SON DAKİKA

Soğuk Savaş Sonrası Orta Asya’da FETÖ-CIA İşbirliği

Örgütün Orta Asya’daki okulları üzerinden yürütülen casusluk faaliyetlerinin en somut, resmi ve birinci elden kanıtı, Türkiye Cumhuriyeti’nin en kritik güvenlik bürokratlarından biri olan eski MİT İstanbul Bölge Başkanı Osman Nuri Gündeş’in resmi açıklamaları ve kaleme aldığı "Anılar ve Hatıralar" kitabıyla devlet arşivlerine girmiştir.

Haber Giriş Tarihi: 14.07.2026 22:13
Haber Güncellenme Tarihi: 14.07.2026 22:29
Kaynak: Haber Merkezi
https://haberdeger.com/
Soğuk Savaş Sonrası Orta Asya’da FETÖ-CIA İşbirliği

1991 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) resmen dağılması, dünya siyasi tarihinde o güne kadar görülmemiş büyüklükte bir jeopolitik boşluk yaratmıştır. Orta Asya ve Kafkasya coğrafyasında aniden bağımsızlığını ilan eden Türk Cumhuriyetleri (Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan, Tacikistan ve Azerbaycan), Batı dünyası ve özellikle Amerika Birleşik Devletleri için hem devasa enerji kaynakları hem de Rusya ile Çin’i çevreleme stratejisi açısından hayati birer hedef haline gelmiştir.

Ancak ABD ve onun öncü istihbarat teşkilatı CIA için bu coğrafyaya doğrudan nüfuz etmek son derece zordu. Bölgede onlarca yıldır kök salmış olan Rus istihbarat ağı (KGB/FSB), yerel diktatörlükler, dil bariyeri ve kültürel yabancılık, Batılı servislerin sahada doğrudan operasyon yapmasını engelliyordu. CIA’in bu "kapalı kutu" coğrafyaya girmesi, yerel halkla bağ kurması ve devlet mekanizmalarına sızabilmesi için sivil, sempatik, kültürel açıdan kabul edilebilir ve her şeyden önemlisi "yerel maskeli" bir aracı yapıya ihtiyacı vardı.

İşte bu tarihsel kesişim noktasında Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) okul ağları, Amerikan istihbarat mimarisi için biçilmiş kaftan olarak devreye sokulmuştur. Örgütün "Türk dünyasına eğitim götürme", "Türkçe öğretme" ve "altın nesil yetiştirme" maskesi, bölge liderlerinin kapılarını sonuna kadar açmasını sağlarken; arka planda CIA’in bölgedeki en büyük örtülü operasyonunun lojistik altyapısını oluşturmuştur.

"İngilizce Öğretmenleri" Maskesi ve CIA Ajanlarının Yerleşimi

Örgütün Orta Asya’daki okulları üzerinden yürütülen casusluk faaliyetlerinin en somut, resmi ve birinci elden kanıtı, Türkiye Cumhuriyeti’nin en kritik güvenlik bürokratlarından biri olan eski MİT İstanbul Bölge Başkanı Osman Nuri Gündeş’in resmi açıklamaları ve kaleme aldığı "Anılar ve Hatıralar" kitabıyla devlet arşivlerine girmiştir.

Gündeş, görev yaptığı dönemde elde edilen istihbarat raporlarına ve saha analizlerine dayanarak, özellikle Kırgızistan ve Özbekistan’daki FETÖ okullarında çok net bir casusluk şeması açıklamıştır:

Bu okullarda görev yapan ve kendilerini resmi makamlara "İngilizce öğretmeni" olarak beyan eden yabancı personelin büyük bölümü, ABD diplomatik pasaportu taşıyan CIA görevlileridir. Gündeş’in raporlarına göre, sadece Kırgızistan’daki FETÖ okullarında yaklaşık 60, Özbekistan’daki okullarda ise 70 CIA ajanı "öğretmen" kimliği altında gizlenmiştir.

Örgüt, bu ajanların bölgeye giriş yapabilmesi için gerekli olan resmi davetiyeleri, çalışma izinlerini ve ikamet belgelerini yerel hükümetlerden "eğitim faaliyeti" adı altında temin etmiştir. Ajanların maaşları, barınma ihtiyaçları ve saha operasyonları için gereken lojistik destek, örgütün eğitim bütçesinden ve yerel himmet ağlarından finanse edilmiştir.

