Kızıldeniz Krizinde İran Faktörü: İran'dan Husilere Kızıldeniz Talimatı
Kızıldeniz Krizinde İran Faktörü: İran'dan Husilere Kızıldeniz Talimatı
Alhurra'nın iddiasına göre İran, ABD'nin enerji altyapısını hedef alması durumunda Husilerden Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki petrol tankerlerine operasyon yapmasını istedi. İddia henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı.
Haber Giriş Tarihi: 20.07.2026 17:04
Haber Güncellenme Tarihi: 20.07.2026 17:13
Kaynak:
Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
ABD ile İran arasındaki gerilimin yeniden tırmandığı bir dönemde ortaya atılan yeni bir iddia, küresel enerji ticareti açısından kritik öneme sahip Kızıldeniz'i yeniden uluslararası gündemin merkezine taşıdı. Washington merkezli yayın kuruluşu Alhurra'nın aktardığı bilgilere göre Tahran yönetimi, ABD'nin İran'ın enerji altyapısını veya elektrik şebekesini hedef alması halinde Yemen'deki Ensarullah (Husi) hareketinden Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki petrol tankerlerine yönelik operasyonlara hazırlanmasını istedi.
Henüz bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmayan bu iddia, son aylarda Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan krizlerin ardından enerji piyasalarında yeni bir belirsizlik dalgasına yol açabilecek nitelikte görülüyor. Zira Bab el-Mendeb, Asya ile Avrupa arasındaki deniz ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olarak kabul ediliyor.
Ancak uzmanlar, Husilerin deniz trafiğini tamamen durdurabilecek kapasiteye sahip olup olmadığı konusunda farklı değerlendirmeler yapıyor. Buna rağmen, grubun sınırlı saldırılarla dahi küresel taşımacılık maliyetlerini yükseltebilecek ve uluslararası denizcilik şirketlerini alternatif rotalara yönlendirebilecek bir caydırıcılık oluşturduğu görüşü öne çıkıyor.
Kızıldeniz yeniden küresel rekabetin merkezinde
Bab el-Mendeb Boğazı, Akdeniz'i Süveyş Kanalı üzerinden Hint Okyanusu'na bağlayan deniz koridorunun en hassas halkasını oluşturuyor. Dünyadaki deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 12 ila 15'inin bu güzergâhtan geçtiği tahmin ediliyor. Özellikle Avrupa ile Asya arasındaki konteyner taşımacılığı ve Körfez petrolünün önemli bir bölümü bu boğaz üzerinden dünya pazarlarına ulaşıyor.
2023 yılının sonlarından itibaren Yemen'deki Husiler, Gazze'de devam eden savaş nedeniyle İsrail ile bağlantılı olduğunu öne sürdükleri gemilere yönelik çok sayıda füze ve insansız hava aracı saldırısı düzenledi. Hareket, bu operasyonların Filistin'e destek amacı taşıdığını ve İsrail üzerindeki baskıyı artırmayı hedeflediğini açıkladı.
Söz konusu saldırılar sonucunda dünyanın en büyük deniz taşımacılığı şirketlerinden birçoğu Süveyş-Kızıldeniz hattını kullanmayı durdururken, gemilerini Ümit Burnu üzerinden çok daha uzun ve maliyetli rotalara yönlendirdi. Bunun sonucunda küresel lojistik maliyetleri yükselirken, teslimat süreleri de haftalarca uzadı.
ABD öncülüğünde kurulan “Refah Muhafızı Operasyonu” kapsamında Amerikan, Avrupa ve bazı Arap ülkelerinin savaş gemileri Kızıldeniz'e konuşlandırıldı. Daha sonra 2025 yılında başlatılan operasyon ile Husilere ait olduğu belirtilen füze rampaları, insansız hava aracı tesisleri ve askeri altyapılar yoğun hava saldırılarının hedefi oldu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, bu operasyonlarda yüzlerce hedefin vurulduğunu ve çok sayıda Husi komutanının etkisiz hale getirildiğini açıklamıştı. Avrupa Birliği de "Aspides Operasyonu" kapsamında bölgedeki devriyelerini sürdürerek ticari gemilere refakat etmeye devam ediyor.
