SON DAKİKA

93 Yaşındaki Diktatörün Sessizliği: Tatil mi, Kaçış mı, Ölüm Döşeği mi?

93 yaşındaki Kamerun Cumhurbaşkanı Paul Biya'nın 7 Haziran'dan beri Avrupa'da olması ve 50 günü aşkın süredir dönmemesi ülkede anayasal kriz ve halefiyet tartışmalarını tetikledi. Hükümet durumu 'özel gezi' olarak tanımlıyor.

Haber Giriş Tarihi: 02.08.2026 00:53
Haber Güncellenme Tarihi: 02.08.2026 00:59
Kaynak: Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
93 Yaşındaki Diktatörün Sessizliği: Tatil mi, Kaçış mı, Ölüm Döşeği mi?

Dünyanın en yaşlı devlet başkanı unvanını taşıyan 93 yaşındaki Kamerun Cumhurbaşkanı Paul Biya’nın, 7 Haziran tarihinde eşi Chantal Biya ve dar bir resmi heyetle başkent Yaoundé’den ayrılarak Avrupa’ya gitmesinin üzerinden 50 günü aşkın bir süre geçmesine rağmen ülkesine dönmemesi, Afrika ve Batı diplomatik kulislerini hareketlendirdi. Hükümet yetkililerinin ziyareti ısrarla "Avrupa’da özel bir gezi" olarak tanımlaması ve devlet işlerinin uzaktan yürütüldüğünü savunması, ne ülke içindeki muhalefetin ne de uluslararası gözlemcilerin endişelerini gidermeye yetti. 1982 yılından bu yana ülkeyi kesintisiz yöneten Biya’nın nerede olduğu ve sağlık durumuna ilişkin resmi bir takvimin paylaşılmaması, Yaoundé hattında uzun süredir bastırılan halefiyet krizini yeniden su yüzüne çıkardı.

Batı ve Kamerun Medyasındaki Algı Farkı

Kamerun yerel basınında ve muhalefet kanadında konu doğrudan bir "anayasal kriz" çerçevesinde ele alınıyor. Kamerun Değişim Cephesi gibi muhalif yapılar, Cumhurbaşkanının fiziksel olarak görevini yapamaz halde olduğunu belirterek Anayasa Mahkemesine makamın boşaldığını ilan etmesi yönünde çağrıda bulundu. Kamerun basınındaki analizlerde, devlet mekanizmasının biyolojik bir limite dayandığı, Biya’nın geçmişte de Cenevre’deki InterContinental Oteli merkezli uzun süreli konaklamalar yaptığı ancak 93 yaşında ve bu kadar kritik bir konjonktürde 54 günü aşan yokluğun rutin bir tatille açıklanamayacağı vurgulanıyor. Hükümet ise haber akışını sıkı denetim altında tutmaya çalışarak cumhurbaşkanının sağlığına ilişkin iddiaları kesin bir dille yalanlama yolunu seçiyor.

Batı medyasında—özellikle Fransız ve İsviçre basınında—ise mesele daha çok bölgesel güvenlik ve güç boşluğu riski üzerinden okunuyor. Biya’nın Cenevre veya Paris’teki özel sağlık kliniklerinde tedavi gördüğü iddialarını işleyen Fransız analistler, Gabon, Nijer, Mali ve Burkina Faso’da art arda yaşanan askeri darbelerin ardından Kamerun’un da benzer bir istikrarsızlık sarmalına girip girmeyeceğini tartışıyor. Batılı diplomatik kaynaklar, Biya’nın fiziki yokluğunda başkent Yaoundé’deki bürokrasinin karar alma yetkisini kaybettiğini ve devlet organlarının kilitlendiğini aktarıyor.

Arka Plan ve Halefiyet Savaşları

Kamerun siyasal sisteminin en büyük kırılganlığı, Paul Biya’nın 44 yıla varan iktidarı boyunca arkasında net bir halef bırakmamış olmasında yatıyor. Ülkede yakın dönemde cumhurbaşkanlığı yardımcılığı makamı anayasal olarak yeniden ihdas edilmiş olsa da, Biya bu göreve henüz kimseyi atamadı. İktidar partisi Kamerun Halkının Demokratik Birliği içerisindeki farklı klikler, ordu komutanları ve Biya’nın yakın aile çevresi arasında olası bir vefat veya iş göremezlik durumunda kontrolü ele geçirme mücadelesi yürütülüyor.

Ülkenin batısındaki Anglofon (İngilizce konuşan) bölgelerde yıllardır süren ayrılıkçı çatışmalar ve ekonomik kriz devam ederken, devletin tepe noktasındaki bu belirsizlik Kamerun'u kritik bir eşiğe getirmiş durumda. Paul Biya'nın kamuoyu önüne çıkıp çıkmayacağı veya Yaoundé’ye ne zaman döneceği belirsizliğini korurken, hem Batı başkentleri hem de bölge ülkeleri Orta Afrika’nın bu kilit ülkesinde yaşanabilecek ani bir iktidar değişiminin senaryolarını hazırlıyor.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.