ABD’nin Libya Hamlesi Karşısında Rusya’nın Yeni Stratejisi
ABD’nin Libya Hamlesi Karşısında Rusya’nın Yeni Stratejisi
Libya, ABD ve Rusya'nın nüfuz mücadelesine sahne oluyor. Washington, Massad Boulos liderliğinde Rus genişlemesini sınırlamayı hedeflerken; Ukrayna savaşı nedeniyle zayıflayan Moskova, mevcut konumunu koruma odaklı savunma pozisyonuna geçti.
Haber Giriş Tarihi: 17.07.2026 17:16
Haber Güncellenme Tarihi: 17.07.2026 18:30
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Kuzey Afrika ve Akdeniz havzasının jeopolitik kilit noktası Libya, uluslararası güçlerin nüfuz mücadelesinde yeni ve çok daha derin bir faza sahne oluyor. Şarku’l Avsat’ın aktardığı kapsamlı analize göre, Washington yönetimi Libya’daki askeri, diplomatik ve istihbari varlığını art arda attığı adımlarla pekiştirirken, Moskova ise Ukrayna savaşıyla daralan kaynaklarına rağmen stratejik geri çekilmeyi reddederek sahadaki ittifak ağını yeniden tasarlıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos liderliğindeki üst düzey bir Amerikan heyetinin Mareşal Halife Hafter ile gerçekleştirdiği görüşmeler, Washington’ın Libya’da bölünmüş kurumları tek bir yürütme organı altında birleştirme arzusunun çok ötesinde, doğrudan Rus genişlemesini Akdeniz ve Sahel hattında sınırlamayı hedefleyen küresel bir stratejinin parçası olarak okunuyor.
Ukrayna Savaşının Gölgesinde Rusya’nın Savunma Pozisyonu
Washington merkezli Stratejik Politika ve Barış Merkezi Müdürü Halid el-Muşeyti, sahadaki son durumu değerlendirirken Rusya’nın Libya’daki operasyonel ve diplomatik hareketliliğinde, geçtiğimiz yıllara kıyasla göze çarpan bir gerileme yaşandığını belirtiyor. Son bir yıldır Rusya kanadından Libya’ya üst düzey bir diplomatik ziyaret gerçekleşmezken, Amerikan bürokrasisinin bölgedeki yoğun mesaisi bu tezi destekler nitelikte. Muşeyti, Rusya’nın yaşadığı bu görece zayıflamayı, Moskova’nın ekonomik ve askeri kapasitesinin çok büyük bir kısmını tüketen Ukrayna savaşına bağlıyor.
Dahası, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD Başkanı Donald Trump ile küresel ölçekte yakalanabilecek olası bir diplomatik uzlaşı zeminini zedelememek adına, Libya veya Afrika’da Washington’ı doğrudan provoke edecek ve yeni bir genişleme hamlesi olarak yorumlanabilecek adımlardan hassasiyetle kaçınıyor. Bugün gelinen noktada Moskova, küresel bir taarruzdan ziyade, Mali başta olmak üzere istikrarsızlaşan Afrika Sahel bölgesindeki kazanımlarını koruma loving ve Libya’daki mevcut pozisyonunu muhafaza etme odaklı savunma pozisyonuna geçmiş durumda. Rusya’nın elindeki en güçlü siyasi koz ise Washington’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne getirebileceği ve kendi varlığını tehdit edecek olası Libya tasarılarını veto hakkını kullanarak engellemek olarak öne çıkıyor.
Pragmatik Rekabet ve Soğuk Savaş Refleksleri
Uluslararası hukuk ve diplomatik ilişkiler uzmanı Profesör Yusuf bin Osman ise Libya krizinin artık yerel bir iktidar savaşı veya kurumların kilitlenmesiyle açıklanamayacak kadar büyük bir jeopolitik dönüşüm geçirdiğini vurguluyor. Bin Osman’a göre ABD ile Rusya arasında Libya sahnesinde tırmanan bu rekabet, Soğuk Savaş dönemindeki vekil sahalar üzerinden mücadele yürütme mantığıyla büyük benzerlikler taşıyor.