İran-Husi ilişkisi yeniden tartışılıyor
Alhurra'nın haberinde yer alan iddiaya göre İran, olası bir Amerikan saldırısına doğrudan karşılık vermek yerine bölgedeki müttefik güçlerini devreye sokabilecek bir senaryo üzerinde duruyor. Buna göre Tahran, ABD'nin İran'ın enerji altyapısını hedef alması halinde Husilerden Bab el-Mendeb çevresindeki petrol tankerlerine yönelik operasyon hazırlıklarını hızlandırmasını istedi.
İran ise uzun yıllardır Husilere siyasi destek verdiğini kabul etmekle birlikte, grubun askeri operasyonlarını doğrudan yönettiği yönündeki iddiaları reddediyor. Tahran yönetimi, Ensarullah hareketinin kendi kararlarını bağımsız şekilde aldığını savunuyor. Buna karşın ABD, İsrail ve birçok Batılı ülke, Husilerin füze ve insansız hava aracı kapasitesinin önemli ölçüde İran teknolojisi ve desteğiyle geliştirildiğini öne sürüyor.
Bu nedenle bölgede yaşanabilecek olası bir tırmanma, yalnızca Yemen merkezli bir kriz olarak değil; İran ile ABD arasındaki daha geniş kapsamlı vekâlet mücadelesinin yeni bir aşaması olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan Suudi Arabistan da gelişmeleri yakından takip ediyor. Reuters'ın daha önce aktardığı verilere göre Riyad yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndaki risklerin artmasının ardından petrol ihracatının büyük bölümünü Kızıldeniz kıyısındaki Yenbu Terminali üzerinden gerçekleştirmeye başladı. Böylece Suudi petrolünün önemli bir kısmı artık Bab el-Mendeb güzergâhını kullanarak uluslararası pazarlara ulaşıyor.
Boğaz tamamen kapanabilir mi?
Analize göre büyük bölümü, Husilerin ticari gemilere yönelik saldırılar düzenleme kapasitesini koruduğunu kabul etmekle birlikte, Bab el-Mendeb Boğazı'nı tamamen kapatabilecek askeri güce sahip olmadıkları görüşünde birleşiyor.
Bunun temel nedeni, boğazın uluslararası savaş gemileri tarafından yoğun şekilde gözetlenmesi ve bölgedeki çok uluslu deniz gücünün sürekli devriye faaliyetleri yürütmesi. Ayrıca boğazın farklı geçiş koridorları ve gelişmiş hava-deniz gözetleme sistemleri, uzun süreli bir ablukanın uygulanmasını oldukça güçleştiriyor.
Buna rağmen denizcilik uzmanları, boğazın tamamen kapanmasından ziyade "risk algısının" bile küresel ticareti ciddi biçimde etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Nitekim geçmişte birkaç saldırı girişimi dahi onlarca uluslararası şirketin rotasını değiştirmesine, sigorta primlerinin yükselmesine ve navlun fiyatlarının katlanmasına neden olmuştu.
Dolayısıyla Husilerin gerçekleştirebileceği sınırlı füze veya insansız hava aracı saldırıları bile, küresel enerji piyasalarında fiyat dalgalanmalarına ve tedarik zincirlerinde yeni aksamalara yol açabilir.
Önümüzdeki dönemde Washington ile Tahran arasındaki gerilimin seyri, Kızıldeniz'deki güvenlik dengeleri açısından belirleyici olmaya devam edecek. Eğer diplomatik kanallar yeniden işlerlik kazanamaz ve taraflar karşılıklı askeri hamlelerini artırırsa, Hürmüz Boğazı'nın ardından Bab el-Mendeb de küresel enerji rekabetinin en kritik cephelerinden biri haline gelebilir. Ancak Alhurra'nın aktardığı İran'ın Husilere talimat verdiği yönündeki iddia, şu aşamada bağımsız kaynaklarca doğrulanmış değil; bu nedenle gelişmelerin sahadaki somut göstergelerle birlikte izlenmesi önem taşıyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Kızıldeniz Krizinde İran Faktörü: İran'dan Husilere Kızıldeniz Talimatı
Alhurra'nın iddiasına göre İran, ABD'nin enerji altyapısını hedef alması durumunda Husilerden Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki petrol tankerlerine operasyon yapmasını istedi. İddia henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı.
