Eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot Kim ve İsrail'e Ne Vaat Ediyor?
Eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot Kim ve İsrail'e Ne Vaat Ediyor?
İsrail'de 27 Ekim seçimleri öncesi, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot'un kurduğu Yashar Partisi, anketlerde Netanyahu'yu zorluyor. Güvenlik odaklı bir çizgi izleyen Eisenkot, yönetim değişikliği ve ulusal uzlaşı vaat ediyor.
Haber Giriş Tarihi: 17.07.2026 15:39
Haber Güncellenme Tarihi: 17.07.2026 15:46
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
İsrail siyasetinde yaklaşan 27 Ekim seçimleri öncesinde dikkatler, uzun yıllardır ülke siyasetinin en baskın figürü olan Başbakan Binyamin Netanyahu'nun karşısına çıkan yeni isme çevrildi. Eski İsrail Savunma Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, kısa süre önce kurduğu merkez çizgideki "Yashar" (Doğru) Partisi ile kamuoyu yoklamalarında Netanyahu'nun Likud Partisi'ni zorlamaya başladı. Son anketler, Eisenkot'un yalnızca güçlü bir muhalefet lideri değil, aynı zamanda başbakanlık yarışının en ciddi adayı haline geldiğini gösteriyor.
Haaretz'in kapsamlı analizine göre Eisenkot'un yükselişi, İsrail toplumunun savaş, güvenlik ve devlet yönetimine ilişkin yaşadığı derin sorgulamadan besleniyor.
1960 yılında doğan Fas kökenli bir Yahudi ailenin çocuğu olan Gadi Eisenkot, kariyerinin neredeyse tamamını İsrail ordusunda geçirdi. Golani Tugayı'nda başlayan askeri yaşamı onu 2015-2019 yılları arasında İsrail Genelkurmay Başkanlığına kadar taşıdı. Lübnan, Gazze ve İran eksenli güvenlik stratejilerinin şekillendirilmesinde önemli rol oynayan Eisenkot, İsrail güvenlik bürokrasısının en deneyimli isimlerinden biri olarak görülüyor.
Ancak kamuoyunda onu farklı kılan sadece askeri geçmişi değil. Hamas ile başlayan Gazze savaşında oğlunu ve iki yeğenini kaybetmesi, Eisenkot'u İsrail toplumunda "bedel ödemiş lider" kimliğiyle öne çıkarıyor. Bu kişisel trajedi, özellikle savaşın uzamasından rahatsız olan seçmenler üzerinde güçlü bir etki oluşturuyor.
Eisenkot, 7 Ekim saldırılarının ardından kurulan savaş kabinesinde görev aldı. Ancak zamanla Netanyahu ile ciddi görüş ayrılıkları yaşadı ve hükümetten ayrıldı. En önemli eleştirisi, Netanyahu'nun Gazze savaşına ilişkin uzun vadeli bir siyasi hedef ortaya koyamamasıydı. Eisenkot, yalnızca askeri operasyonlarla kalıcı güvenliğin sağlanamayacağını, savaş sonrası yönetim planının bulunması gerektiğini savundu.
Ne Vaat Ediyor?
Haaretz'in değerlendirmesine göre Eisenkot klasik sol bir siyasetçi değil. Aksine güvenlik konusunda oldukça sert bir çizgiye sahip. Buna rağmen Netanyahu'dan farklı olarak devlet kurumlarının güçlendirilmesi, siyasi kutuplaşmanın azaltılması ve daha hesap verebilir bir yönetim anlayışı vaat ediyor.
Öne çıkan vaatleri şunlar:
Ultra-Ortodoks Yahudiler dahil herkes için zorunlu askerlik veya ulusal hizmet sistemi.
Devlet kurumlarının bağımsızlığını güçlendirecek anayasal reformlar.
İsrail içindeki toplumsal kutuplaşmayı azaltacak ulusal uzlaşı siyaseti.
Bölgesel güvenliği korurken Arap ülkeleriyle stratejik iş birliğini geliştirme.
Gazze'de uzun vadeli ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması temelinde yeni bir güvenlik düzeni oluşturulması.
Filistin Meselesinde Nasıl Bir Çizgide?
