SON DAKİKA

İngiltere Kilisesi’nin Tarihi Virajı: Filistinli Hıristiyanların Sesi

İngiltere Kilisesi Genel Sinodu, Filistinli Hıristiyanlarla dayanışma kararını kabul etti. Kilise'nin Filistin Kayros Dokümanı'nı dinleme ve yatırımlarını gözden geçirme yönündeki bu adımı, İsrail yanlısı çevrelerin tepkisine neden oldu.

Haber Giriş Tarihi: 27.07.2026 09:48
Haber Güncellenme Tarihi: 27.07.2026 09:52
Kaynak: Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
İngiltere Kilisesi’nin Tarihi Virajı: Filistinli Hıristiyanların Sesi

İngiltere Kilisesi Genel Sinodu’nun Filistinli Hıristiyanlarla dayanışma ifade eden karar tasarısını ezici bir çoğunlukla kabul etmesi, İngiltere’nin Ortadoğu politikaları ve Batı dünyasındaki dini söylem açısından tarihi bir dönüm noktasına işaret ediyor. Alınan karar, temelde Kilise’ye, farklı Hıristiyan geleneklerinden Filistinli ilahiyatçılar tarafından kaleme alınan en önemli teolojik metin niteliğindeki Filistin Kayros Dokümanı’na kulak verme çağrısında bulunuyor. Aynı zamanda Kilise fonlarının, Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail’in Filistin topraklarındaki işgalinin yasadışılığına ilişkin danışma görüşü ışığında gözden geçirilmesi ve işgal altındaki topraklardaki yatırımların sorumluluk ilkesi çerçevesinde ele alınması isteniyor. Metin, Kayros Dokümanı’nı tamamen onaylama ya da yatırımları derhal çekme konusunda temkinli ve mütevazı bir dil kullansa da, Filistinli Hıristiyanların yaşadığı dramı ve teolojik adalet taleplerini dinleme iradesi göstermesi dahi Batı’daki yerleşik siyasi ve dini dengeleri sarsmaya yetti.

Kararın hemen ardından yükselen tepkiler, İngiltere Kilisesi’nin attığı bu sembolik adımın ne derece hassas bir sinir ucuna dokunduğunu gözler önüne serdi. İsrail yanlısı lobiler, Hristiyan Siyonist çevreler ve İngiltere Başhahamı gibi yapılar, kararı derhal Hristiyan-Yahudi dinler arası diyaloğuna ve Birleşik Krallık’taki Yahudi toplumuna yönelik bir saldırı olarak nitelendirdi. Karşıt söylemin özü, İngiltere Kilisesi’nin Filistin’deki duruma müdahil olacaksa bunu Filistinli Hıristiyanların gözüyle değil, İsrail’i destekleyen İngiliz Yahudi kurumlarının perspektifinden yapması gerektiği dayatmasına dayanıyordu. Ancak bu tepkiler, atılan adımın sıradan bir idari karar olmadığını, aksine onlarca yıldır korunan muafiyet ve cezasızlık zırhında açılan ilk ciddi gedik olduğunu kanıtlıyor.

Tarihsel Suç Ortaklığı ve Sömürgeci İlahiyatın Sınırları

İngiltere Kilisesi’nin Filistinli Hıristiyanları dinleme kararı Birleşik Krallık’ın bölgedeki sömürgeci geçmişiyle yüzleşmesi açısından da hayati bir anlam taşıyor. İngiliz Hıristiyan Siyonizmi, Filistin’in yerli halkını yok sayan "halksız bir toprak, topraksız bir halk içindir" sloganının tarihsel ve teolojik temelini oluşturmuştu. 1917 tarihli Balfour Deklarasyonu ile somutlaşan bu anlayış, Filistinli ilahiyatçı Mitri Raheb’in vurguladığı üzere, Kutsal Kitap’taki kutsal vaatlerin Avrupa merkezli sömürgeci bir vaade dönüştürülmesine hizmet etti.

İngiliz Manda yönetimi döneminde, Anglikan Kilisesi’nin Siyonist projeye sağladığı ideolojik ve kurumsal destek Filistin halkı için yıkıcı sonuçlar doğurdu. 1936 Filistin Büyük İsyanı sırasında Hristiyan Siyonist subay Orde Wingate’in uyguladığı sert baskı yöntemlerinden, 1937’de Canterbury Başpiskoposu Cosmo Lang’in Siyonist emellere açıkça arka çıkmasına kadar pek çok olay, yerli Anglikan Filistinlilerin sert tepkisine yol açmıştı. O dönemde, Peel Komisyonu’nun Filistinlileri kendi topraklarından sürme planlarını tartıştığı bir ortamda Kilise yönetimi Filistinli Hıristiyanların çığlığını duymazdan gelmeyi tercih etmişti. Neredeyse doksan yıl sonra İngiltere Kilisesi’nin Filistinli din adamlarını ve ilahiyatçıları dinlemeyi kabul etmesi, gecikmiş de olsa bu sömürgeci mirasla hesaplaşma iradesini ortaya koymaktadır. Filistinli teologların geliştirdiği sömürgecilik karşıtı söylemin Kilise kürsülerinde yankılanması, İsrail'in işgal politikalarını kutsal metinlerle meşrulaştıran teolojik illüzyonların çöküşünü hızlandırma potansiyeline sahiptir.

Dinler Arası Diyaloğun Silah Alanından Çıkarılması ve Yeni Bir Dönem

Karara karşı çıkan çevrelerin iddialarının aksine, bu gelişme Hristiyan-Yahudi ilişkilerine verilmiş bir zarar değil, aksine "dinler arası diyalog" kavramının siyasi bir kalkan olarak istismar edilmesine karşı verilmiş bir yanıttır. Yıllardır dinler arası diyalog adı altında yürütülen temaslar, İsrail’in uluslararası hukuku ihlal eden uygulamalarını, apartheyd rejimini ve işgal politikalarını eleştiriden muaf tutmak için bir araç olarak kullanıldı. Kilise’nin Filistinlileri dinlemesi durumunda diyaloğun kopacağı yönündeki tehditler, bu kavramın adaleti bastırmak üzere nasıl silahlaştırıldığını net biçimde göstermektedir.

Ayrıca Kilise’nin kararına karşı çıkan söylem, İngiltere’deki Yahudi toplumunun teksesli bir blok olduğu yönündeki yanlış varsayıma dayanmaktadır. Nitekim Yachad gibi İngiliz Yahudi örgütlerinin öncülüğünde binden fazla Yahudi, İngiliz hükümetine çağrıda bulunarak yasadışı İsrail yerleşim ürünlerinin yasaklanmasını talep etmiştir. Bu durum, adalet ve uluslararası hukuk talebinin dini kimliklerin ötesinde insani bir zeminde birleştiğini açıkça ortaya koymaktadır. İngiltere Kilisesi’nin meclisinde alınan bu karar, Batı’daki diğer dini kurumlar için de bir emsal teşkil etmektedir. Dinler arası diyaloğun, insan hakları ihlallerini ve savaş suçlarını örtdabas etmek için kullanılmasına izin vermeyen bu yeni duruş, ilahiyatın özgürleştirici ve adalet odaklı özüne dönmesi açısından kritik bir eşiktir. İngiltere Kilisesi, sömürgeci geçmişin gölgesinden çıkarak ezilen bir halkın adalet mücadelesine kulak vererek tarihi bir dönüşümün kapısını aralamıştır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.