ABD ile İran arasındaki gerilimin yeniden tırmandığı bir dönemde ortaya atılan yeni bir iddia, küresel enerji ticareti açısından kritik öneme sahip Kızıldeniz'i yeniden uluslararası gündemin merkezine taşıdı. Washington merkezli yayın kuruluşu Alhurra'nın aktardığı bilgilere göre Tahran yönetimi, ABD'nin İran'ın enerji altyapısını veya elektrik şebekesini hedef alması halinde Yemen'deki Ensarullah (Husi) hareketinden Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki petrol tankerlerine yönelik operasyonlara hazırlanmasını istedi.
Henüz bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmayan bu iddia, son aylarda Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan krizlerin ardından enerji piyasalarında yeni bir belirsizlik dalgasına yol açabilecek nitelikte görülüyor. Zira Bab el-Mendeb, Asya ile Avrupa arasındaki deniz ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olarak kabul ediliyor.
Ancak uzmanlar, Husilerin deniz trafiğini tamamen durdurabilecek kapasiteye sahip olup olmadığı konusunda farklı değerlendirmeler yapıyor. Buna rağmen, grubun sınırlı saldırılarla dahi küresel taşımacılık maliyetlerini yükseltebilecek ve uluslararası denizcilik şirketlerini alternatif rotalara yönlendirebilecek bir caydırıcılık oluşturduğu görüşü öne çıkıyor.
Kızıldeniz yeniden küresel rekabetin merkezinde
Bab el-Mendeb Boğazı, Akdeniz'i Süveyş Kanalı üzerinden Hint Okyanusu'na bağlayan deniz koridorunun en hassas halkasını oluşturuyor. Dünyadaki deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 12 ila 15'inin bu güzergâhtan geçtiği tahmin ediliyor. Özellikle Avrupa ile Asya arasındaki konteyner taşımacılığı ve Körfez petrolünün önemli bir bölümü bu boğaz üzerinden dünya pazarlarına ulaşıyor.
2023 yılının sonlarından itibaren Yemen'deki Husiler, Gazze'de devam eden savaş nedeniyle İsrail ile bağlantılı olduğunu öne sürdükleri gemilere yönelik çok sayıda füze ve insansız hava aracı saldırısı düzenledi. Hareket, bu operasyonların Filistin'e destek amacı taşıdığını ve İsrail üzerindeki baskıyı artırmayı hedeflediğini açıkladı.
Söz konusu saldırılar sonucunda dünyanın en büyük deniz taşımacılığı şirketlerinden birçoğu Süveyş-Kızıldeniz hattını kullanmayı durdururken, gemilerini Ümit Burnu üzerinden çok daha uzun ve maliyetli rotalara yönlendirdi. Bunun sonucunda küresel lojistik maliyetleri yükselirken, teslimat süreleri de haftalarca uzadı.
ABD öncülüğünde kurulan “Refah Muhafızı Operasyonu” kapsamında Amerikan, Avrupa ve bazı Arap ülkelerinin savaş gemileri Kızıldeniz'e konuşlandırıldı. Daha sonra 2025 yılında başlatılan operasyon ile Husilere ait olduğu belirtilen füze rampaları, insansız hava aracı tesisleri ve askeri altyapılar yoğun hava saldırılarının hedefi oldu.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, bu operasyonlarda yüzlerce hedefin vurulduğunu ve çok sayıda Husi komutanının etkisiz hale getirildiğini açıklamıştı. Avrupa Birliği de "Aspides Operasyonu" kapsamında bölgedeki devriyelerini sürdürerek ticari gemilere refakat etmeye devam ediyor.
