SON DAKİKA

İsviçre Mutabakatı Çöktü: İran'ın Yeni Orta Doğu Vizyonu

İsviçre'de ABD ve İran arasındaki mutabakatın çökmesiyle Hürmüz Boğazı odaklı gerilim tırmandı. Çözüm için yaptırımların kaldırılması ve nükleer garantileri içeren pragmatik bir saldırmazlık çerçevesi ile bölgesel entegrasyon öneriliyor.

Haber Giriş Tarihi: 20.07.2026 11:32
Haber Güncellenme Tarihi: 20.07.2026 11:38
Kaynak: Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
İsviçre Mutabakatı Çöktü: İran'ın Yeni Orta Doğu Vizyonu

İsviçre'de geçen ay ABD ile İran arasında varılan mutabakatın çökmesiyle birlikte Washington ve Tahran hattındaki çatışmalar yeniden alevlendi. ABD Başkanı Donald Trump'ın "Artık İran ile uğraşmak istemiyorum" diyerek noktayı koyduğu süreç, tarafların metindeki maddeleri, özellikle de Hürmüz Boğazı'nın yönetimi ve seyrüsefer serbestisini tamamen farklı yorumlamalarından kaynaklandı. Tahran geçişleri kendi şartları ve bölgesel aktörlerle tanımlamak isterken, Washington herhangi bir kısıtlamayı kabul etmeyerek süreci askeri hesaplaşmaya taşıdı.

Hürmüz Boğazı

Geride kalan askeri çatışmalar, ABD ve İsrail'in askeri baskı yoluyla Tahran'ı boyun eğdirme veya rejimi çökertme yönündeki hesaplarını boşa çıkardı. İran’ın siyasi ve askeri liderliğine yönelik benzeri görülmemiş saldırılara ve ağır altyapı hasarlarına rağmen; ülkenin toprak bütünlüğü ve siyasi sistemi korundu.

Geçmişte Hürmüz Boğazı'ndaki sivil seyrüsefere sınırlı müdahalelerde bulunan Tahran, son saldırıların ardından boğazı kendi varoluşsal güvenliğinin anahtarı olarak görmeye başladı. ABD yaptırımlarının İran ticaretini engellemesine rağmen dış dünyaya açık kalan boğaz, artık askeri ve ticari ayrım gözetilmeksizin korunan bir alana dönüştürüldü. İranlı karar vericiler, ABD ve bölgesel ortaklarının lojistik ve askeri ikmal için kullandığı bir deniz yolunun tarafsız sayılamayacağı görüşünde birleşiyor.

ABD’nin Asya-Pasifik bölgesine odaklanma hedefini gerçekleştirebilmesi için Orta Doğu’da sürdürülebilir bir diplomasiye ihtiyacı bulunuyor. Taraflar arasındaki derin tarihsel yaralara rağmen, gelecekteki askeri tırmanmaları önleyecek pragmatik bir "saldırmazlık çerçevesi" oluşturulması öneriliyor.

Olası bir anlaşmanın temel parametreleri şunları kapsıyor:

İran'ın toprak bütünlüğünün tanınması, terör unsuru tanımlamalarının ve tüm yaptırımların kalıcı olarak kaldırılması. Ayrıca mutabakat metninde yer alan, ülkenin yeniden inşası için 300 milyar dolarlık bir yatırım fonunun kurulması.

Nükleer silah edinmeyeceğine dair kalıcı garantiler sunulması, UAEK (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı) Ek Protokolü'nün onaylanması ve nükleer silahları yasaklayan fetvanın yasal kodlara işlenmesi.

Afganistan'ın istikrarı, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele ve göç yönetimi gibi konularda taktiksel iş birliği yapılması.

Bölgesel İstikrarsızlığın Kaynağı ve İsrail Faktörü

ABD-İran hattında diplomatik bir çözüme ulaşılmasının önündeki en büyük engellerden biri olarak İsrail'in izlediği politikalar gösteriliyor. İsrail hükümetlerinin, 2015 Nükleer Anlaşması'ndan son İsviçre Mutabakatı'na kadar Washington'ın bölgeyi istikrara kavuşturma odaklı tüm girişimlerine karşı çıktığı vurgulanıyor.

Gazze'deki yıkım, Lübnan'daki işgal ve Batı Şeria'daki yerleşim genişlemelerinin bölgedeki kaos atmosferini beslediği ifade ediliyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio gibi isimlerin Lübnan üzerinde kurduğu baskılar ve yönetimin Filistin meselesine yaklaşımındaki tutarsızlıkların son bulması, Washington'ın İsrail üzerinde gerçek bir caydırıcılık oluşturması gerektiği kaydediliyor.

Orta Doğu'nun güvenliğini dış güçlere havale etme modelinin başarısız olduğu, çözümün ancak bölge ülkelerinin kendi aralarında kuracağı entegrasyonla mümkün olacağı savunuluyor.

Yeni bölgesel sistem şu sacayakları üzerine kurgulanıyor:

Çin, Rusya ve ABD'nin desteğiyle; sadece barışçıl nükleer enerji ve uranyum zenginleştirmeye odaklanan, bölge ülkelerinin ortak kontrolünde tek bir konsorsiyumun kurulması.

Çatışma sonrası yeniden inşa, sağlık, eğitim ve altyapı projelerini finanse edecek ortak bir fonun hayata geçirilmesi.

Karşılıklı saygı, içişlerine karışmama ve saldırmazlık ilkesine dayanan kurumsallaşmış bir diyalog mekanizmasının (Ortak Kalkınma ve Güvenlik Ağı) tesis edilmesi.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.