Ancak günümüzdeki mücadele kapitalizm ile komünizm gibi ideolojik dogmalardan tamamen arınmış durumda ve enerji kaynakları, Akdeniz’deki stratejik limanlar ile bölgesel dengeleri kontrol etme gibi tamamen pragmatik, çıkara dayalı parametreler üzerinden şekilleniyor. Rusya’nın Akdeniz’in güneyine inme ve Avrupa’nın arka bahçesinde bayrak gösterme arzusu Sovyetler Birliği döneminden miras kalan kalıcı bir devlet refleksi iken, ABD de Libya’yı Kuzey Afrika, Avrupa güvenliği ve Sahraaltı hatlarının kesişim noktasında hayati bir emniyet supabı olarak konumlandırıyor.
Yaşanan bu çift yönlü baskı karşısında Rusya’nın sahneden tamamen çekilmek yerine daha esnek ve geçişken bir ittifak modeline yöneldiği görülüyor. Profesör Bin Osman, Moskova’nın Libya’daki yerel stratejisini revize ederek, nüfuzunu geçmişte olduğu gibi tek bir siyasi veya askeri eksene hapsetmekten vazgeçtiğini ifade ediyor. Rusya, gelecekte kurulacak herhangi bir siyasi çözüm masasında meşruiyetini ve kalıcılığını garanti altına almak adına, ülkenin hem doğusundaki hem de batısındaki farklı güç odakları, resmi kurumlar ve yerel kabile liderleriyle iletişim kanallarını genişletiyor.
Güvenlik boyutunda askeri gücünü diplomatik manevralarla tahkim eden Moskova, Mısır gibi Libya dosyasında doğrudan ağırlığı olan bölgesel aktörlerle de koordinasyonunu sıkılaştırıyor. Güneyde Sahel bölgesindeki kazanımları ile kuzeyde Akdeniz’e açılan kapısı olan Libya arasındaki stratejik koridoru açık tutmaya çalışan Rusya, her iki cepheden gelen Batı baskısını dengelemek adına manevra alanını çeşitlendiriyor. Sonuç olarak Libya, her iki küresel gücün de askeri, diplomatik ve istihbari enstrümanlarını sonuna kadar kullandığı, yeni dünya düzeninin sınır boylarını belirleyecek kritik bir test alanı olma özelliğini koruyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ABD’nin Libya Hamlesi Karşısında Rusya’nın Yeni Stratejisi
Libya, ABD ve Rusya'nın nüfuz mücadelesine sahne oluyor. Washington, Massad Boulos liderliğinde Rus genişlemesini sınırlamayı hedeflerken; Ukrayna savaşı nedeniyle zayıflayan Moskova, mevcut konumunu koruma odaklı savunma pozisyonuna geçti.
Kuzey Afrika ve Akdeniz havzasının jeopolitik kilit noktası Libya, uluslararası güçlerin nüfuz mücadelesinde yeni ve çok daha derin bir faza sahne oluyor. Şarku’l Avsat’ın aktardığı kapsamlı analize göre, Washington yönetimi Libya’daki askeri, diplomatik ve istihbari varlığını art arda attığı adımlarla pekiştirirken, Moskova ise Ukrayna savaşıyla daralan kaynaklarına rağmen stratejik geri çekilmeyi reddederek sahadaki ittifak ağını yeniden tasarlıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos liderliğindeki üst düzey bir Amerikan heyetinin Mareşal Halife Hafter ile gerçekleştirdiği görüşmeler, Washington’ın Libya’da bölünmüş kurumları tek bir yürütme organı altında birleştirme arzusunun çok ötesinde, doğrudan Rus genişlemesini Akdeniz ve Sahel hattında sınırlamayı hedefleyen küresel bir stratejinin parçası olarak okunuyor.
Ukrayna Savaşının Gölgesinde Rusya’nın Savunma Pozisyonu
Washington merkezli Stratejik Politika ve Barış Merkezi Müdürü Halid el-Muşeyti, sahadaki son durumu değerlendirirken Rusya’nın Libya’daki operasyonel ve diplomatik hareketliliğinde, geçtiğimiz yıllara kıyasla göze çarpan bir gerileme yaşandığını belirtiyor. Son bir yıldır Rusya kanadından Libya’ya üst düzey bir diplomatik ziyaret gerçekleşmezken, Amerikan bürokrasisinin bölgedeki yoğun mesaisi bu tezi destekler nitelikte. Muşeyti, Rusya’nın yaşadığı bu görece zayıflamayı, Moskova’nın ekonomik ve askeri kapasitesinin çok büyük bir kısmını tüketen Ukrayna savaşına bağlıyor.