Bu yöntem sayesinde CIA, bölgeye tek bir ajanını doğrudan yerleştiremeyeceği bir dönemde, yüzlerce yetişmiş operasyonel elemanını sıfır riskle ve diplomatik dokunulmazlık zırhıyla Orta Asya’nın en stratejik noktalarına yerleştirmeyi başarmıştır. Bu "öğretmenler", gündüzleri sınıflarda ders verirken, geceleri bölgenin sosyal, askeri, ekonomik ve etnik yapısına dair istihbarat raporları hazırlayarak doğrudan Langley’deki (CIA Merkezi) analiz masalarına iletmişlerdir.

Özbekistan’ın Erken Teşhisi: İlk Resmi Casusluk Sınır Dışısı

FETÖ’nün eğitim maskeli casusluk faaliyetlerini dünya üzerinde ilk fark eden ve buna karşı en sert devlet refleksini gösteren ülke Özbekistan olmuştur. Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov, ülkesinin ulusal güvenliğini tehdit eden bu asimetrik yapıyı çok erken bir safhada analiz etmiştir.

1990’ların sonunda, özellikle 1999 yılındaki Taşkent bombalı saldırılarının ardından Özbek güvenlik servisleri, ülke içindeki FETÖ yapılanmasına yönelik derinlemesine bir soruşturma başlatmıştır. Yapılan operasyonlar ve mahkeme süreçleri neticesinde şu somut kararlar alınmış ve uygulanmıştır:

Özbekistan Cumhuriyeti, sınırları içerisinde faaliyet gösteren 18 FETÖ lisesini ve üniversite hazırlık merkezlerini tek bir kararnameyle kapatmıştır. Özbek mahkemeleri, okullarda görev yapan "öğretmen" kadrosunun doğrudan yabancı istihbarat servisleri adına çalıştığını, devletin stratejik kurumları hakkında gizli bilgi topladığını ve gençleri Özbekistan Cumhuriyeti devlet düzenine karşı yıkıcı faaliyetler için devşirdiğini resmi karar bağlamıştır.

Onlarca örgüt yöneticisi ve sahte öğretmen tutuklanmış, diplomatik pasaport kullanan Amerikan vatandaşı "öğretmenler" ise 24 saat içinde sınır dışı edilmiştir. Özbekistan’ın bu kararlı ve tavizsiz tutumu, FETÖ’nün Orta Asya’daki "eğitim" perdesinin arkasındaki karanlık istihbarat koridorunu dünyaya gösteren ilk büyük resmi vesika olarak tarihe geçmiştir.

Rusya Güvenlik Servisi ve "Nurdzhular" Kararı

Orta Asya’daki bu hareketliliği çok yakından takip eden bir diğer küresel aktör ise Rusya Federal Güvenlik Servisi olmuştur. Rusya, kendi topraklarında ve özellikle Müslüman nüfusun yoğun olduğu Tataristan, Başkurdistan ve Kuzey Kafkasya bölgelerinde açılan FETÖ okullarını sıkı bir takibe almıştır. 2000’li yılların başında FSB tarafından hazırlanan ve Rusya Yüksek Mahkemesi’ne sunulan delil dosyalarında şu net tespitler yer almıştır:

Rusya sınırları içindeki FETÖ okullarının (Rusya'da bilinen adıyla "Nurdzhular" yapılanması), doğrudan ABD istihbarat örgütleri adına casusluk faaliyetleri yürüttüğü belirlenmiştir. Okul yöneticilerinin, bulundukları bölgelerdeki askeri tesisler, savunma sanayii yatırımları ve yerel yönetimlerin zafiyetleri hakkında veri topladığı kanıtlanmıştır.

Okulların, Rusya’nın toprak bütünlüğünü tehdit edecek şekilde mikro-milliyetçi ve radikal fikirleri yaydığı, gelecekte Rus devlet mekanizmalarını felç edecek kadroları yetiştirmeyi hedeflediği saptanmıştır.

Bu somut istihbarat raporları neticesinde, Rusya Yüksek Mahkemesi 2002 ve 2008 yıllarında aldığı kararlarla örgütün faaliyetlerini tamamen yasaklamış, okullarına el koymuş ve tüm yabancı çalışanlarını sınır dışı etmiştir. Rusya gibi istihbarat hafızası son derece güçlü bir devletin bu kararı alması, yapının eğitim dışı misyonunu tescilleyen en büyük uluslararası adli kararlardan biridir.

