mahallelerden birinde, geniş bahçeli müstakil bir villada yaşamını sürdürüyor. Sosyal medya platformlarında hala yayınlar yapıyor, hala "mağduriyet" edebiyatı üzerinden örgüt tabanını konsolide etmeye çalışıyor.
Haber Giriş Tarihi: 15.07.2026 15:41
Haber Güncellenme Tarihi: 15.07.2026 15:44
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Mürekkeple Yazılan İhanet: Ekrem Dumanlı, FETÖ’nün Medya Karargahı
1990’ların sonunda, Türkiye’nin medya mahallesinde genç, hırslı ve edebiyat eleştirmeni kimliğiyle öne çıkan bir gazeteci portresi belirdi: Ekrem Dumanlı. Kültür-sanat yazılarıyla, sinema eleştirileriyle ve entelektüel bir profil çizme çabasıyla Zaman gazetesinin koridorlarında hızla yükselen bu figür, 2001 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliği koltuğuna oturduğunda, Türkiye Türk basın tarihinin en büyük, en sofistike dezenformasyon ve istihbarat aparatının inşasına tanıklık edecekti.
Ekrem Dumanlı yönetimindeki Zaman, sıradan bir gazete ya da dini bir cemaatin yayın organı değildi. O, devletin en mahrem kurumlarına sızmakta olan Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) toplumsal rızayı inşa eden, operasyon yapılacak hedefleri kamuoyu önünde infaz eden ve adli kumpasların iddianamelerini daha savcılar yazmadan manşetlerine taşıyan bir "istihbarat ve algı yönetim merkeziydi."
Dumanlı ise bu merkezin genel yayın yönetmeni değil, doğrudan örgütün emniyet ve yargı hücreleriyle koordinasyonu sağlayan, sızdırılan devlet sırlarını sayfalara döken en kritik operasyonel aktörlerden biriydi. Bugün ABD'nin New Jersey eyaletinde, lüks bir villada firari olarak yaşayan Dumanlı'nın portresi, Türk medyasının en karanlık döneminin de anatomisidir.
Ekrem Dumanlı, Zaman'ın başına geçtiğinde ilk iş olarak gazetenin vitrinini "liberalleştirdi." Sol, sosyal demokrat, liberal ve seküler pek çok yazar-çizeri transfer ederek gazeteye geniş bir meşruiyet alanı kazandırdı. Bu sinsi stratejinin amacı, gelecekte yapılacak olan büyük tasfiye operasyonlarına entelektüel bir kalkan oluşturmaktı.
2007 yılında Ümraniye'de bir gecekonduda el bombalarının bulunmasıyla başlayan Ergenekon süreci, Dumanlı ve ekibi için "mürekkeple yapılan suikastların" başlangıcı oldu.
TSK içindeki vatansever subayların, yurtsever aydınların ve gazetecilerin evlerine sabaha karşı yapılan polis baskınlarının detayları, daha adliye koridorlarına ulaşmadan Ekrem Dumanlı’nın masasına ulaşıyordu.
Kumpas davalarının uydurma delilleri, sahte dijital verileri ve gizli tanık ifadeleri, Zaman gazetesinde devasa grafiklerle, "Askeri Vesayet Çöküyor" çığlıklarıyla manşet yapıldı. Dumanlı, bizzat yazdığı başyazılarla ve çıktığı televizyon programlarında bu kumpasların hukuki olduğunu savunarak toplumsal rızayı manipüle etti.
Kozmik Karargah: Yenibosna’daki İstihbarat Ofisi
Zaman gazetesinin İstanbul Yenibosna’daki devasa binası, sıradan bir gazete binası gibi çalışmıyordu. Binanın en üst katlarında, sadece özel şifreli kartlarla girilebilen odalarda, örgütün "Medya Mahrem Yapılanması" toplantılar yapıyordu.
Ankara ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemelerinde açılan davalardaki itiraflara ve tanık beyanlarına göre; Ekrem Dumanlı, örgütün emniyet imamları (Kozanlı Ömer kod adlı Osman Hilmi Özdil gibi isimler) ve yargıdaki mahrem sorumlularıyla Yenibosna'daki makam odasında düzenli olarak bir araya geliyordu.