Eisenkot, uluslararası kamuoyunda zaman zaman "ılımlı" olarak tanımlansa da güvenlik politikalarında sert tavrını koruyor. İki devletli çözümü prensipte desteklediğini belirtirken, Ürdün Vadisi'nin ve büyük Yahudi yerleşim bloklarının İsrail'in kontrolünde kalmasını savunuyor. Hamas'ın silahsızlandırılması şartıyla Gazze'nin yeniden inşasına destek verilebileceğini ifade ediyor.
Bu yaklaşım, Netanyahu'ya kıyasla diplomatik açıdan daha esnek görünse de İsrail'in temel güvenlik doktrininde köklü bir değişim anlamına gelmiyor.
Anketlerde Eisenkot'un partisi Likud'un önüne geçmiş olsa da İsrail'in koalisyon sistemi nedeniyle tek başına seçim kazanmak hükümet kurmak için yeterli değil. Muhalefet blokunun 61 sandalyelik çoğunluğa ulaşabilmesi hâlâ belirsizliğini koruyor.
Öte yandan Netanyahu'nun uzun yıllara dayanan koalisyon kurma tecrübesi ve sağ blok üzerindeki etkisi, seçim yarışını hâlâ son derece rekabetçi kılıyor. Analistler, Eisenkot'un seçimleri kazanmasının değil, seçim sonrası sürdürülebilir bir koalisyon oluşturmasının asıl sınav olacağını belirtiyor.
Gadi Eisenkot'un yükselişi, İsrail siyasetinde ideolojik bir dönüşümden çok liderlik değişimi talebiniyansıtıyor. Güvenlik eksenli yaklaşımını koruyan ancak devlet kurumlarını yeniden güçlendirmeyi, toplumsal kutuplaşmayı azaltmayı ve savaş sonrası döneme ilişkin daha net bir strateji geliştirmeyi vadeden Eisenkot, özellikle 7 Ekim sonrasında Netanyahu'nun kriz yönetiminden memnun olmayan seçmenlerin desteğini topluyor. Buna karşın İsrail'in güvenlik politikaları, İran yaklaşımı ve Filistin dosyasında iki isim arasında yöntem farklılıkları bulunsa da temel stratejik hedefler büyük ölçüde ortak zeminde kalmaya devam ediyor. Bu nedenle yaklaşan seçimler, İsrail'in dış politikasından ziyade ülkenin yönetim tarzı ve siyasi liderliğiüzerine yapılacak kritik bir referandum niteliği taşıyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot Kim ve İsrail'e Ne Vaat Ediyor?
İsrail'de 27 Ekim seçimleri öncesi, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot'un kurduğu Yashar Partisi, anketlerde Netanyahu'yu zorluyor. Güvenlik odaklı bir çizgi izleyen Eisenkot, yönetim değişikliği ve ulusal uzlaşı vaat ediyor.
İsrail siyasetinde yaklaşan 27 Ekim seçimleri öncesinde dikkatler, uzun yıllardır ülke siyasetinin en baskın figürü olan Başbakan Binyamin Netanyahu'nun karşısına çıkan yeni isme çevrildi. Eski İsrail Savunma Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, kısa süre önce kurduğu merkez çizgideki "Yashar" (Doğru) Partisi ile kamuoyu yoklamalarında Netanyahu'nun Likud Partisi'ni zorlamaya başladı. Son anketler, Eisenkot'un yalnızca güçlü bir muhalefet lideri değil, aynı zamanda başbakanlık yarışının en ciddi adayı haline geldiğini gösteriyor.
Haaretz'in kapsamlı analizine göre Eisenkot'un yükselişi, İsrail toplumunun savaş, güvenlik ve devlet yönetimine ilişkin yaşadığı derin sorgulamadan besleniyor.
1960 yılında doğan Fas kökenli bir Yahudi ailenin çocuğu olan Gadi Eisenkot, kariyerinin neredeyse tamamını İsrail ordusunda geçirdi. Golani Tugayı'nda başlayan askeri yaşamı onu 2015-2019 yılları arasında İsrail Genelkurmay Başkanlığına kadar taşıdı. Lübnan, Gazze ve İran eksenli güvenlik stratejilerinin şekillendirilmesinde önemli rol oynayan Eisenkot, İsrail güvenlik bürokrasısının en deneyimli isimlerinden biri olarak görülüyor.
Ancak kamuoyunda onu farklı kılan sadece askeri geçmişi değil. Hamas ile başlayan Gazze savaşında oğlunu ve iki yeğenini kaybetmesi, Eisenkot'u İsrail toplumunda "bedel ödemiş lider" kimliğiyle öne çıkarıyor. Bu kişisel trajedi, özellikle savaşın uzamasından rahatsız olan seçmenler üzerinde güçlü bir etki oluşturuyor.