Geleceğin Elitlerini Devşirme

FETÖ’nün Orta Asya’daki okulları sadece fiziki ajanların barındığı yerler olmamış, casusluk literatüründe İnsan İstihbaratı olarak adlandırılan yöntemin en rafine uygulandığı merkezler haline gelmiştir.

Örgütün bu okullarda uyguladığı casusluk ve devşirme metodolojisi adım adım şu şekilde işlemiştir:

Okullara kabul edilecek öğrenciler rastgele seçilmemiştir. Bölge ülkelerinin başbakanları, bakanları, ordu generalleri, istihbarat başkanları ve güçlü iş insanlarının çocukları özel burslar ve sınav hileleriyle bu okullara çekilmiştir.

Okula giren her öğrencinin ailesinin tüm zaafları, finansal durumları, siyasi eğilimleri ve zaafları örgütün "rehber öğretmenleri" (aslında hücre sorumluları) tarafından detaylıca raporlanmıştır. Bu veriler, doğrudan örgütün arşivlerine aktarılmıştır.

Çocuklar, ailelerinden koparılarak yatılı okullarda ve "ışık evleri" adı verilen hücre evlerinde manipülatif tekniklerle eğitilmiştir. Onlara kendi devletlerine veya ailelerine değil, doğrudan örgüt liderine (dolaylı olarak da arkasındaki küresel güce) koşulsuz sadakat duymaları aşılanmıştır.

Okullardan mezun olan elit çocukları; aldıkları kaliteli dil eğitimi sayesinde hızla kendi ülkelerinin Dışişleri Bakanlıklarına, Genelkurmay başkanlıklarına, istihbarat servislerine ve stratejik enerji şirketlerine yerleştirilmiştir.

Bu metot sayesinde CIA ve diğer ortak çalışan Batılı servisler, Orta Asya devletlerinin en gizli kararlarının alındığı masalara doğrudan ajan yerleştirmek zorunda kalmamıştır. Örgütün yetiştirdiği yerel unsurlar, zaten o devletlerin en kritik koltuklarına oturmuş ve kendi ülkelerinin sırlarını örgüt hiyerarşisi üzerinden Batılı servislere düzenli olarak aktaran birer "gönüllü etki ajanına" dönüştürülmüştür.

Kırgızistan: En Derin Sızmanın Örneği

Orta Asya’da FETÖ’nün devlet mekanizmasını en derinden felç ettiği ve adeta esir aldığı ülke Kırgızistan olmuştur. Ülkede "Sebat" (sonraki adıyla Sapat) adıyla faaliyet gösteren okul ağı, Kırgızistan’ın eğitim sisteminin neredeyse tek hakimi haline gelmiştir.

Kırgızistan’da yetiştirilen örgüt mensupları, devletin tüm kademelerine o kadar yoğun sızmıştır ki, Türkiye’nin 15 Temmuz sonrası yaptığı tüm resmi iade ve kapatma talepleri Kırgız bürokrasisi tarafından sistematik olarak bloke edilmiştir.

Kırgızistan, örgütün Orta Asya’daki operasyonlarını yönettiği, finansal kaynaklarını akladığı ve sıkışan örgüt üyelerine yeni pasaportlar sağlayarak Batı’ya kaçırdığı ana lojistik üs işlevini sürdürmüştür. Bir devletin kendi egemenlik haklarını, başka bir devlet dışı aktörün ve onun arkasındaki istihbarat servisinin kullanımına sunmasının dünyadaki en somut örneği Kırgızistan’da yaşanmıştır.

Örgütün Orta Asya ve Kafkasya’daki okul projeleri, sıradan bir sivil toplum faaliyeti veya eğitim gönüllülüğü hareketi değildir. Karşımızdaki yapı; küresel bir istihbarat servisinin (CIA) bölgesel hedeflerine ulaşmak için taşeron olarak kullandığı, diplomatik koruma sağladığı, finansal olarak beslediği ve insan kaynağı devşirdiği son derece profesyonel bir asimetrik harp enstrümanıdır.

Gündeş’in anılarından Özbekistan’ın sınır dışı kararlarına, FSB’nin resmi raporlarından Kırgızistan’daki kurumsal esarete kadar tüm somut tarihsel gelişmeler; FETÖ okullarının, Soğuk Savaş sonrası dönemde sınır aşırı casusluk faaliyetlerinin nasıl yürütüldüğünü gösteren en büyük ve en tehlikeli laboratuvar çalışması olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlamaktadır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.