Bu toplantılarda, devletin en gizli dinleme kayıtları, siyasetçilerin yatak odası kasetleri ve bürokratların fişleme dosyaları Dumanlı'ya teslim ediliyordu. Dumanlı, aldığı bu istihbarat verilerini gazetenin haber merkezine "Özel Haber" veya "İhbar" süsü vererek dağıtıyor, böylece devlet kurumlarındaki tasfiyelerin önünü açıyordu. Zaman gazetesi, adeta savcılık iddianamelerinin ön taslağının yazıldığı bir adli karargah gibi işliyordu.
İlk Büyük Çatışma: MİT ve Hakan Fidan Düşmanlığı
Ekrem Dumanlı’nın bir gazeteciden çok bir istihbarat aparatına dönüştüğünün en somut kanıtı, 2012 yılındaki 7 Şubat MİT kumpası ve sonrasındaki süreçte takındığı agresif tavırdır.
MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın göreve gelmesinden sonra, Zaman gazetesinde ve Dumanlı’nın köşesinde MİT’e yönelik sistematik bir yıpratma savaşı başlatıldı. Fidan’ın bölgesel politikaları, özellikle Oslo görüşmeleri üzerinden "ihanet" olarak nitelendirildi.
2013 yılındaki 17-25 Aralık operasyonlarında, örgütün yargı ve emniyet cuntasının hükümeti devirme girişimine en büyük medya desteğini yine Dumanlı verdi. Yasa dışı olarak kaydedilen Başbakan ve bakanların telefon görüşmeleri, adeta birer kahramanlık destanı gibi gazetenin sayfalarında yayınlandı. Dumanlı, devletin yasal güvenlik birimlerine karşı açıkça savaş ilan etti.
Pensilvanya’ya Kaçış
14 Aralık 2014 sabahı, Türkiye Cumhuriyeti yargısı nihayet Zaman gazetesinin kapısına dayandı. Ekrem Dumanlı, "silahlı terör örgütü yöneticiliği" ve "devletin gizli belgelerini casusluk amacıyla temin etmek" suçlamasıyla gözaltına alındı.
Dumanlı, polisin Yenibosna'daki binaya girdiği anı adeta küresel bir "basın özgürlüğü" şovuna dönüştürdü. Gazete binasının balkonuna çıkarak kalabalığa el salladı, "Özgür basın susturulamaz" sloganları attırdı. Ancak bu şovun arkasındaki gerçek çok başkaydı. Gözaltına alınıp mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldıktan hemen sonra, devletin kendisi hakkındaki kıskacı daraltacağını fark etti.
15 Temmuz hain darbe girişiminden aylar önce, 2015 yılında, yasa dışı yollarla, muhtemelen bir sınır kapısından ya da deniz yoluyla Türkiye'yi terk etti. Devletin en mahrem sırlarını manşet yapan, binlerce insanın hayatını karartan o "kudretli" yayın yönetmeni, Pensilvanya’daki elebaşının yanına kaçtı.
Bugün Ekrem Dumanlı, ABD’nin New Jersey eyaletindeki lüks mahallelerden birinde, geniş bahçeli müstakil bir villada yaşamını sürdürüyor. Sosyal medya platformlarında hala yayınlar yapıyor, hala "mağduriyet" edebiyatı üzerinden örgüt tabanını konsolide etmeye çalışıyor.
Onun bugünkü firari yaşamı, 90’lardaki o "entelektüel, edebiyatçı, demokrat gazeteci" maskesinin altından çıkan karanlık, asimetrik bir terör örgütü yöneticisinin nihai portresidir. Zamanında adaleti, hukuku ve demokrasiyi savunduğunu iddia eden bu kalem; Kendi vatanının savaş planlarının (Kozmik Oda) çalınmasına alkış tutmuş, MİT tırlarının durdurulmasında casusluk faaliyetinin baş aktörlüğünü yapmış, 15 Temmuz’da kendi halkına ateş açan üniformalı teröristlerin yolunu medya gücüyle temizlemiştir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mürekkeple Yazılan İhanet: Ekrem Dumanlı, FETÖ’nün Medya Karargahı
Bugün Ekrem Dumanlı, ABD’nin New Jersey eyaletindeki lüks mahallelerden birinde, geniş bahçeli müstakil bir villada yaşamını sürdürüyor. Sosyal medya platformlarında hala yayınlar yapıyor, hala "mağduriyet" edebiyatı üzerinden örgüt tabanını konsolide etmeye çalışıyor.