Eisenkot, 7 Ekim saldırılarının ardından kurulan savaş kabinesinde görev aldı. Ancak zamanla Netanyahu ile ciddi görüş ayrılıkları yaşadı ve hükümetten ayrıldı. En önemli eleştirisi, Netanyahu'nun Gazze savaşına ilişkin uzun vadeli bir siyasi hedef ortaya koyamamasıydı. Eisenkot, yalnızca askeri operasyonlarla kalıcı güvenliğin sağlanamayacağını, savaş sonrası yönetim planının bulunması gerektiğini savundu.
Ne Vaat Ediyor?
Haaretz'in değerlendirmesine göre Eisenkot klasik sol bir siyasetçi değil. Aksine güvenlik konusunda oldukça sert bir çizgiye sahip. Buna rağmen Netanyahu'dan farklı olarak devlet kurumlarının güçlendirilmesi, siyasi kutuplaşmanın azaltılması ve daha hesap verebilir bir yönetim anlayışı vaat ediyor.
Öne çıkan vaatleri şunlar:
Ultra-Ortodoks Yahudiler dahil herkes için zorunlu askerlik veya ulusal hizmet sistemi.
Devlet kurumlarının bağımsızlığını güçlendirecek anayasal reformlar.
İsrail içindeki toplumsal kutuplaşmayı azaltacak ulusal uzlaşı siyaseti.
Bölgesel güvenliği korurken Arap ülkeleriyle stratejik iş birliğini geliştirme.
Gazze'de uzun vadeli ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması temelinde yeni bir güvenlik düzeni oluşturulması.
Filistin Meselesinde Nasıl Bir Çizgide?
Eisenkot, uluslararası kamuoyunda zaman zaman "ılımlı" olarak tanımlansa da güvenlik politikalarında sert tavrını koruyor. İki devletli çözümü prensipte desteklediğini belirtirken, Ürdün Vadisi'nin ve büyük Yahudi yerleşim bloklarının İsrail'in kontrolünde kalmasını savunuyor. Hamas'ın silahsızlandırılması şartıyla Gazze'nin yeniden inşasına destek verilebileceğini ifade ediyor.
Bu yaklaşım, Netanyahu'ya kıyasla diplomatik açıdan daha esnek görünse de İsrail'in temel güvenlik doktrininde köklü bir değişim anlamına gelmiyor.
Anketlerde Eisenkot'un partisi Likud'un önüne geçmiş olsa da İsrail'in koalisyon sistemi nedeniyle tek başına seçim kazanmak hükümet kurmak için yeterli değil. Muhalefet blokunun 61 sandalyelik çoğunluğa ulaşabilmesi hâlâ belirsizliğini koruyor.
Öte yandan Netanyahu'nun uzun yıllara dayanan koalisyon kurma tecrübesi ve sağ blok üzerindeki etkisi, seçim yarışını hâlâ son derece rekabetçi kılıyor. Analistler, Eisenkot'un seçimleri kazanmasının değil, seçim sonrası sürdürülebilir bir koalisyon oluşturmasının asıl sınav olacağını belirtiyor.
Gadi Eisenkot'un yükselişi, İsrail siyasetinde ideolojik bir dönüşümden çok liderlik değişimi talebini yansıtıyor. Güvenlik eksenli yaklaşımını koruyan ancak devlet kurumlarını yeniden güçlendirmeyi, toplumsal kutuplaşmayı azaltmayı ve savaş sonrası döneme ilişkin daha net bir strateji geliştirmeyi vadeden Eisenkot, özellikle 7 Ekim sonrasında Netanyahu'nun kriz yönetiminden memnun olmayan seçmenlerin desteğini topluyor. Buna karşın İsrail'in güvenlik politikaları, İran yaklaşımı ve Filistin dosyasında iki isim arasında yöntem farklılıkları bulunsa da temel stratejik hedefler büyük ölçüde ortak zeminde kalmaya devam ediyor. Bu nedenle yaklaşan seçimler, İsrail'in dış politikasından ziyade ülkenin yönetim tarzı ve siyasi liderliği üzerine yapılacak kritik bir referandum niteliği taşıyor.
En Çok Okunan Haberler