İran-Husi ilişkisi yeniden tartışılıyor
Alhurra'nın haberinde yer alan iddiaya göre İran, olası bir Amerikan saldırısına doğrudan karşılık vermek yerine bölgedeki müttefik güçlerini devreye sokabilecek bir senaryo üzerinde duruyor. Buna göre Tahran, ABD'nin İran'ın enerji altyapısını hedef alması halinde Husilerden Bab el-Mendeb çevresindeki petrol tankerlerine yönelik operasyon hazırlıklarını hızlandırmasını istedi.
İran ise uzun yıllardır Husilere siyasi destek verdiğini kabul etmekle birlikte, grubun askeri operasyonlarını doğrudan yönettiği yönündeki iddiaları reddediyor. Tahran yönetimi, Ensarullah hareketinin kendi kararlarını bağımsız şekilde aldığını savunuyor. Buna karşın ABD, İsrail ve birçok Batılı ülke, Husilerin füze ve insansız hava aracı kapasitesinin önemli ölçüde İran teknolojisi ve desteğiyle geliştirildiğini öne sürüyor.
Bu nedenle bölgede yaşanabilecek olası bir tırmanma, yalnızca Yemen merkezli bir kriz olarak değil; İran ile ABD arasındaki daha geniş kapsamlı vekâlet mücadelesinin yeni bir aşaması olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan Suudi Arabistan da gelişmeleri yakından takip ediyor. Reuters'ın daha önce aktardığı verilere göre Riyad yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndaki risklerin artmasının ardından petrol ihracatının büyük bölümünü Kızıldeniz kıyısındaki Yenbu Terminali üzerinden gerçekleştirmeye başladı. Böylece Suudi petrolünün önemli bir kısmı artık Bab el-Mendeb güzergâhını kullanarak uluslararası pazarlara ulaşıyor.
Boğaz tamamen kapanabilir mi?
Analize göre büyük bölümü, Husilerin ticari gemilere yönelik saldırılar düzenleme kapasitesini koruduğunu kabul etmekle birlikte, Bab el-Mendeb Boğazı'nı tamamen kapatabilecek askeri güce sahip olmadıkları görüşünde birleşiyor.
Bunun temel nedeni, boğazın uluslararası savaş gemileri tarafından yoğun şekilde gözetlenmesi ve bölgedeki çok uluslu deniz gücünün sürekli devriye faaliyetleri yürütmesi. Ayrıca boğazın farklı geçiş koridorları ve gelişmiş hava-deniz gözetleme sistemleri, uzun süreli bir ablukanın uygulanmasını oldukça güçleştiriyor.
Buna rağmen denizcilik uzmanları, boğazın tamamen kapanmasından ziyade "risk algısının" bile küresel ticareti ciddi biçimde etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Nitekim geçmişte birkaç saldırı girişimi dahi onlarca uluslararası şirketin rotasını değiştirmesine, sigorta primlerinin yükselmesine ve navlun fiyatlarının katlanmasına neden olmuştu.
Dolayısıyla Husilerin gerçekleştirebileceği sınırlı füze veya insansız hava aracı saldırıları bile, küresel enerji piyasalarında fiyat dalgalanmalarına ve tedarik zincirlerinde yeni aksamalara yol açabilir.
Önümüzdeki dönemde Washington ile Tahran arasındaki gerilimin seyri, Kızıldeniz'deki güvenlik dengeleri açısından belirleyici olmaya devam edecek. Eğer diplomatik kanallar yeniden işlerlik kazanamaz ve taraflar karşılıklı askeri hamlelerini artırırsa, Hürmüz Boğazı'nın ardından Bab el-Mendeb de küresel enerji rekabetinin en kritik cephelerinden biri haline gelebilir. Ancak Alhurra'nın aktardığı İran'ın Husilere talimat verdiği yönündeki iddia, şu aşamada bağımsız kaynaklarca doğrulanmış değil; bu nedenle gelişmelerin sahadaki somut göstergelerle birlikte izlenmesi önem taşıyor.
En Çok Okunan Haberler