Mürekkeple Yazılan İhanet: Ekrem Dumanlı, FETÖ’nün Medya Karargahı
1990’ların sonunda, Türkiye’nin medya mahallesinde genç, hırslı ve edebiyat eleştirmeni kimliğiyle öne çıkan bir gazeteci portresi belirdi: Ekrem Dumanlı. Kültür-sanat yazılarıyla, sinema eleştirileriyle ve entelektüel bir profil çizme çabasıyla Zaman gazetesinin koridorlarında hızla yükselen bu figür, 2001 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliği koltuğuna oturduğunda, Türkiye Türk basın tarihinin en büyük, en sofistike dezenformasyon ve istihbarat aparatının inşasına tanıklık edecekti.
Ekrem Dumanlı yönetimindeki Zaman, sıradan bir gazete ya da dini bir cemaatin yayın organı değildi. O, devletin en mahrem kurumlarına sızmakta olan Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) toplumsal rızayı inşa eden, operasyon yapılacak hedefleri kamuoyu önünde infaz eden ve adli kumpasların iddianamelerini daha savcılar yazmadan manşetlerine taşıyan bir "istihbarat ve algı yönetim merkeziydi."
Dumanlı ise bu merkezin genel yayın yönetmeni değil, doğrudan örgütün emniyet ve yargı hücreleriyle koordinasyonu sağlayan, sızdırılan devlet sırlarını sayfalara döken en kritik operasyonel aktörlerden biriydi. Bugün ABD'nin New Jersey eyaletinde, lüks bir villada firari olarak yaşayan Dumanlı'nın portresi, Türk medyasının en karanlık döneminin de anatomisidir.
Entelektüel Maskeden Operasyon Şefliğine: 2007 Kırılması
Ekrem Dumanlı, Zaman'ın başına geçtiğinde ilk iş olarak gazetenin vitrinini "liberalleştirdi." Sol, sosyal demokrat, liberal ve seküler pek çok yazar-çizeri transfer ederek gazeteye geniş bir meşruiyet alanı kazandırdı. Bu sinsi stratejinin amacı, gelecekte yapılacak olan büyük tasfiye operasyonlarına entelektüel bir kalkan oluşturmaktı.
2007 yılında Ümraniye'de bir gecekonduda el bombalarının bulunmasıyla başlayan Ergenekon süreci, Dumanlı ve ekibi için "mürekkeple yapılan suikastların" başlangıcı oldu.
TSK içindeki vatansever subayların, yurtsever aydınların ve gazetecilerin evlerine sabaha karşı yapılan polis baskınlarının detayları, daha adliye koridorlarına ulaşmadan Ekrem Dumanlı’nın masasına ulaşıyordu.
Kumpas davalarının uydurma delilleri, sahte dijital verileri ve gizli tanık ifadeleri, Zaman gazetesinde devasa grafiklerle, "Askeri Vesayet Çöküyor" çığlıklarıyla manşet yapıldı. Dumanlı, bizzat yazdığı başyazılarla ve çıktığı televizyon programlarında bu kumpasların hukuki olduğunu savunarak toplumsal rızayı manipüle etti.
Kozmik Karargah: Yenibosna’daki İstihbarat Ofisi
Zaman gazetesinin İstanbul Yenibosna’daki devasa binası, sıradan bir gazete binası gibi çalışmıyordu. Binanın en üst katlarında, sadece özel şifreli kartlarla girilebilen odalarda, örgütün "Medya Mahrem Yapılanması" toplantılar yapıyordu.
Ankara ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemelerinde açılan davalardaki itiraflara ve tanık beyanlarına göre; Ekrem Dumanlı, örgütün emniyet imamları (Kozanlı Ömer kod adlı Osman Hilmi Özdil gibi isimler) ve yargıdaki mahrem sorumlularıyla Yenibosna'daki makam odasında düzenli olarak bir araya geliyordu.