Dahası, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD Başkanı Donald Trump ile küresel ölçekte yakalanabilecek olası bir diplomatik uzlaşı zeminini zedelememek adına, Libya veya Afrika’da Washington’ı doğrudan provoke edecek ve yeni bir genişleme hamlesi olarak yorumlanabilecek adımlardan hassasiyetle kaçınıyor. Bugün gelinen noktada Moskova, küresel bir taarruzdan ziyade, Mali başta olmak üzere istikrarsızlaşan Afrika Sahel bölgesindeki kazanımlarını koruma loving ve Libya’daki mevcut pozisyonunu muhafaza etme odaklı savunma pozisyonuna geçmiş durumda. Rusya’nın elindeki en güçlü siyasi koz ise Washington’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne getirebileceği ve kendi varlığını tehdit edecek olası Libya tasarılarını veto hakkını kullanarak engellemek olarak öne çıkıyor.
Pragmatik Rekabet ve Soğuk Savaş Refleksleri
Uluslararası hukuk ve diplomatik ilişkiler uzmanı Profesör Yusuf bin Osman ise Libya krizinin artık yerel bir iktidar savaşı veya kurumların kilitlenmesiyle açıklanamayacak kadar büyük bir jeopolitik dönüşüm geçirdiğini vurguluyor. Bin Osman’a göre ABD ile Rusya arasında Libya sahnesinde tırmanan bu rekabet, Soğuk Savaş dönemindeki vekil sahalar üzerinden mücadele yürütme mantığıyla büyük benzerlikler taşıyor.
Ancak günümüzdeki mücadele kapitalizm ile komünizm gibi ideolojik dogmalardan tamamen arınmış durumda ve enerji kaynakları, Akdeniz’deki stratejik limanlar ile bölgesel dengeleri kontrol etme gibi tamamen pragmatik, çıkara dayalı parametreler üzerinden şekilleniyor. Rusya’nın Akdeniz’in güneyine inme ve Avrupa’nın arka bahçesinde bayrak gösterme arzusu Sovyetler Birliği döneminden miras kalan kalıcı bir devlet refleksi iken, ABD de Libya’yı Kuzey Afrika, Avrupa güvenliği ve Sahraaltı hatlarının kesişim noktasında hayati bir emniyet supabı olarak konumlandırıyor.
Yaşanan bu çift yönlü baskı karşısında Rusya’nın sahneden tamamen çekilmek yerine daha esnek ve geçişken bir ittifak modeline yöneldiği görülüyor. Profesör Bin Osman, Moskova’nın Libya’daki yerel stratejisini revize ederek, nüfuzunu geçmişte olduğu gibi tek bir siyasi veya askeri eksene hapsetmekten vazgeçtiğini ifade ediyor. Rusya, gelecekte kurulacak herhangi bir siyasi çözüm masasında meşruiyetini ve kalıcılığını garanti altına almak adına, ülkenin hem doğusundaki hem de batısındaki farklı güç odakları, resmi kurumlar ve yerel kabile liderleriyle iletişim kanallarını genişletiyor.
Güvenlik boyutunda askeri gücünü diplomatik manevralarla tahkim eden Moskova, Mısır gibi Libya dosyasında doğrudan ağırlığı olan bölgesel aktörlerle de koordinasyonunu sıkılaştırıyor. Güneyde Sahel bölgesindeki kazanımları ile kuzeyde Akdeniz’e açılan kapısı olan Libya arasındaki stratejik koridoru açık tutmaya çalışan Rusya, her iki cepheden gelen Batı baskısını dengelemek adına manevra alanını çeşitlendiriyor. Sonuç olarak Libya, her iki küresel gücün de askeri, diplomatik ve istihbari enstrümanlarını sonuna kadar kullandığı, yeni dünya düzeninin sınır boylarını belirleyecek kritik bir test alanı olma özelliğini koruyor.
En Çok Okunan Haberler