Bu toplantılarda, devletin en gizli dinleme kayıtları, siyasetçilerin yatak odası kasetleri ve bürokratların fişleme dosyaları Dumanlı'ya teslim ediliyordu. Dumanlı, aldığı bu istihbarat verilerini gazetenin haber merkezine "Özel Haber" veya "İhbar" süsü vererek dağıtıyor, böylece devlet kurumlarındaki tasfiyelerin önünü açıyordu. Zaman gazetesi, adeta savcılık iddianamelerinin ön taslağının yazıldığı bir adli karargah gibi işliyordu.
İlk Büyük Çatışma: MİT ve Hakan Fidan Düşmanlığı
Ekrem Dumanlı’nın bir gazeteciden çok bir istihbarat aparatına dönüştüğünün en somut kanıtı, 2012 yılındaki 7 Şubat MİT kumpası ve sonrasındaki süreçte takındığı agresif tavırdır.
MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın göreve gelmesinden sonra, Zaman gazetesinde ve Dumanlı’nın köşesinde MİT’e yönelik sistematik bir yıpratma savaşı başlatıldı. Fidan’ın bölgesel politikaları, özellikle Oslo görüşmeleri üzerinden "ihanet" olarak nitelendirildi.
2013 yılındaki 17-25 Aralık operasyonlarında, örgütün yargı ve emniyet cuntasının hükümeti devirme girişimine en büyük medya desteğini yine Dumanlı verdi. Yasa dışı olarak kaydedilen Başbakan ve bakanların telefon görüşmeleri, adeta birer kahramanlık destanı gibi gazetenin sayfalarında yayınlandı. Dumanlı, devletin yasal güvenlik birimlerine karşı açıkça savaş ilan etti.
Pensilvanya’ya Kaçış
14 Aralık 2014 sabahı, Türkiye Cumhuriyeti yargısı nihayet Zaman gazetesinin kapısına dayandı. Ekrem Dumanlı, "silahlı terör örgütü yöneticiliği" ve "devletin gizli belgelerini casusluk amacıyla temin etmek" suçlamasıyla gözaltına alındı.
Dumanlı, polisin Yenibosna'daki binaya girdiği anı adeta küresel bir "basın özgürlüğü" şovuna dönüştürdü. Gazete binasının balkonuna çıkarak kalabalığa el salladı, "Özgür basın susturulamaz" sloganları attırdı. Ancak bu şovun arkasındaki gerçek çok başkaydı. Gözaltına alınıp mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldıktan hemen sonra, devletin kendisi hakkındaki kıskacı daraltacağını fark etti.
15 Temmuz hain darbe girişiminden aylar önce, 2015 yılında, yasa dışı yollarla, muhtemelen bir sınır kapısından ya da deniz yoluyla Türkiye'yi terk etti. Devletin en mahrem sırlarını manşet yapan, binlerce insanın hayatını karartan o "kudretli" yayın yönetmeni, Pensilvanya’daki elebaşının yanına kaçtı.
Bugün Ekrem Dumanlı, ABD’nin New Jersey eyaletindeki lüks mahallelerden birinde, geniş bahçeli müstakil bir villada yaşamını sürdürüyor. Sosyal medya platformlarında hala yayınlar yapıyor, hala "mağduriyet" edebiyatı üzerinden örgüt tabanını konsolide etmeye çalışıyor.
Onun bugünkü firari yaşamı, 90’lardaki o "entelektüel, edebiyatçı, demokrat gazeteci" maskesinin altından çıkan karanlık, asimetrik bir terör örgütü yöneticisinin nihai portresidir. Zamanında adaleti, hukuku ve demokrasiyi savunduğunu iddia eden bu kalem; Kendi vatanının savaş planlarının (Kozmik Oda) çalınmasına alkış tutmuş, MİT tırlarının durdurulmasında casusluk faaliyetinin baş aktörlüğünü yapmış, 15 Temmuz’da kendi halkına ateş açan üniformalı teröristlerin yolunu medya gücüyle temizlemiştir.
En Çok Okunan Haberler